İSTANBUL – Zonguldak’ta maden işçisi Suat Kulakçı, Uşak’ta 20 yaşındaki İlhan Can Yalçın güneş enerjisi sistemini tamir ederken ve Diyarbakır’da şehir hastanesi inşaatında çalışan A.H. beton pompasının yüksek gerilim hattına temas etmesi sonucu elektrik akımına kapılarak yaşamını yitirdi. Bu olaylar, özellikle enerji ve inşaat sektörlerinde asgari güvenlik standartlarının göz ardı edildiğini göstermektedir.
Göçük ve Ezilme Vakaları
Manisa’da kanalizasyon çalışması sırasında göçük altında kalan 55 yaşındaki Ramazan Küren, Gaziantep’te Necmettin Doğan ve Kütahya’da orman işçisi Zeki Karabulut’un üzerine tomruk devrilmesi sonucu hayatını kaybetti. Tekirdağ’da taşeron işçi Ökkeş Erol ise iş makinesi çarpması ile ezilerek öldü. Bu tür kazalar, altyapı ve ormancılık gibi sektörlerdeki taşeronlaşma ve denetimsizliğin doğrudan sonucudur.
Yüksekten Düşme ve Araç Kazaları
Eskişehir’de Mahmut Bozan inşaatta asansör boşluğuna düşerken, Adana’da Hüseyin Bezgin ve Ordu’da Rıfat Duran yüksekten düşerek; İstanbul’da 52 yaşındaki O.Y. servis aracını tamir ederken, Hatay Erzin’de 41 yaşındaki tır şoförü Mahmut Dadaş araç onarımı sırasında ve Antalya’da Durdu Aldemir’e tır çarpması sonucu yaşamını yitirdi. İstanbul’da moto kurye Semih Sinan Pelek de sipariş teslimi sırasında geçirdiği kaza sonucu öldü.
Diğer Sektörlerdeki Ölümler
Kırklareli’nde iki işçi iş makinesinin devrilmesi sonucu hayatını kaybederken, ölümler arasında 20 yaşından 74 yaşına kadar geniş bir yaş aralığı dikkat çekti. Emek Partisi yetkilileri, bu olayları “her fabrika, her şantiye ve her işyerinin mezbahaya dönüştüğü” bir düzenin parçası olarak değerlendirdi.
Sistemin Yapısal Sorunları
Bu ölümler, sermaye birikiminin öncelikli kılındığı, işçi sağlığı ve güvenliği gereklerinin “fazladan maliyet” olarak görüldüğü bir ekonomik modelin ürünüdür. Taşeronlaşma, cezasızlık kültürü ve siyasi iktidarın denetim mekanizmalarını devre dışı bırakması, emekçilerin örgütlü sömürüsünü kalıcı hale getirmektedir. Bu cinayetlerin rastgele olmadığını, kâr odaklı üretim ilişkilerinin doğrudan sonucu olduğu inkar edilemez gerçektir.
Türkiye’de iş cinayetleri her yıl yüzlerce emekçinin yaşamına mal olurken, Mart ayında 148, yılın ilk üç ayında ise 432 işçi benzer koşullarda hayatını kaybetti.




































