Temel DEMİRER Yazıları

İktisadî Çöküş, Beşerî Çözülme

“Çöküntü de bir çözümdür.”[1]   Müthiş bir alt üst oluşla yüz yüzeyiz. Hem yerel, hem de evrensel bir soru(n) bu. İsteyen istediği gibi adlandırabilir; ancak nasıl sunulursa sunulsun; sürdürülemez kapitalizmin içinde debelendiği III. Büyük Bunalımı’dır yaşanan… “Yaşanan” dedim; o, “küreselleşme” söylencelerinin karaya oturduğu koordinatlarda müthiş gerileme, köklü çöküş ve devasa...

Devamını Oku

Azınlık(ların) Acıları

“Tek kişilik bir azınlık bile olsan gerçek hâlâ gerçektir.”[1]   Franz Fanon sömürge halklar için “Yeryüzünün Lanetlileri” deyimini kullanır. Bu saptama azınlıklar için de geçerlidir.[2] Çünkü azınlıklar, tüm ezilenlerin en alt kesimini oluştururlar. Onlar, her yerde yabancıdır, istenmeyendir, sığıntıdır ve sömürülenler tarafından da aşağılanır, hor görülürler. Yani kelimenin tam anlamıyla...

Devamını Oku

Anın Yazarı: Adalet Ağaoğlu

“Kişi, sorabilmek için okumalıdır.”[1]   Önceleri, “Allah’a inanmıyorum, cenaze istemem. Beni yakın, küllerim savrulsun,” diyen Adalet Ağaoğlu, “Yaşamaktan çok sıkılmıştı, uzun yaşamı boyunca çektiklerinden, gördüklerinden de son röportajında ‘Keşke dünyanın bu hâlini görmeseydim,’ diyecek kadar”…[2] Tedavi gördüğü hastanede, çoklu organ yetmezliğinden hayatını kaybetti. Cenazesi, vasiyeti üzerine Boğaziçi Üniversitesi’nden uğurlanıp, 15...

Devamını Oku

Kardeşim(iz)in ‘Dava’sı (Mı?)!

 “Ne gördüğüm gerçeği gizlemekten hoşlanırım, ne de bunu açıkça ifade etmekten korkarım.”[1] Hrant Dink’in sırtından vurularak katliyle; Ermeni Soykırımı’nın, bir buçuk milyon insanı bulmuş kurban sayısına, 19 Ocak 2007 günü dünyanın gözleri önünde, bir kişiyi daha ekledi! Takvimler  insan(lık)ın vicdanını sızlatan, kanatan sayısız kitlesel katliama tanıktır. Hrant’ın katli, bu kanlı...

Devamını Oku

İşçi Sınıfı Deyince[1]

“İnsan kalmanın tek yolu, bu insanlık dışı sisteme karşı savaşmaktır.”[2] Kapitalist sömürüden ve/veya kapitalizmin ücretli kölelik cehenneminden söz etmeden işçi sınıfına dair bir şeyler söylemek imkânsızdır. Çünkü kapitalist üretim tarzı, üreticilerin üretim araçlarının sahipliğinden yoksun kalıp işçileşmelerine ve o nedenle sermayenin emri altına girerek kendilerine yabancılaşan emek ürünleri üretmelerine dayanırken;...

Devamını Oku

V.İ.LENİN ve Ekim Devrimi

“Kimsenin kuşkusu olmasın; onları [kapitalizmi] mutlaka yeneceğiz!”2 Bu bağlamda Ekim Devrimi’nden -hakkını vererek- söz etmek, güç olduğu kadar, büyük bir sorumluluk isteyen meseledir. Tıpkı V. İ. Lenin’in, “Büyük kelimeleri temkinle kullanmak gerek. Bunları büyük davalara dönüştürmenin güçlükleri de devasadır. Ama bu güçlüklerden laf salatasıyla kaçınmak, ciddi görevlerden hayalci uydurmalarla uzak...

Devamını Oku

Hâlâ Onlarlayız; Onlardanız[*]

“Hiçten hiçbir şey çıkmaz, var olan hiçbir şey yok edilemez.”[1] Ve gerçekten de bu işi iyi yapıyorlar,” diye betimlerken içinden geçilen -zorlu!- kesiti Jordan Maxwell; Fyodor Mihayloviç Dostoyevski de şu satırlarıyla -yıllar öncesinden- bugün(ümüz)ü anlatır sanki: “Duygusuzluğun, bilgisizliğin, tembelliğin, yeteneksizliğin, hazıra konmak isteyen bir kuşağın devridir. Kimse bir şeyin üzerinde...

Devamını Oku

Aydın Duruşu ve Sorumluluğu[*]

“Düşünmek, bir yıkıma hazırlanmaktır.”[1] Bir zamanlar, Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk, Türkiye’de siyasetten kaçmanın imkânsız olduğunu ve bazen “ağzını kapalı tutmayı” başaramadığı vurgusuyla; “Aslında benim siyasi sorunlarım kitaplarımın birçok dile çevrilmesiyle başladı. Çoğu zaman olmasa da bazen ağzımı nasıl kapatacağımı bilmiyorum. Sinirleniyorsunuz ve sorunun etrafından dönmek yerine gerçekleri anlatmak istiyorsunuz. Türkiye’de sadece güller ve...

Devamını Oku

Bir Sevdadır Tiyatro[*]

“Vaiz vaizdir, tiyatro da tiyatrodur.”[1] Tiyatro bir sevdadır; ben de sevdalılarındanım. “Tiyatro” deyince… ‘Bir Delinin Hatıra Defteri’nde Nikolay Vasilyeviç Gogol’ün, “Bu dünyada hiçbir şey kalıcı değildir”… ‘Keşanlı Ali Destanı’nında Haldun Taner’in, “İnsanın eski huyu/ Kendine hep bir put yapar/ Oldum bittim böyle bu/ Kendi yapar kendi tapar”… ‘Macbeth’de William Shakespeare’in, “Balık yemek isteyen...

Devamını Oku

Bir İzmirkolik’in Serüveni(*)

“Bardaktan boşanırcasına Bir yağmurdur bizim için yaşamak.”[1] “Geride kaldı” denilen “eski(meyen)” iç savaş günleriydi: Grev çadırlarından, namluya sürülmüş mermi gibi soluk soluğa koşuşturmalardan, civanmert fedakârlıklardan, İzmir’den (ya da Eşrafpaşa’sından) anımsıyorum ‘Baterist’i… 12 Eylül karanlıklarından sonra da, el kapılarının gri gökleri altındaki Paris’teydik; ‘Camcı Hikmet’ti lakabı… İster ‘Baterist’, ister ‘Camcı Hikmet’…...

Devamını Oku

Anadili Nefes Almaktır

“Skudas nana nena!”[1] Anadili, aldığımız nefes kadar önemlidir. Dikkat “anadil” değil; anadili diyorum: Çünkü anadil birçok dile köken olan, birçok dili doğuran dil anlamındadır. Başka bir ifadeyle, anadil, kendisinden başka diller türetilmiş olan dil demektir. Anadili ise insanın çocukken anasından, evindekilerden ve bağlı olduğu topluluktan öğrendiği dildir. UNESCO’nun 21 Şubat...

Devamını Oku

Hayallerimizi Emziren Yazmak Eylemi[*]

“Derin ıstıraplar güçlü karakterler doğurur… Karakterlerin heybetine baktığında… baştan aşağı yara izi doludur…”[1] “Türkiye’yi büyük bir hapishaneye çevirenlerin herkesi herkese ötekileştirdiği bir ülke ki burası, herkes herkesin üveyi olmuş durumda. Bu göz ardı edemeyeceğimiz büyük bir acı gerçek. Ama bir de şu var. Henüz tam kayıp değil vicdan, merhamet, dayanışma,”[2] biçiminde...

Devamını Oku
Giriş Yap

Devrimci Düşün Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!