KÜTAHYA – İşçiler, ücret ödemelerinin düzenli yapılmadığını ve geriye dönük zam farkları ile kömür yardımlarının yaklaşık bir yıldır ödenmediğini ifade ediyor. Birçok madenci, çocuklarına bayramlık alacak maddi güce erişemeden direniş alanında beklemek zorunda kalıyor. Bu durum, emekçilerin temel haklarının sistematik olarak gasp edildiğini ortaya koyuyor.
Yeraltında Güvenlik Eksikliği ve Üretim Baskısı
Madenciler, yerin 300-500 metre altında çalıştıkları ocakta oksijenli ferdi kurtarıcı maskelerinin tarihi geçmiş ve işlevsiz olduğunu, ambulans bulunmadığını ve yaralıların pikaplarla hastaneye taşındığını dile getiriyor. Çalışma saatlerinin yasal olarak 6 saate düşürülmesine rağmen üretim baskısının arttığını, tutanak tehdidiyle karşı karşıya kaldıklarını anlatan işçiler, iş güvenliği önlemlerinin göstermelik kaldığını vurguluyor. Bu koşullar, emek gücünün sermaye tarafından riske atıldığını gösteriyor.
Sendika Değişikliği ve Yasal Mücadele
İşçiler, önceki sendikadan ayrılarak Genel Maden İşçileri Sendikası’na (GMİS) geçtikten sonra hak arama sürecini başlattı. Sendika temsilcileri, sorunun yılların birikimi olan sömürü düzeni kaynaklı olduğunu belirtiyor. Tarihi geçmiş ekipmanlar, delik çizmeler ve işçilerin kendi cebinden malzeme almak zorunda kalması gibi sorunlar, çalışma düzenindeki yapısal bozuklukları yansıtıyor. GMİS, iş bırakma eyleminin 4857 sayılı İş Kanunu’na uygun yasal bir hak olduğunu ve sorunun çözümü için mücadeleye devam edeceklerini ifade ediyor.
Direniş, Türkiye’deki madencilik sektöründe emek ile sermaye arasındaki gerilimin yeni bir örneği olarak devam ediyor. İşçiler, alacaklarının ödenmesi, güvenli çalışma ortamı ve insanca koşullar sağlanana kadar eylemlerini sürdüreceklerini belirtiyor.




























