Dünya 25 Yılda Silahlanmaya 50 Trilyon Dolardan Fazla Harcadı: İnsanlığın Kaynakları Savaş Ekonomisine Akıyor

Dünya genelinde askerî harcamalar 2000–2025 döneminde enflasyondan arındırılmış yaklaşık 50,6 trilyon dolara ulaştı. Yalnızca 2025’te 2,887 trilyon dolar askerî harcamalara ayrıldı. ABD, Çin, Rusya ve diğer büyük güçlerin öncülük ettiği silahlanma yarışı büyürken milyarlarca insan yoksulluk, açlık, barınma sorunu ve temel kamu hizmetlerine erişim mücadelesiyle karşı karşıya. Emperyalist rekabet ve silah tekellerinin kâr düzeni, insanlığın ortak kaynaklarını savaş hazırlıklarına yöneltiyor.

featured
Paylaş
Dünya 25 Yılda Silahlanmaya 50 Trilyon Dolardan Fazla Harcadı: İnsanlığın Kaynakları Savaş Ekonomisine Akıyor Haberi sesli dinleyebilirsiniz
00:00 --:--
Hız

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsünün (SIPRI) Nisan 2026’da yayımladığı verilere göre, dünya genelindeki askerî harcamalar 2025’te 2 trilyon 887 milyar dolara yükseldi. Böylece küresel askerî harcamalar art arda 11’inci yılında da büyüdü ve şimdiye kadarki en yüksek düzeyine ulaştı. 2025’teki artış, enflasyondan arındırılmış olarak yüzde 2,9 oldu.

SIPRI’nin sabit 2024 dolarlarıyla hazırlanan yıllık serisi, askerî harcamaların 2000’de yaklaşık 1,27 trilyon dolar düzeyindeyken 2025’te yaklaşık 2,77 trilyon dolara çıktığını gösteriyor. Bu, 25 yılda reel olarak yaklaşık yüzde 118’lik artış anlamına geliyor. Aynı dönemin yıllık harcamaları toplandığında toplam yaklaşık 50,6 trilyon dolara ulaşıyor. Bu hesap, 2000–2025 arasındaki 26 takvim yılını kapsıyor.

Silahlanma yarışı hız kesmiyor

Askerî harcamalardaki yükseliş, yalnızca birkaç ülkenin bütçe tercihlerinden ibaret değil. Büyük güçler arasındaki nüfuz mücadelesi, enerji ve doğal kaynakların denetimi, ticaret yolları, askerî ittifaklar ve bölgesel hâkimiyet arayışları silahlanma yarışını besliyor.

SIPRI verilerine göre, 2025’te en fazla askerî harcama yapan beş ülke ABD, Çin, Rusya, Almanya ve Hindistan oldu. Bu beş ülkenin toplam harcaması yaklaşık 1,686 trilyon dolara, dünya toplamının yüzde 58’ine ulaştı. NATO üyesi 32 ülkenin askerî harcamaları ise toplam 1,581 trilyon dolarla küresel harcamaların yüzde 55’ini oluşturdu.

Bu tablo, askerî kaynakların dünya genelinde eşit dağılmadığını ve büyük güçlerin silahlanma düzeninde belirleyici konumda olduğunu gösteriyor. Bir yanda askerî bütçeler büyürken diğer yanda sağlık, eğitim, sosyal güvenlik ve barınma gibi temel ihtiyaçlar için ayrılan kaynaklar üzerindeki baskı sürüyor.

Ülkelerin 2025 askerî harcamaları

Aşağıdaki tablo, SIPRI’nin 2025 yılı için en yüksek askerî harcamaya sahip 40 ülkeye ilişkin verilerini gösteriyor. Tutarlar cari ABD dolarıyla verilmiştir; bu nedenle 2000–2025 döneminin toplamıyla doğrudan karşılaştırılmamalıdır. Köşeli parantez içindeki değerler SIPRI’nin tahminlerini belirtir.

SıraÜlke2025 askerî harcaması (milyar dolar)
1ABD954
2Çin336
3Rusya190
4Almanya114
5Hindistan92,1
6Birleşik Krallık89,0
7Ukrayna84,1
8Suudi Arabistan83,2
9Fransa68,0
10Japonya62,2
11İsrail48,3
12İtalya48,1
13Güney Kore47,8
14Polonya46,8
15İspanya40,2
16Kanada37,5
17Avustralya35,3
18Türkiye30,0
19Hollanda28,9
20Cezayir25,4
21Brezilya23,9
22Tayvan18,2
23Singapur17,4
24Norveç17,0
25İsveç16,5
26Endonezya15,0
27Danimarka14,9
28Belçika14,5
29Kolombiya14,5
30Meksika13,6
31Pakistan11,9
32Vietnam10,5
33Romanya9,7
34Yunanistan8,4
35Kuveyt8,1
36Finlandiya8,1
37İsviçre7,6
38İran7,4
39Çekya7,1
40Irak6,4

<text color=”secondary” size=”sm”>Kaynak: SIPRI, Trends in World Military Expenditure, 2025, Nisan 2026. Tutarlar milyar ABD dolarıdır; yuvarlama nedeniyle toplamlar farklılık gösterebilir.</text>

Tablodaki ülkeler arasında harcama düzeyleri bakımından büyük farklar bulunuyor. ABD’nin 954 milyar dolarlık bütçesi, ikinci sıradaki Çin’in harcamasının yaklaşık 2,8 katı. İlk 15 ülke tek başına 2,304 trilyon dolar harcadı; bu tutar dünya toplamının yaklaşık yüzde 80’ine karşılık geliyor.

Savaş ekonomisi kimin çıkarına?

Silahlanma yarışı, devletler arasındaki rekabetin yanı sıra silah üreticileri ve askerî teknoloji şirketleri için de büyük bir pazar yaratıyor. Savaş uçakları, füzeler, zırhlı araçlar, mühimmat, askerî yazılımlar ve gözetleme sistemleri için ayrılan bütçeler, savunma sanayisindeki büyük şirketlere milyarlarca dolarlık siparişler sağlıyor.

Kapitalist ekonomide üretimin önemli bir bölümü toplumsal ihtiyaçlardan ziyade kârlılık ve rekabet ölçütleriyle şekilleniyor. Silah sanayisi de bu düzenin dışında değil. Devletlerin askerî bütçeleri büyüdükçe şirketlerin satış ve üretim olanakları genişliyor; silahlanma programları uzun vadeli sözleşmelerle kamu kaynaklarını yıllarca aynı sektöre bağlıyor.

Emperyalist güçler arasındaki rekabet, bu mekanizmayı daha da güçlendiriyor. Büyük devletler ekonomik ve siyasi nüfuzlarını korumak, stratejik bölgelerde üstünlük sağlamak ve rakiplerini sınırlandırmak için askerî kapasitelerini artırıyor. Bu süreçte enerji kaynakları, madenler, ticaret yolları ve pazarlar üzerindeki mücadeleler de belirleyici rol oynuyor.

Bu nedenle silahlanma yarışı, yalnızca güvenlik politikaları üzerinden değil, sermayenin çıkarları ve devletler arasındaki güç mücadelesi üzerinden de ele alınmalı. Ancak her ülkenin harcamasının tek bir nedene indirgenemeyeceği; savaş, işgal, caydırıcılık politikaları ve bölgesel güvenlik kaygılarının da farklı biçimlerde etkili olduğu unutulmamalı.

Bu kaynaklar insanlığın hangi ihtiyaçları için kullanılabilirdi?

Askerî harcamaların büyüklüğü, kaynakların başka alanlara aktarılması durumunda hangi toplumsal ihtiyaçların karşılanabileceği sorusunu gündeme getiriyor. Harcamaların tamamının bir anda başka alanlara aktarılması gerçekçi bir varsayım olmasa da bütçelerin önceliklerinin değiştirilmesi, insanlığın yaşam koşullarında önemli farklar yaratabilir.

  • Açlıkla mücadele: Gıda üretimini ve dağıtımını destekleyen, çiftçilerin geçimini güvence altına alan ve yetersiz beslenmeyi önlemeye yönelik programlar genişletilebilir.
  • Sağlık hizmetleri: Hastaneler, birinci basamak sağlık merkezleri, aşı programları, temiz su ve sanitasyon altyapısı için daha fazla kamu kaynağı ayrılabilir.
  • Eğitim: Okulların inşası, öğretmen istihdamı, ücretsiz eğitim materyalleri ve çocukların eğitime erişimini sağlayan sosyal programlar güçlendirilebilir.
  • Barınma: Sosyal konut projeleri geliştirilebilir; evsizliğin azaltılması, uygun fiyatlı kiralık konutların artırılması ve afetlere dayanıklı yerleşimlerin kurulması desteklenebilir.
  • İklim kriziyle mücadele: Yenilenebilir enerji, toplu ulaşım, enerji verimliliği, ormanların korunması ve iklim felaketlerine karşı altyapı yatırımları artırılabilir.
  • Bilim ve ortak teknolojik gelişme: Salgın hastalıkların önlenmesi, tarımsal verimlilik, temiz enerji ve çevre teknolojileri gibi alanlarda uluslararası işbirliği geliştirilebilir.

Bu başlıklar, askerî bütçelerin yerine konabilecek tek ve kesin bir maliyet listesi değildir. Her programın maliyeti, kapsamı ve uygulanacağı bölgeye göre değişir. Ancak trilyonlarca dolarlık askerî harcamaların büyüklüğü, insanlığın ortak ihtiyaçları için kullanılabilecek kaynakların ölçeğini açıkça ortaya koyuyor.

İnsanlığın geleceği silahlanma yarışına mahkûm değil

2025’te dünya genelindeki askerî harcamaların küresel ekonomik üretimin yüzde 2,5’ine ulaşması, kaynakların ne ölçüde askerî amaçlara yöneltildiğini gösteriyor. Kişi başına düşen yıllık askerî harcama da 352 dolara yükseldi.

Emekçiler açısından mesele yalnızca devletlerin ne kadar silah satın aldığı değil, toplumsal zenginliğin kimlerin ihtiyaçları için kullanıldığıdır. Kamu kaynaklarının silahlanmaya ayrılması; vergiler, kamu borçları ve bütçe tercihleri üzerinden toplumun tamamını ilgilendiriyor. Bu kaynakların hangi alanlardan karşılandığı ve sosyal harcamalarla nasıl bir ilişki içinde olduğu ise ülkeden ülkeye değişiyor.

Kalıcı barış, yalnızca daha fazla silah biriktirmekle sağlanamaz. Savaşların ekonomik ve siyasi nedenlerinin ortadan kaldırılması, halkların kendi gelecekleri üzerinde söz sahibi olması, kaynakların eşitsiz dağılımının azaltılması ve uluslararası sorunların diplomasi yoluyla çözülmesi gerekiyor.

Dünya son 25 yılda askerî harcamalara yaklaşık 50,6 trilyon dolar ayırdı. Bu büyüklük, insanlığın bilim, sağlık, eğitim, barınma ve doğanın korunması için seferber edebileceği kaynakların ölçeğini de gösteriyor. Asıl soru, insanlığın sahip olduğu zenginliğin daha fazla silah ve savaş hazırlığına mı, yoksa herkes için güvenli ve insanca bir yaşama mı ayrılacağıdır.

https://devrimcidusun.org/wp-content/uploads/2021/04/1.png
Giriş Yap

Devrimci Düşün Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Sohbet Et

DEV-KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı

Merhaba, Ziyaretçi 👋

Bugün nasıl yardımcı olabilirim?

Güncel Dünya 25 Yılda Silahlanmaya 50 Trilyon Dolardan Fazla Harcadı: İnsanlığın Kaynakları Savaş Ekonomisine Akıyor

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir