İZMİR – Patron, grev çadırında dinlenen müziğin “yüksek sesli” olduğu gerekçesiyle “Huzur ve Sükûneti Bozma” iddiasıyla 10 işçi hakkında suç duyurusunda bulundu. İfadeye çağrılan 8 işçi ile hiçbir bilgisi olmayan 2 işçinin evleri sabah erken saatlerde polis tarafından basıldı. Direnişteki işçilerden Işıl Çalışır evinden gözaltına alındı. İşçiler, ifade işlemlerinin tamamlanmasının ardından akşam saatlerinde serbest bırakıldı.
Sürekli Baskı ve Kriminalizasyon
Temel Conta patronu, işçilerin sendikal örgütlenme ve grev haklarını kullanmaya başladıkları günden beri aralıksız suç duyurularında bulunuyor. Bu şikayetler, grev sürecini sabote etmek ve direnişi kırmak amacıyla sistematik olarak kullanılıyor. Emekçilerin en temel haklarını savunmak için başlattıkları eylem, “suç” olarak gösterilerek polisiye yöntemlerle bastırılmaya çalışılıyor. Taşeronlaşma, düşük ücret ve güvencesiz çalışma koşullarına karşı direnen işçiler, patronun şikayetleri üzerinden yargı ve kolluk gücüyle karşı karşıya bırakılıyor.
Sermaye(nin) Devleti
Bu olay, Türkiye’de sermaye sınıfının sendikal mücadeleyi zayıflatmak için devlet mekanizmalarını seferber ettiği en yeni ve tipik bir örnektir. Uzun süreli grevlerde işçilere yönelik gözaltı, baskın ve adli süreçler, örgütlenme hakkını fiilen engelleyen bir yöntem haline getirildi. Temel Conta direnişi, patronun bu tutumuyla birlikte, emek-sermaye ilişkilerinde iktidarın tarafının net bir şekilde sermayeden yana olduğunu bir kez daha göstermiştir. İşçiler, bir buçuk yıldır süren direnişlerinde baskılara rağmen sendikal taleplerini savunmaya devam ediyor.





































