RİZE – ÇAYKUR’un kota ve kontenjan uygulamaları nedeniyle üreticiler, hasat ettikleri çayı devlet kurumuna veremiyor. Birçok noktada çay yüklü kamyonlar saatlerce özel sektör fabrikaları önünde bekletiliyor. Üreticiler, kendi imkanlarıyla taşıdıkları ürünleri düşük fiyatlarla elden çıkarmak zorunda bırakılıyor. Bu süreç, tarım emekçilerinin geçim kaynaklarının sistematik olarak daraltıldığını gösteriyor.
‘Yeter, Bu İşe Son Verilmeli’
Üreticiler, alım merkezlerinde yükleyici eksikliği gibi temel sorunlarla karşı karşıya. Haftada belirli günlerde alım yapılmaması ve kontenjan sınırlamaları, “Yeter, bu işe bir son verilmeli” tepkilerini yükseltiyor. Bir üretici, “Üretici mi yükleyici mi belli değil artık” diyerek yaşanan rezilliği dile getirirken, başka bir üretici ÇAYKUR’un mesajlarını eleştirerek milletin kandırıldığını vurguluyor. Bu tepkiler, video kayıtları ve sosyal medya paylaşımlarıyla kamuoyuna taşınıyor.
Sistemik Sorunlar ve İkinci Sürgün Dönemi Uyarısı
Mevcut politikalar değişmezse ikinci sürgün çay kampanyasında mağduriyetin daha da derinleşeceği belirtiliyor. Çay üretimiyle geçinen emekçi aileler, hem devlet kurumunun bürokratik engelleriyle hem de özel sektörün ucuz alım politikalarıyla mücadele etmek zorunda kalıyor. Bu tablo, küçük üreticilerin küresel kapitalist sistem içindeki kırılgan konumunu ve tarım alanındaki eşitsiz güç ilişkilerini yansıtıyor.




































