COVID-19 salgını nedeniyle çevrimiçi olarak gerçekleşen basın açıklamasında “Tam 25 yıldır bu dosyada ailelerin tüm başvuruları sonuçsuz bırakıldı. Etkin bir soruşturma ve kovuşturma süreci işletilmeyerek maddi gerçek açığa çıkarılmadı, ceza adaleti sağlanmadı” denildi.

‘AİHM’de hükümet ihlali kabul etti

Cumartesi Anneleri ve İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara karşı Komisyon adına yapılan açıklamada 27 Ekim 1995 günü Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul komutasındaki askerlerin Yüksekova’nın Ağaçlı Köyü’ne yaptığı baskın sonucunda 73 yaşındaki Abdulkerim (Şemsettin) Yurtseven,  18 yaşındaki Mikdat Özeken ve 13 yaşındaki Münür Sarıtaş’ın askeri araca bindirilerek Yüksekova İlçe Jandarma Taburu’na götürüldüğü belirtildi. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Onları sormak için tabura giden aileler, Mikdat’ı kanlar içinde gördü. Binbaşı Yurdakul, ‘24 saat gözaltında tutulacaklar’ dedi. Aileler tekrar tabura gittiğinde ise ‘kimseyi gözaltına almadık, bir daha buraya gelmeyin’ dendi. 

Olay Hakkari Ağır Ceza Mahkemesi kayıtlarında şu şekilde yer aldı: ‘Sanık Yurdakul’un komutasındaki birlik, Ağaçlı köyünden Şemsettin Yurtseven, Mikdat Özeken ve Münür Sarıtaş adlı köylüleri dövmüş, yaşlı olan Yurtseven yediği tekmeler sonucu ölmüştür. Bunu gören Yurdakul, diğer iki köylünün tanıklık edeceğini düşünerek öldürülmesi kararı vermiştir. İki köylü daha sonra tabura ait eğitim sahasında bir çukur içinde tarandıktan sonra benzin dökülerek yakılmıştır. Aynı çukura gömülen köylülerin cesedi köpekler tarafından çıkarılınca, köylülerin cesetleri bu kez taburun yakınlarından geçen çaya atılmıştır.’

“Gözaltı işlemini gerçekleştirenler arasında bulunan itirafçı Kahraman Bilgiç, anılarını yazdığı kitapta ve savcıya verdiği ifadede üç köylünün gözaltına alınması ve öldürülmeleri ile ilgili süreci tüm detayları ile anlattı.

Yüksekova Komanda Taburunda görevli bir asker de terhis olduktan sonra, Abdülkerim Yurtseven’in dövülerek, Mikdat Özeken ve Münür Sarıtaş’ın ise Binbaşı Yurdakul’un talimatıyla itirafçı Kahraman Bilgiç ve Yüzbaşı Nihat Yiğiter tarafından kurşuna dizilerek öldürüldüğünü açıkladı. Açıklama ana akım medyada yer aldı.”

816. haftanın açıklamasına göre, dava 12 Kasım 1999’da delil yetersizliği gerekçesiyle kesin beraat hükmü ile sonuçlandı. Ailelerin yaptığı temyiz başvurusu Yargıtay tarafından reddedildi ve 2 Nisan 2001 tarihinde beraat kararı onaylandı. Açıklamada “AİHM’e taşınan ve  18 Aralık 2003 tarihinde sonuçlanan davada AKP hükümetinin ihlali kabul ederek tazminat ödeme yoluna gittiği”  belirtildi. 

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
k_zg_n
Kızgın
0
_a_rm_
Şaşırmış
https://devrimcidusun.org/wp-content/uploads/2021/04/1.png
Giriş Yap

Devrimci Düşün Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!