Berlin’de Gazze Mahkemesi 2026: Almanya’nın Soykırımdaki Suç Ortaklığı Tartışıldı

Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenen Gazze Mahkemesi 2026’da, Almanya’nın Gazze’de yaşanan soykırımdaki rolü ve İsrail’e verdiği desteğin hukuki ve siyasi sonuçları ele alındı. Çeşitli örgüt ve kişilerin katıldığı mahkemede, Almanya’ya karşı başlatılması planlanan hukuki girişimlerin zemini ve mücadele yöntemleri tartışıldı.

featured
Paylaş
Berlin’de Gazze Mahkemesi 2026: Almanya’nın Soykırımdaki Suç Ortaklığı Tartışıldı Haberi sesli dinleyebilirsiniz
00:00 --:--
Hız

BERLİN – Almanya’nın başkenti Berlin’de, Almanya’nın Gazze’de yaşanan soykırımdaki rolünü ortaya koymak ve Alman devletine karşı hukuki girişimlere zemin hazırlamak amacıyla Gazze Mahkemesi 2026 (Gaza Tribunal 2026) gerçekleştirildi. “Uluslararası Hukuk İçin Alman Hukukçular” (Deutsche Juristen für das Völkerrecht) derneğinin düzenlediği etkinlikte, farklı örgütlerden temsilciler, hukukçular, gazeteciler ve aktivistler bir araya geldi.

Mahkemenin oturumlarında Almanya’nın İsrail’e silah sevkiyatları, Gazze’de sağlık sisteminin yıkımı, Filistin’le dayanışma hareketine yönelik baskılar, medyanın savaş ve soykırımın meşrulaştırılmasındaki rolü ve Avrupa Birliği’nin İsrail politikası tartışıldı.

Almanya İsrail’in ikinci büyük silah tedarikçisi

Mahkemenin ikinci oturumunda Avrupa Anayasal ve İnsan Hakları Merkezi’nden (ECCHR) hukukçular Alexander Schwarz ve Dr. Sue Gonzalez Hauck’ın da aralarında bulunduğu uzmanlar, Almanya’nın İsrail’e silah sevkiyatlarını ve bu sevkiyatlara karşı yürütülen hukuki süreçleri ele aldı.

ETHA’nın aktardığına göre, Almanya İsrail’in en önemli ikinci silah tedarikçisi konumunda. Oturumda, Almanya’dan yapılan ve hukuka aykırı olduğu belirtilen silah sevkiyatlarının Gazze’deki soykırımın sürdürülmesine katkıda bulunduğu ifade edildi. Bu sevkiyatlara karşı çeşitli dava ve hukuki girişimlerin sürdüğü belirtildi.

Mahkemede, Almanya’nın İsrail’e verdiği desteğin yalnızca diplomatik ilişkiler çerçevesinde değil, uluslararası hukuk ve devletlerin sorumluluğu açısından da sorgulanması gerektiği vurgulandı.

Gazze’de sağlık sistemi hedefte

İlk oturumda, 37 yıldır sağlık hakkı alanında çalışma yürüten İnsan Hakları için Doktorlar–İsrail örgütünden Milena Ansari, Gazze’de sağlık sisteminin karşı karşıya olduğu yıkımı anlattı.

Ansari, yaşananların hastanelerin bombalanmasıyla sınırlı olmadığını, sağlık sisteminin bütününün uzun vadeli biçimde tahrip edildiğini belirtti. Ansari, Gazze’de yaklaşık 18 bin hastanın kritik sağlık durumunda olduğunu, bunların 4 bininin çocuk olduğunu söyledi. Yardımların ulaştırılmasının önündeki engellere de dikkat çekti.

Oturumda ayrıca Dr. Abu Safiya’nın serbest bırakılması ve Gazze, Batı Şeria ile Doğu Kudüs arasında tıbbi koridorun yeniden açılması talepleri dile getirildi.

Filistin’le dayanışma gösterenlere yönelik baskılar

Mahkemenin üçüncü oturumunda, Almanya’da “Ulm5” olarak bilinen beş aktivist hakkında Stuttgart-Stammheim’da yürütülen dava ele alındı. Aktivistlerin avukatları, davanın siyasi saiklerle şekillendiğini savunurken Filistin’le dayanışma gösterenlere yönelik baskıların arttığına dikkat çekti.

ETHA’nın aktardığına göre, beş aktivist 2025 yılında Elbit Systems Deutschland tesisindeki silah üretimini durdurmayı amaçlayan bir eylem gerçekleştirdi. Aktivistlerin bir yılı aşkın süredir tutuklu bulunduğu ve yargılamanın sonucunu beklediği belirtildi. Oturumda, göç hukuku üzerinden uygulanan baskılar ve aktivistlerin vatandaşlıktan çıkarılması tartışmalarının da altı çizildi.

Gazze filosu katılımcıları yaşadıklarını anlattı

Dördüncü oturumda, Gazze filosuna katılan dört kişi İsrail’in alıkoyma uygulamalarını ve cezaevlerinde yaşadıklarını aktardı. Konuşmacılar, filoların meşruiyetini ve teknelerin İsrail ordusu tarafından durdurulmasının hukuki boyutunu gündeme getirdi.

ZORA sözcüsü Anna Liedtke de daha önce kamuoyuna açıkladığı şiddet iddialarını ve bu konuda atılan hukuki adımları anlattı. Liedtke, Birleşmiş Milletler özel raportörlerinin İsrail’e iddiaları içeren bir yazı ilettiğini ve filo katılımcıları adına Uluslararası Ceza Mahkemesi önünde hukuki süreç yürütüldüğünü belirtti.

Oturumda ayrıca Filistinli tutuklulara yönelik cinsel şiddet iddiaları ve bu ihlallerin uluslararası hukuk kapsamında soruşturulması gerekliliği ele alındı.

Medyanın ve Avrupa Birliği’nin rolü tartışıldı

Beşinci oturumda gazeteci Mirco Keilberth ile Prof. Sabine Schiffer, medyanın Gazze’de yaşananların kamuoyunda nasıl ele alındığı ve savaş suçlarının meşrulaştırılması üzerindeki etkisini tartıştı. Almanya medyasının haber dili ve Alman devletinin “Staatsräson” olarak tanımlanan devlet politikası da gündeme geldi.

Son oturumda ise Avrupa Birliği’nin İsrail politikası ve İsrail yerleşimlerine verilen destek ele alındı. Dr. Sven Kühn von Burgsdorff ve Lucio Gussetti, Avrupa Birliği’nin siyasi irade göstermesi hâlinde İsrail’le ticari ilişkiler üzerinde yaptırım uygulayabileceğini dile getirdi.

Almanya’ya karşı hukuki mücadele tartışıldı

Gazze Mahkemesi 2026’da farklı başlıklar altında yürütülen tartışmaların ortak noktasını, Almanya’nın İsrail’e verdiği desteğin hukuki ve siyasi sorumluluğu oluşturdu. Etkinlikte, silah sevkiyatlarına karşı hukuki girişimlerin sürdürülmesi, Filistin’le dayanışma gösterenlere yönelik baskıların teşhir edilmesi ve Avrupa devletlerinin politikalarının sorgulanması öne çıktı.

Mahkeme, Almanya’nın Gazze politikasına karşı hukuki mücadele yollarının tartışıldığı bir platform olarak gerçekleştirildi. Almanya’ya karşı hangi somut hukuki başvuruların yapılacağı ve bu girişimlerin nasıl ilerleyeceği ise süreç içinde netleşecek.

https://devrimcidusun.org/wp-content/uploads/2021/04/1.png
Giriş Yap

Devrimci Düşün Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Sohbet Et

DEV-KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı

Merhaba, Ziyaretçi 👋

Bugün nasıl yardımcı olabilirim?

Dünya Berlin’de Gazze Mahkemesi 2026: Almanya’nın Soykırımdaki Suç Ortaklığı Tartışıldı

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir