İSTANBUL – BM uzmanları, Türkiye’de insan hakları alanındaki çalışmalar nedeniyle çok sayıda savunucu ve avukatın “terör propagandası”, “suç örgütü üyeliği” gibi suçlamalarla karşı karşıya kaldığını belirtti. Keyfi gözaltılar, tutuklamalar ve uzun tutukluluk süreleri, bu kişilerin mesleki faaliyetlerini engelleyen ve toplum üzerindeki korku iklimini derinleştiren yöntemler olarak sıralandı.
Baskı Mekanizması
Türkiye’de iktidar, yargıyı sistematik bir baskı aracı olarak kullanarak insan hakları savunucularını ve avukatları “kriminalize” etmekte, böylece emekçi halkın hak arama mücadelesini ve adalet taleplerini boğmaya çalışmaktadır. Bu politika, özellikle Kürt halkına, sol ve muhalif kesimlere yönelik operasyonlarda yoğunlaşmakta; bağımsız hukukçuların savunma hakkını fiilen ortadan kaldırmaktadır. BM’nin uyarısı, burjuva devlet aygıtının giderek otokratik bir yapıya dönüştürülmesinin somut bir sonucunu yansıtmaktadır.
Sistemin Yapısal Sorunları
İnsan hakları savunucularına ve avukatlara yönelik saldırılar, emperyalist kapitalizmin dayattığı neo-liberal rejimlerin tipik özelliğidir. Türkiye’de bu uygulama, muhalefeti susturma, kamu kaynaklarını yağmalama ve sermaye ile iktidar ittifakını koruma stratejisinin bir parçası haline gelmiştir. Bağımsız avukatların ve hak örgütlerinin kriminalize edilmesi, halkın temel hak ve özgürlüklerini savunma kapasitesini zayıflatmakta, faşizan yönetim modelini pekiştirmektedir.
BM uzmanlarının çağrısı, Türkiye’deki baskı rejiminin uluslararası kamuoyunda yarattığı rahatsızlığın bir göstergesidir. Ancak BM gibi emperyalist kurumların açıklamaları genellikle pratikte bağlayıcı olmaktan uzaktır. Türkiye’de insan hakları savunucuları ve avukatlara yönelik kriminalizasyonun sona erdirilmesi, ancak emekçi halkın ve muhalif güçlerin örgütlü mücadelesiyle mümkün olabilecektir.





































