Ekim ayının ikinci yarısında dünyanın farklı bölgelerinde kitlesel eylemler ve yeni protesto çağrıları gündemde. Avrupa’da Fransa, İtalya ve Belçika’da öğrenciler, sendikalar ve farklı toplumsal kesimler sokaklara çıkarken Hindistan’da seçmen kayıtlarının gözden geçirilmesi sürecine karşı itirazlar büyüyor. Brezilya’da ise işçi hakları ve seçim gündemi etrafında farklı gösteriler düzenleniyor.
Bu hareketleri tek bir merkezden yönetilen ortak bir dalga olarak değerlendirmek mümkün değil. Buna karşın geçim maliyetlerinin artması, kamusal hizmetlere erişimde yaşanan sorunlar, eğitimdeki eşitsizlikler ve hükümetlerin ekonomik tercihleri birçok ülkede toplumsal tepkinin başlıca konuları arasında yer alıyor.
Fransa: Öğrenci eylemleri hayat pahalılığına karşı genişledi
Fransa’da eylül ayında başlayan lise öğrencisi eylemleri, ekim ayında ülke çapında daha geniş bir toplumsal harekete dönüştü. Eğitim kurumlarındaki öğretmen eksikliği, kalabalık sınıflar, yıpranmış okul binaları ve eğitim koşullarına yönelik itirazlarla başlayan gösterilere sendikalar, veliler ve farklı toplumsal kesimler de katıldı.
6 Ekim’de ülke çapında düzenlenen eylemlere Fransa İçişleri Bakanlığının verilerine göre yaklaşık 256 bin kişi katıldı. 13 Ekim’de ise bakanlık, gösterilere katılanların sayısını 161 bin 500 olarak açıkladı. 17 Ekim’de hayat pahalılığı ve gerileyen kamu hizmetlerine karşı düzenlenen gösteriler, hareketin yeni bir aşamaya geçtiğini gösterdi. İçişleri Bakanlığı yaklaşık 550 bin kişinin katıldığını bildirirken örgütleyicilerin tahmini 800 bine ulaştı.
Eğitimden geçim mücadelesine
Öğrencilerin talepleri yalnızca okul binalarının koşullarıyla sınırlı kalmadı. Öğretmen yetersizliği, eğitimde kaynak eksikliği ve üniversiteye geçiş sürecindeki sorunlar, kamusal eğitimin niteliği üzerine daha geniş bir tartışma yarattı. Sendikaların katılımıyla ücretler, emeklilik ve artan yaşam maliyetleri de eylemlerin gündemine girdi.
Hareketin genişlemesinde yakıt fiyatları ve temel ihtiyaçların maliyetine ilişkin tepkiler de etkili oldu. Böylece öğrenci eylemleri, farklı toplumsal kesimlerin ekonomik ve sosyal taleplerini aynı sokak gösterilerinde bir araya getirdi.
17 Ekim’deki gösterilerin önemli bir bölümünün barışçıl yürüyüşler olarak başladığı, bazı kentlerde ise çatışma, yağma ve yangın olaylarının yaşandığı bildirildi. Limoges’te belediye binasının yanması ve başka kentlerde kamu binalarıyla işyerlerinin zarar görmesi, tartışmanın odağına güvenlik politikalarını da taşıdı. Yetkililer geniş çaplı gözaltılar yapıldığını açıklarken gösteriler sırasında polis müdahalelerinin orantılılığına ilişkin eleştiriler de gündeme geldi.
Macron yönetimi güvenliği öne çıkarıyor
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, yaşanan şiddet olaylarının ardından İçişleri Bakanı Laurent Nuñez’in istifa teklifini kabul etmedi. Macron, güvenlik ve istihbarat alanındaki eksikliklerin incelenmesini isterken hükümetin yaklaşımında kamu düzeninin yeniden sağlanması öncelikli yer tuttu.
Ancak protestoların yalnızca güvenlik başlığı altında ele alınması, eylemlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan toplumsal ve ekonomik sorunları ortadan kaldırmıyor. Eğitimde kaynak eksikliği, geçim sıkıntısı ve kamu hizmetlerinin niteliği gibi taleplerin nasıl karşılanacağı, hükümetin önündeki temel sorunlar arasında bulunuyor.
Fransa’daki hareketin önümüzdeki dönemdeki seyri, öğrenci örgütlerinin, sendikaların ve diğer toplumsal kesimlerin eylemleri sürdürüp sürdüremeyeceğine ve hükümetin ekonomik taleplere nasıl yanıt vereceğine bağlı olacak. 19 Ekim itibarıyla eylemlerin bütün ülke çapında kesintisiz devam ettiğini söylemek için yeterli veri bulunmuyor; ancak son haftalardaki seferberlik ve yeni güvenlik önlemleri krizin kapanmadığını gösteriyor.
İtalya: “No Meloni Day” eylemlerinden hayat pahalılığı protestolarına
İtalya’da 16 Ekim’de düzenlenen “No Meloni Day” eylemleriyle öğrenciler, Başbakan Giorgia Meloni hükümetinin eğitim politikalarına, okullardaki yetersiz koşullara ve eğitim bütçesi tercihine karşı sokaklara çıktı.
Roma, Milano, Torino, Bologna, Napoli ve başka kentlerde düzenlenen gösterilerde daha fazla derslik ve eğitim kaynağı talep edildi. Öğrenciler ayrıca silahlanmaya ayrılan kaynaklara karşı çıkarak eğitim için daha fazla bütçe ayrılmasını istedi. Yabancı öğrencilerin sınıflardaki oranına sınır getirilmesini öngören düzenleme de tepki gösterilen başlıklar arasında yer aldı. Gösterilerin Fransa’daki öğrenci hareketiyle dayanışma boyutu da vardı. Örgütleyiciler ülke genelindeki katılımın 400 bini aştığını öne sürdü; bu sayı bağımsız olarak doğrulanmış bir toplam değil, organizatörlerin tahmini olarak değerlendirilmelidir.
Milano’da hayat pahalılığı protestoları ve çatışmalar
Hafta sonu Milano’da hayat pahalılığına ve kamu hizmetlerindeki gerilemeye karşı düzenlenen gösteriler, polisle çatışmaların yaşandığı olaylara dönüştü. 18 Ekim’de Milano’nun merkezinde polis göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su kullandı. Bazı göstericilerin işyerlerine zarar verdiği ve yangınlar çıkardığı bildirildi. Benzer olaylar cumartesi günü Bologna, Brescia, Bergamo ve Torino gibi kentlerde de yaşandı.
Euronews’in 19 Ekim tarihli haberine göre Milano’da cumartesi gününden itibaren 200’den fazla kişi gözaltına alındı. İtalya Başbakanı Meloni, olaylar üzerine güvenlik toplantısı yapılacağını duyurdu.
Bu gelişmeler, ülkedeki öğrenci eylemleriyle hayat pahalılığına karşı tepkilerin aynı dönemde yoğunlaştığını gösteriyor. Bununla birlikte “No Meloni Day” ile Milano’daki çatışmaların tek bir örgütlenmenin parçası olduğu sonucuna varmak için yeterli kanıt bulunmuyor.
İtalya’da önümüzdeki dönemin önemli sorularından biri, eğitim hakkı ve yaşam maliyetleri etrafında ortaya çıkan taleplerin sendikaların ve öğrenci örgütlerinin daha uzun soluklu bir mücadele programına dönüşüp dönüşmeyeceği olacak.
Belçika: Kemer sıkma politikalarına karşı sendikalar ve öğrenciler
Belçika’da Başbakan Bart De Wever liderliğindeki hükümetin bütçe ve ekonomi politikalarına karşı sendikalar, kamu çalışanları, öğrenciler, öğretmenler ve farklı toplumsal kesimler eylemler düzenliyor.
9 Ekim’de Brüksel’de gerçekleştirilen geniş katılımlı gösteriye polis tahminine göre 30 bin, sendikaların tahminine göre ise 50 bin kişi katıldı. Demiryolu çalışanları, öğretmenler, öğrenciler, kamu görevlileri, sanatçılar ve mültecilerle dayanışma örgütlerinin de katıldığı yürüyüşte hükümetin sosyoekonomik politikalarına itiraz edildi.
Bütçe kesintileri ve ücretlerin alım gücü
Sendikalar, hükümetin tasarruf planlarının çalışanların, emeklilerin ve düşük gelirli hanelerin üzerindeki yükü artıracağını savunuyor. Ücretlerin enflasyona göre güncellenmesini sağlayan endeksleme sistemine olası müdahaleler, vergi politikaları ve kamu hizmetlerindeki kesintiler, tepki gösterilen başlıklar arasında bulunuyor.
9 Ekim’deki eylemler sırasında toplu taşıma ve hava ulaşımında aksamalar yaşandı; eğitim ve çocuk bakım hizmetleri de grevden etkilendi. Ana sendikal yürüyüşün büyük ölçüde barışçıl geçtiği, daha küçük gruplarla polis arasında ise çatışmalar yaşandığı bildirildi. Polis göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su kullandı.
12 Ekim’de kamu sektöründeki grevler hizmetleri kısmen durdurdu. Hükümetin bütçe anlaşmasının gecikmesi ve tasarruf planlarına yönelik itirazlar, sendikal hareketin gündemini canlı tuttu.
Öğrenciler de sokakta
Belçika’nın Fransızca konuşulan bölgelerinde öğrenciler, ekim ayının başından itibaren eğitimde kesinti planlarına ve reformlara karşı eylemler düzenledi. Öğrenciler, kendi taleplerinin yalnızca Fransa’daki hareketin uzantısı olarak görülmemesi gerektiğini belirterek ülkedeki eğitim politikalarına özgü itirazlarını öne çıkardı. 17 Ekim’de Brüksel ve Liège’de de öğrenci ağırlıklı gösteriler ve polisle çatışmalar bildirildi.
Belçika’daki mücadelede belirleyici başlıklardan biri, sendikaların bütçe kesintilerine karşı eylemlerini sürdürüp sürdürmeyeceği ve farklı işkollarındaki taleplerin ortak bir programda buluşup buluşmayacağı. Hükümetin tasarruf politikalarına karşı itiraz, yalnızca bütçe rakamlarına değil, bu politikaların toplumsal maliyetinin kimler tarafından üstlenileceğine ilişkin bir mücadeleye de işaret ediyor.

Hindistan: Seçmen kayıtları tartışması ve çiftçilerin yeni eylem takvimi
Hindistan’da ekim ayının ortasında iki ayrı gelişme öne çıktı: Yeni Delhi’de seçmen kütüklerinin gözden geçirilmesi sürecine karşı düzenlenen gösteriler ve çiftçi örgütlerinin yeni eylem çağrıları.
Associated Press’in 16 Ekim’de yayımlanan haberine göre Yeni Delhi’de binlerce kişi, Başbakan Narendra Modi hükümetini ve Seçim Komisyonu Başkanı Gyanesh Kumar’ı protesto etti. Göstericiler, seçmen kayıtlarının gözden geçirilmesi sürecine ilişkin itirazlarını dile getirerek Kumar’ın istifasını talep etti.
Tartışmanın merkezinde, seçmen listelerinden çok sayıda ismin çıkarıldığı iddiası bulunuyor. Haberde 130 milyondan fazla ismin silindiği aktarılırken eleştiriler, işlemlerin özellikle azınlıkları ve Müslüman seçmenleri orantısız biçimde etkileyebileceği yönünde yoğunlaşıyor. Bu iddialar hükümetin kabul ettiği kesinleşmiş bir bulgu olarak değil, tartışmalı seçim kayıtları sürecine ilişkin eleştiriler olarak aktarılmalı. Hükümet ise ayrımcılık iddialarını reddediyor.
Gösterilerin öncesinde gençlik hareketi “Cockroach”un kurucusu Abhijeet Dipke’nin gözaltına alındığı bildirildi. Protestocuların talepleri, seçmen kayıtlarının güvenilirliği ve seçim sürecinin bağımsızlığına ilişkin daha geniş bir tartışmayı da beraberinde getirdi.
Çiftçilerden 23 Ekim ve 26 Kasım çağrısı
Hindistan’da çiftçi hareketi de yeni eylemler için hazırlık yapıyor. Samyukta Kisan Morcha (SKM), 23 Ekim’de ülke çapında eylem çağrısında bulundu. Çiftçi örgütleri ayrıca 26 Kasım’da Yeni Delhi’de ve eyalet başkentlerinde geniş katılımlı bir seferberlik düzenlemeyi planlıyor.
Hindustan Times’ın 19 Ekim tarihli haberine göre çiftçi örgütlerinin gündeminde seçmen haklarının korunması da bulunuyor. SKM temsilcileri, mücadeleyi yalnızca başkentteki bir gösteriyle sınırlamak yerine yerel düzeyde yaygınlaştırmayı hedeflediklerini belirtiyor. Çiftçilerin talepleri arasında ürünler için yasal güvenceye sahip asgari destek fiyatı, ürün alım garantisi, tarım sigortasının yeniden düzenlenmesi ve çiftçi emekliliği gibi başlıklar da yer alıyor.
Burada önemli bir ayrım var: 23 Ekim ve 26 Kasım eylemleri, 19 Ekim itibarıyla açıklanmış gelecek tarihli çağrılardır; henüz gerçekleşmiş eylemler gibi değerlendirilmemeli.
Hindistan’daki gelişmeler, seçim süreçlerine ilişkin demokratik hak talepleriyle tarım politikaları ve çiftçilerin ekonomik güvencesine ilişkin mücadelelerin aynı dönemde gündemde olduğunu gösteriyor. Ancak bu iki hattın ortak bir örgütlenme altında birleştiği sonucuna varmak için mevcut bilgiler yeterli değil.
Brezilya: Çalışma süresinin azaltılması ve seçim gündemi
Brezilya’daki son gelişmeler, Avrupa’daki protestolarla aynı biçimde ilerlemiyor. Ülkede çalışma süresinin azaltılması konusunda önemli bir yasal adım atılırken seçim süreci içinde farklı kentlerde kitlesel gösteriler düzenlendi.
18 Ekim’de Brasília’da binlerce kişi Cumhurbaşkanı Luiz Inácio Lula da Silva’ya destek amacıyla bir araya geldi. Rio de Janeiro’nun Copacabana sahilinde düzenlenen demokrasi etkinliğine ilişkin haberlerde katılım yaklaşık 56 bin olarak tahmin edildi. São Paulo ve başka kentlerde de gösteriler gerçekleştirildi. Bu eylemler, ülkenin yaklaşan ikinci tur seçimleriyle bağlantılı bir siyasi seferberliğin parçasıydı. Dolayısıyla bunları doğrudan hükümet karşıtı protestolarla aynı kategoriye koymak doğru olmaz.
6 gün çalışma, 1 gün dinlenme düzenlemesinde değişiklik
Brezilya’da işçi hareketi açısından öne çıkan gelişme, haftada altı gün çalışma ve bir gün dinlenmeye dayalı 6×1 düzeninin sona erdirilmesine ilişkin anayasal değişiklik oldu. Kongrede kabul edilerek 16 Ekim’de ilan edilen düzenleme, haftalık azami çalışma süresini ücret kaybı olmaksızın 44 saatten 40 saate indirmeyi ve çalışanlara haftada iki gün ücretli dinlenme sağlamayı öngörüyor. Uygulamanın aşamalı biçimde hayata geçirilmesi planlanıyor.
Bu değişiklik, özellikle perakende, konaklama ve düşük ücretli hizmet sektörlerinde çalışanlar bakımından önem taşıyor. Uzun çalışma süreleri, dinlenme hakkı ve işçi sağlığına ilişkin tartışmaların yanı sıra işçilerin yaşamlarını yalnızca ücretli emek etrafında kurmak zorunda kalmaması talebi de gündemde.
Bununla birlikte düzenlemenin kabul edilmiş olması, çalışma koşullarına ilişkin bütün sorunların çözüldüğü anlamına gelmiyor. Uygulamanın hangi takvimle hayata geçirileceği, işyerlerinde nasıl denetleneceği ve çalışanların kazanımlarının nasıl korunacağı önemli başlıklar olmaya devam ediyor.
Brezilya’da tek bir protesto dalgasından söz edilebilir mi?
19 Ekim itibarıyla eldeki haberler, Brezilya’da Fransa veya İtalya’dakine benzer biçimde ülke çapında kesintisiz devam eden tek bir protesto dalgasını doğrulamıyor. Son günlerdeki gösteriler daha çok seçim sürecindeki siyasi seferberlik ve çalışma hayatındaki değişiklikler etrafında şekilleniyor.
Bu nedenle Brezilya’daki gelişmelerin önemi, yalnızca sokaktaki kalabalıklarla değil, çalışma süresi ve dinlenme hakkı gibi işçi sınıfının gündelik yaşamını doğrudan etkileyen konularda verilen mücadeleyle birlikte değerlendirilmesinde yatıyor.
Ortak başlıklar: Geçim sıkıntısı, kamusal hizmetler ve söz hakkı
Beş ülkedeki gelişmeler aynı siyasi koşullardan kaynaklanmıyor. Fransa’da öğrenci hareketi hayat pahalılığına ve kamu hizmetlerindeki sorunlara karşı genişledi; İtalya’da eğitim politikalarına yönelik itirazlar ile yaşam maliyetleri etrafındaki gösteriler aynı dönemde yoğunlaştı. Belçika’da sendikalar bütçe kesintilerine ve satın alma gücündeki kayıplara karşı mücadele yürütürken Hindistan’da seçim kayıtları ve çiftçilerin ekonomik güvencesi gündemde. Brezilya’da ise çalışma süresinin azaltılmasına yönelik düzenleme ile seçim mitingleri ayrı dinamikler olarak öne çıkıyor.
Bu hareketlerin ortaklaştığı başlıklar şöyle sıralanabilir:
- Geçim ve ücretler: Hayat pahalılığı, satın alma gücü ve temel ihtiyaçlara erişim.
- Kamusal hizmetler: Eğitim kurumlarının koşulları, kamu kaynaklarının dağılımı ve hizmetlerin niteliği.
- Çalışma yaşamı: Çalışma saatleri, dinlenme hakkı, ücretler ve sosyal güvenceler.
- Demokratik haklar: Seçim süreçlerinin güvenilirliği, gösteri hakkı ve siyasi kararlar üzerinde söz sahibi olma talebi.
- Devletin yanıtı: Gösterilerin güvenlik ve kamu düzeni çerçevesinde ele alınması ile taleplere yönelik somut politikalar arasındaki gerilim.
Bu ortak başlıklar, ülkelerdeki hareketlerin tek bir merkezden yönetildiğini ya da aynı hedeflere sahip olduğunu göstermez. Ancak ekonomik ve sosyal politikaların sonuçlarının geniş toplumsal kesimler tarafından tartışmaya açıldığını ortaya koyar.
Önümüzdeki günlerde hangi gelişmeler izlenmeli?
19 Ekim itibarıyla Fransa’da 17 Ekim gösterilerinin ardından hükümetin alacağı önlemler ve öğrenci-sendika hareketinin devam edip etmeyeceği; İtalya’da eğitim ve hayat pahalılığı protestolarının yeni eylemlere dönüşüp dönüşmeyeceği; Belçika’da sendikaların bütçe politikalarına karşı yeni bir grev takvimi açıklayıp açıklamayacağı izlenmesi gereken başlıklar arasında.
Hindistan’da çiftçi örgütlerinin 23 Ekim ve 26 Kasım çağrıları, seçim kayıtları tartışmasının nasıl gelişeceğiyle birlikte takip edilmeli. Brezilya’da ise çalışma süresini azaltan anayasal değişikliğin uygulama takvimi ve seçim sürecindeki toplumsal seferberlik öne çıkıyor.
Farklı ülkelerdeki bu mücadelelerde belirleyici olan yalnızca gösterilere katılanların sayısı değil; taleplerin muhtevası, bu taleplerde ne ölçüde ısrarcı olunduğu, varolan-yaratılan örgütlenmelerin niteliği ve sürekliliğidir. Bu temel etmenler eylemlerin somut kazanımlara dönüşüp dönüşmeyeceği konusunda önemli olacak.

































