İSTANBUL – İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, Marmara Bölgesi hapishanelerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin Temmuz, Ağustos ve Eylül 2026 raporunu 6 Kasım’da açıkladı. Rapora göre, üç aylık dönemde derneğe ulaşan başvurular ve basın taraması sonucunda toplam 899 hak ihlali tespit edildi.
İHD’ye 16 hapishaneden 64 başvuru ulaştı. Bunların 62’si Marmara Bölgesi hapishanelerinden, 2’si ise bölge dışındaki hapishanelerden geldi. Başvuruların 10’u kadın, 54’ü erkek mahpuslar tarafından yapıldı. Başvurucular arasında 5 göçmen mahpus bulunurken, 47 başvurunun politik, 17 başvurunun adli nedenlerle hapiste bulunan mahpuslardan geldiği belirtildi.
Marmara Bölgesi hapishanelerinden gelen başvurularda 880, bölge dışındaki hapishanelerden gelen başvurularda 4 ihlal kaydedildi. Basın taramasıyla tespit edilen 15 ihlalin eklenmesiyle toplam sayı 899’a ulaştı.
Kötü muamele ve işkence iddiaları: 258 ihlal
Raporda 258 işkence, darp, kötü muamele ve onur kırıcı davranış ihlali kayda geçirildi. Bu başlık altında 46 psikolojik baskı, 16 fiziki saldırı ve 18 kötü muamele bildirimi yer aldı. Ayrıca 12 çıplak arama, 15 keyfi disiplin cezası ve 17 mahpusun 24 saat kamerayla izlenmesi de rapora yansıdı.
Başvurularda, havalandırmaya çıkış ve dönüşlerde üst araması yapılması, tuvalete gitmek için gardiyan çağırma zorunluluğu, ortak alanlarda ses ve görüntü kaydı alınması gibi uygulamalar da aktarıldı. Bazı mahpusların işkence ve darp iddialarına ilişkin rapor almamaları için tehdit edildiği, şikâyetlerin üzerinin kapatıldığı yönündeki beyanlara da yer verildi.
İHD, değerlendirme bölümünde bu verilerin mahpusların şiddet ve tecrit uygulamalarıyla baskı altına alınmasına yönelik uygulamaların sürdüğünü gösterdiğini belirtti.
Sağlık hakkına erişim engelleniyor
Sağlık ve tedavi hakkına ilişkin 117 ihlal tespit edildi. Mahpusların hastaneye götürülmemesi, sevklerin geciktirilmesi, dilekçelere rağmen revire çıkarılmaması ve reçete edilen ilaçların verilmemesi başlıca sorunlar arasında sıralandı.
Raporda, hastanede ağır hasta bir mahpusun yatağa kelepçelenmesi, kelepçeli muayene dayatması, diş tedavisinin bir yıl sonraya ertelenmesi ve diyalize gitmesi gereken bir mahpusun hastaneye götürülmemesi gibi başvurular yer aldı. Doktor raporuna rağmen diyet yemeği verilmemesi ve hasta mahpusların bakım ihtiyaçlarının karşılanmaması da kayda geçirilen ihlaller arasında.
İHD, sağlık hakkına erişimde yaşanan sorunların mahpusların yaşam hakkıyla doğrudan bağlantılı olduğuna dikkat çekti. Hasta mahpusların tedaviye erişiminin engellenmesi ve tahliye haklarının kullandırılmaması durumunda ölümlerin artabileceği uyarısında bulundu.
Tecrit ve iletişim kısıtlamaları
İletişim hakkı ve tecrit başlığında 136 ihlal kaydedildi. Ağır tecrit ve izolasyon, ortak kullanım alanlarının kullandırılmaması, görüş ve iletişim yasakları, mektuplara sansür uygulanması ve telefon görüşmelerinin kısıtlanması bu kapsamda yer aldı.
Raporda bir mahpusa 80 ay görüş yasağı verildiği, başka bir mahpusun sekiz yıldır ailesiyle görüştürülmediği yönündeki başvurular dikkat çekti. Bazı mahpusların mektuplarının haftalarca bekletildiği, görüşçülerinin keyfi gerekçelerle reddedildiği ve ailelerine yakın hapishanelere sevk taleplerinin karşılanmadığı da belirtildi.
Gazetelerin mahpuslara verilmemesi, yalnızca idarenin belirlediği televizyon kanallarının izlenebilmesi ve radyoların hoparlörlerinin sökülmesi de iletişim hakkına yönelik kısıtlamalar arasında sıralandı.
Beslenme, temiz su ve hijyen sorunları: 293 ihlal
Rapordaki en yüksek ihlal sayısı, yeterli ve sağlıklı beslenme, temiz suya erişim ve öz bakım ihtiyaçlarının karşılanmaması başlığında kaydedildi. Bu kapsamda toplam 293 ihlal tespit edildi.
Yemeklerin yetersiz, besleyicilikten uzak ve hijyenik olmadığına ilişkin 17 başvuru bulunuyor. Günlük su miktarına getirilen sınırlamalar nedeniyle hijyen sorunları yaşandığına ilişkin 22 ihlal kaydedildi. Suların kirli ve kireçli akması, sık sık kesilmesi, yatakların kullanılamayacak kadar kötü durumda olması ve temizlik malzemelerinin verilmemesi de raporda yer aldı.
Kantinlerde hijyen ürünlerinin ve tuvalet kâğıdının bulunmaması, ürün çeşitliliğinin yetersizliği ve fahiş fiyatlar da mahpusların temel ihtiyaçlarına erişimini zorlaştıran uygulamalar arasında gösterildi. Bazı mahpusların bulaşıklarını tuvalette yıkamak zorunda kaldığı, yatak bulunmadığı için yerde veya ortak alanlarda uyuduğu bildirildi.
İHD, özellikle temiz suya erişimin dahi ücret karşılığında sağlandığı hapishanelerde temel ihtiyaçların ticari bir ilişkiye dönüştürülmesine dikkat çekti. Dernek, mahpusların beslenme ve hijyen ihtiyaçlarını karşılamalarının giderek zorlaştığını belirtti.
Tahliye kararlarında eşitsizlik ve keyfilik
Raporda adalete erişim hakkına ilişkin 28 ihlal, infazda eşitlik ilkesine aykırılıklar kapsamında ise 39 ihlal kaydedildi.
Mahpusların dilekçelerine yanıt verilmemesi, şikâyetlerin işleme konulmaması ve başvurulardan sonuç alınamaması adalete erişim hakkı ihlalleri arasında yer aldı. İnfazda eşitlik başlığında ise haksız tutukluluk ve adil yargılanmama iddialarının yanı sıra koşullu salıverilme hakkının ertelenmesi, infazın yakılması ve tahliyenin engellenmesi gibi uygulamalar aktarıldı.
İHD, Cezaevi İdare ve Gözlem Kurullarının dayanağı bulunmayan değerlendirmeleriyle mahpusların şartlı tahliye ve açık hapishaneye ayrılma haklarının engellendiğini belirtti. Bu uygulamaların hem adli hem de politik nedenlerle hapiste bulunan mahpusların özgürlük hakkını etkilediğini vurguladı.
Üç ayda yedi mahpus yaşamını yitirdi
Raporda, Temmuz-Eylül döneminde biri Marmara Bölgesi hapishanelerinde, altısı bölge dışındaki hapishanelerde olmak üzere toplam yedi mahpusun yaşamını yitirdiği belirtildi. Ölümlerin ikisinin intihar, birinin açlık grevi, ikisinin hastalık, ikisinin ise şüpheli nedenlerle gerçekleştiği bildirildi.
Marmara dışındaki hapishanelerde yaşanan ölümler raporda ayrıca ele alınırken, ihlal toplamına yalnızca Marmara Bölgesi’nde gerçekleşen ölüm kaydı eklendi. İHD, mahpus ölümlerinin sağlık ve tedavi hakkına erişimden işkence ve kötü muameleye kadar uzanan ihlallerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Raporda ayrıca beş açlık grevi, bir açlık grevindeki mahpusa şeker ve tuzun üç gün sonra verilmesi ve bir ölüm orucu kaydı yer aldı. İHD, mahpusların hak ihlallerine karşı protesto eylemlerinin ardından hücre ve iletişim cezalarıyla karşılaştığını, sorunların çözümsüz bırakılmasının açlık grevi ve ölüm orucu gibi eylemleri gündeme getirdiğini belirtti.
Hapishanelerde kapasite fazlası 130 bini aştı
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü verilerine göre, 1 Temmuz 2026’da 427 bin 525 olan toplam mahpus sayısı, 1 Ekim 2026’da 434 bin 337’ye yükseldi. Aynı dönemde hapishanelerdeki kapasite fazlası 123 bin 247’den 130 bin 33’e çıktı.
Üç ayda mahpus sayısı 6 bin 812, kapasite fazlası ise 6 bin 786 kişi arttı. İHD, aşırı doluluğun barınma, beslenme, sağlık, hijyen ve iletişim gibi temel hakların ihlal edilmesine zemin hazırladığına dikkat çekti.
Dernek, kapasite sorununun büyümesine rağmen bu durumu önleyecek adımların atılmadığını, hapishanelerdeki ağır koşulların mahpusların yaşamını ve haklarını doğrudan etkilediğini belirtti.
İHD: Hak ihlalleri dışarıdan yürütülecek mücadeleyle önlenebilir
İHD, raporun yalnızca derneğe ulaşan sınırlı sayıdaki başvuru ve basın taramasıyla tespit edilebilen vakaları kapsadığını, hapishanelerde yaşanan ihlallerin gerçek boyutunun daha büyük olduğunu vurguladı.
Dernek, sorunların çözülmesi yerine hak ve özgürlüklerin yok sayıldığı uygulamaların sürdüğünü, işkence ve ölümlere neden olan olaylarda dahi cezasızlık örneklerinin arttığını belirtti. Hapishanelerdeki hak ihlallerinin yalnızca mahpusların mücadelesiyle değil, dışarıdan yürütülecek mücadelenin desteğiyle önlenebileceğini ifade etti.
İHD, raporun aynı zamanda mahpuslarla ve aileleriyle dayanışma çağrısı olduğunu kaydetti.



































