ANKARA – Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde 15 Mayıs 2026’da ilan edilen Ebola salgını giderek ağırlaşıyor. Associated Press’in 31 Ekim’de yayımladığı habere göre, ülkede 10 bin 351 vaka ve 5 bin 26 ölüm kaydedildi. Bu veriler, salgının Ebola tarihindeki en ağır salgınlardan biri hâline geldiğini gösteriyor.
Salgın komşu ülkelere yayıldı
Ebola vakaları KDC sınırlarının dışına da çıktı. CDC’nin 28 Ekim tarihli verilerine göre Kenya’da dokuz doğrulanmış vaka ve iki ölüm, Nijerya’da ise bir vaka kaydedildi. Uganda’da daha önce görülen vakalarla bağlantılı salgın sona ermiş olsa da ülke, bölgesel yayılım açısından izlenmeye devam ediyor.
Salgının farklı ülkelere ulaşması, sınır aşan sağlık koordinasyonunu ve vakaların erken tespitini daha önemli hâle getirdi. Dünya Sağlık Örgütü, 17 Mayıs’ta salgını uluslararası öneme sahip halk sağlığı acil durumu olarak ilan etmişti.
Çatışmalar ve sağlık hizmetlerindeki eksiklikler mücadeleyi zorlaştırıyor
Salgının merkezinde yer alan KDC’nin doğu bölgelerinde devam eden silahlı çatışmalar, sağlık ekiplerinin hastalara ulaşmasını ve salgının yayılımını takip etmesini güçleştiriyor. Associated Press’in aktardığına göre sağlık çalışanlarına yönelik saldırılar, kaynak yetersizliği ve toplumda sağlık kurumlarına duyulan güvensizlik de mücadeleyi aksatan etkenler arasında.
Yeni vakaların önemli bir bölümünün önceden izlenen temas zincirleri dışında ortaya çıkması, salgının kontrol altına alınmasını zorlaştırıyor. Ayrıca ölümlerin yaklaşık üçte birinin hastaların sağlık hizmetine ulaşmasından önce gerçekleştiği bildiriliyor. Bu durum, erken teşhis ve sağlık hizmetlerine erişimin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.
Sağlık altyapısına erişim hayati önem taşıyor
Salgına Bundibugyo virüsü neden oluyor. Bu virüs türüne karşı onaylanmış bir aşı veya özel bir tedavi bulunmuyor; hastalara belirtilerine yönelik destekleyici sağlık hizmetleri sunuluyor. CDC’nin 28 Ekim tarihli verilerinde farklı ülkelerde toplam 2 bin 788 kişinin iyileştiği bildiriliyor.
KDC’de derinleşen salgın, sağlık altyapısının güçlendirilmesi, sağlık çalışanlarının korunması ve hastaların zamanında tedaviye ulaşabilmesi gerekliliğini gündeme getiriyor. Çatışmaların ve kaynak yetersizliğinin sağlık hizmetlerine erişimi sınırladığı koşullarda salgınla mücadele yalnızca tıbbi müdahaleyle değil, güvenli ve erişilebilir kamusal sağlık hizmetleriyle mümkün olabilir.


































