Kayıp yakınları ve İnsan Hakları Derneği (İHD), gözaltında kaybedilenlerin akıbetinin açıklanması ve sorumluların yargılanması talebiyle Diyarbakır/Amed, Batman, Urfa, İzmir ve Hakkari’de eylemler gerçekleştirdi. Eylemlerde kayıpların fotoğrafları taşınırken, yıllardır sonuçlandırılmayan dosyalara ve ailelerin adalet mücadelesine dikkat çekildi.
Amed: Hamza Arslanoğlu’nun akıbeti soruldu
İHD Amed Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” eyleminin 924’üncü haftasında Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya geldi. Bu haftaki eylemde, 25 Ekim 1995’ten bu yana kendisinden haber alınamayan Hamza Arslanoğlu’nun hikâyesi anlatıldı.
Arslanoğlu’nun oğlu Mesut Arslanoğlu, babasının siyasi çalışmaları nedeniyle JİTEM tarafından takip edildiğini ve kaçırıldığını belirterek yıllardır kendisinden haber alamadıklarını söyledi. Ailenin yaşadığı acıyı anlatan Arslanoğlu, yakınlarının cenazelerine ulaşamamasının ve yaslarını tutamamasının yarattığı ağır yükü dile getirdi.
İHD Amed Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Ali İhsan Demirtaş da Hamza Arslanoğlu’nun HADEP İl Yönetiminde yer alması nedeniyle takip edildiğini aktardı. Demirtaş’ın anlatımına göre Arslanoğlu, kaybedilmesinden önce arkadaşı Ali Tekdağ ile silahlı saldırıya uğradı. 25 Ekim 1995’te Bağlar’da bir arkadaşının dükkânına sığınan Arslanoğlu, takip edildiğini söyledi. Dükkândan ayrılan iş yeri sahibinin geri döndüğünde Arslanoğlu’nu bulamadığını belirten Demirtaş, o tarihten sonra kendisinden bir daha haber alınamadığını ifade etti.
Arslanoğlu’nun kaybedilmesinin ardından ailesinin evine sık sık polis baskınları düzenlendiği, ailenin tehditler nedeniyle İzmir’e taşınmak zorunda kaldığı aktarıldı. Dosyanın sonuçsuz bırakılmasına tepki gösteren kayıp yakınları, Arslanoğlu’nun akıbetinin açıklanmasını istedi.
Urfa: Şefik Geçgel için adalet çağrısı
İHD Urfa Şubesi ve kayıp yakınları, eylemlerinin 86’ncı haftasında Nowada Park AVM önünde bir araya gelerek Şefik Geçgel’in akıbetini sordu.
İHD Kayıplar Komisyonu üyesi Demet Aykut’un aktardığına göre Şefik Geçgel ile ailesi arasında, korucu olan akrabaları Mehmet Geçgel nedeniyle bir arazi anlaşmazlığı yaşandı. Mahkemenin söz konusu arazinin Şefik Geçgel’in ailesine ait olduğuna karar verdiği belirtildi. Aykut, Mehmet Geçgel’in daha sonra Şefik Geçgel hakkında “örgüt üyeliği” ihbarında bulunduğunu söyledi.
Açıklamaya göre 11 Kasım 1993’te Mehmet Geçgel, oğulları ve başka korucuların yanı sıra Üsteğmen Ahmet Şentürk komutasındaki askerler Yılanlı köyüne baskın düzenledi. Şefik Geçgel ile Hamo olarak bilinen kuzeni gözaltına alındı. Aykut, iki kişinin askeri araçla köyden uzaklaştırıldıktan sonra işkenceye maruz bırakıldığını, Hamo Geçgel’in yaralı halde arazide bırakıldığını, Şefik Geçgel’in ise araçla götürüldükten sonra kendisinden bir daha haber alınamadığını aktardı.
Ailenin başvurularının sonuçsuz kaldığını belirten Aykut, dönemin İçişleri Bakanı İsmet Sezgin’in bir soru önergesine verdiği yanıtta köye güvenlik güçleri veya korucular tarafından operasyon düzenlenmediğini söylediğini hatırlattı. İHD, Şefik Geçgel dosyasının aydınlatılması ve sorumluların yargılanması çağrısında bulundu.
Hakkari: Hamit Temel’in akıbeti ve failleri soruldu
İHD Hakkari Şubesi ve kayıp yakınları, eylemlerinin 250’nci haftasında Yüksekova’daki Sanat Sokağı’nda bir araya geldi. Eylemde, 1991 yılında evinden kaçırıldıktan sonra cansız bedeni bulunan Hamit Temel için adalet istendi.
İHD Hakkari Şube yöneticisi Keskin Erol, Temel’in 1991 yılında silahlı ve kar maskeli yaklaşık 10 kişilik bir grup tarafından evinden çıkarıldığını ve zorla götürüldüğünü belirtti. Ailenin jandarma karakoluna, emniyete ve savcılığa başvurduğunu, ancak Temel’in gözaltına alındığının inkâr edildiğini aktardı.
Erol’un açıklamasına göre Temel’in cansız bedeni, kaçırılmasından beş gün sonra Pelan köyünün girişinde bulundu. Ailenin yaptığı başvuruların sonuçsuz kaldığı, soruşturmanın ise kovuşturmaya yer olmadığı gerekçesiyle kapatıldığı belirtildi.
İHD ve kayıp yakınları, Temel’in ölümünün aydınlatılmasını ve sorumluların yargılanmasını talep etti.
Batman: Abdurrahman Çoşkun’dan 1995’ten beri haber alınamıyor
İHD Batman Şubesi ve kayıp yakınları, eylemlerinin 760’ıncı haftasında İnsan Hakları Anıtı önünde bir araya geldi. Bu haftaki açıklamada, 29 Ekim 1995’te kaybedilen Abdurrahman Çoşkun’un akıbeti soruldu.
İHD Batman Şube yöneticisi Sedat Yıldırım’ın aktardığına göre Çoşkun, henüz ortaokul öğrencisiyken askerlerin yönlendirmesiyle bir mağaraya girdiği sırada meydana gelen mayın patlamasında ağır yaralandı; iki arkadaşı ise yaşamını yitirdi. Dört ay hastanede tedavi gören Çoşkun, daha sonra eğitimine devam etti.
Yıldırım, 29 Ekim 1995’te gece saatlerinde askerlerin Çoşkun ailesinin evine baskın düzenlediğini ve Abdurrahman Çoşkun’u gözaltına aldığını belirtti. Aynı köyden başka kişilerin de gözaltına alındığını aktaran Yıldırım, ailenin savcılığa ve askeri tabura yaptığı başvurularda önce Çoşkun’un gözaltında olduğunun söylendiğini, daha sonra ise farklı yanıtlar verildiğini ifade etti.
Ailenin günlerce süren başvurularına rağmen Çoşkun’dan bir daha haber alınamadı. Yıldırım ayrıca Abdurrahman Çoşkun’un babasının da köy meydanında işkence edilerek öldürüldüğünü belirtti. Eylemde, Çoşkun’un akıbetinin açıklanması ve dosyanın aydınlatılması istendi.
İzmir: Ayhan Efeoğlu ve Hüseyin Toraman dosyaları aydınlatılsın
İHD İzmir Şubesi, gözaltında kaybedilenler için Konak’taki eski Sümerbank binası önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Eylemde Ayhan Efeoğlu ve Hüseyin Toraman’ın akıbeti soruldu.
İHD İzmir Şube Yönetim Kurulu üyesi Hatice Erdoğan, Yıldız Teknik Üniversitesi Jeoloji Bölümü öğrencisi Ayhan Efeoğlu’nun 6 Ekim 1992’de okulunun önünde sivil polisler tarafından gözaltına alındıktan sonra kaybedildiğini söyledi. Ailesinin başvurularının sonuçsuz kaldığını belirten Erdoğan, eski özel harekât polisi Ayhan Çarkın’ın 2011’de Efeoğlu’nun gözaltında işkenceyle öldürüldüğüne ve bedeninin gömüldüğüne ilişkin açıklamalar yaptığını hatırlattı. Efeoğlu ailesinin dosyanın yeniden açılması, etkin ve bağımsız soruşturma yürütülmesi ve oğullarının gömüldüğü yerin belirlenmesi yönündeki taleplerinin karşılanmadığını ifade etti.
Açıklamada, 27 Ekim 1991’de evinin önünden silahlı kişilerce kaçırılan Hüseyin Toraman’ın dosyası da gündeme getirildi. Erdoğan, kaçırma olayının ardından polislerin aracı durdurduğu ancak herhangi bir işlem yapmadan ayrıldığı yönündeki anlatımları aktardı. Toraman’ın ailesinin başvurularına rağmen gözaltına alınmasının inkâr edildiğini, eşi Gülay Toraman’ın ise eşinin yurt dışında olduğuna dair ifade vermeye zorlandığını anlattı.
İHD İzmir Şubesi, Ayhan Efeoğlu ve Hüseyin Toraman dosyalarındaki inkâr ve cezasızlık uygulamalarına son verilmesini istedi.
Kayıplar için mücadele sürüyor
Beş kentte gerçekleştirilen eylemlerde ortak talep, gözaltında kaybedilenlerin akıbetinin açıklanması, dosyaların etkin biçimde soruşturulması ve sorumluların yargılanması oldu. Kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları, yıllardır sonuçlandırılmayan dosyaların aydınlatılmasını ve cezasızlık politikalarına son verilmesini istedi.
Kayıpların akıbetini sormak için sürdürülen eylemler, ailelerin hakikat ve adalet talebini kamuoyunun gündeminde tutmaya devam ediyor.


































