İZMİR – Cezaevi idaresi tarafından uygulanan “tutuklu kimlik kartı” zorunluluğu, herhangi bir yasal dayanağa dayanmadığı halde tutukluların ziyaret, telefon ve diğer temel haklarını kullanmalarını engelliyor. Özbay’ın vasisi Emir Karakum, bu uygulamanın Adalet Bakanlığı’na bağlı bir “Güvenlik Standardı” kılavuzuna dayandırıldığını ancak söz konusu kılavuzun kamuoyuna ve avukatlara kapalı tutulduğunu belirtti. Benzer uygulamanın aynı kampüsteki erkek cezaevinde görülmemesi, keyfi ve ayrımcı tutumu ortaya koyuyor.
Sağlığın Kötüleşmesi ve Yetkililere Çağrı
Özbay’ın sağlık durumuna ilişkin endişeler artıyor. Vücudunda kararmalar, sırtında kabuklanmalar ve dizlerinde morarmalar oluştuğu, 27 Mayıs’ta 43 kiloya düştüğü aktarıldı. Avukatları ve yakınları, Adalet Bakanlığı ile cezaevi idaresine sorunun acilen çözülmesi çağrısında bulundu. Karakum, “Tuğçenur Özbay’ın başına gelebilecek olumsuzluklardan Adalet Bakanlığı ve cezaevi idaresi sorumludur” diyerek bürokratik gecikmelerin kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Tuğçenur Özbay, kamuoyuyla paylaşılan mektubunda açlık grevinin amacını net bir şekilde ortaya koydu: Hapishanede var olan haklarını “suçlu kimliği” taşımadan kullanabilmek. Toplumsal mücadelelerle dayanışmasını sürdürdüğünü belirten Özbay, yüzünü halka, hakka ve adalete dönük tuttuğunu ifade etti. Yetkililerin bu hukuksuz uygulamayı sonlandırması, temel hakların engellenmesine son verilmesi talep ediliyor.





































