KOCAELİ – Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 8 Kasım 2025’te meydana gelen ve üçü çocuk 7 işçinin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan yangının üzerinden bir yıl geçiyor. Ravive Kozmetik’e ait parfüm dolum tesisinde yaşanan facianın ardından açılan davada şirket yetkilileri ve kamu görevlileri yargılanırken, hayatını kaybeden işçilerin aileleri adalet mücadelesini sürdürüyor.
Aileler, katliamın birinci yılı yaklaşırken 3 Kasım’da görülecek duruşma ve 8 Kasım’da düzenlenecek anma için kamuoyuna çağrı yaptı. Ailelerin mesajı açık: Sorumluluğu bulunan herkes yargı önüne çıkarılmadan, olayın bütün yönleri açığa çıkarılmadan mücadele sona ermeyecek.
“Bütün sorumlulardan hesap sorulana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” diyen aileler, basın emekçilerini ve kamuoyunu duruşmayı ve anmayı takip etmeye çağırdı. Aileler, davanın yalnızca belediye görevlileriyle sınırlı ele alınmamasını; denetim kurumlarının, ilgili bakanlıkların ve kaçak imalathaneye iş veren firmaların sorumluluklarının da araştırılmasını istiyor.
3’ü çocuk 7 işçi yaşamını yitirdi
8 Kasım 2025 sabahı Dilovası’nın Mimar Sinan Mahallesi’ndeki Ravive Kozmetik tesisinde çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ve Cansu Esetoğlu (16) yaşamını yitirdi. Yangında çok sayıda kişi de yaralandı. Hayatını kaybedenler arasında 16 ve 17 yaşlarında iki çocuk işçinin bulunması, çocukların güvencesiz ve tehlikeli çalışma koşullarında çalıştırılması sorununu bir kez daha gündeme getirdi.
Yangının ardından yürütülen soruşturmada, iş yerinin bulunduğu bölümün ruhsat ve yapı kullanım izni bulunmayan kaçak bir yapı olduğu, yangına karşı gerekli önlemlerin alınmadığı ve denetim süreçlerinde ciddi eksiklikler bulunduğu iddianame ve bilirkişi incelemelerine yansıdı.
İddianamede olayın öngörülebilir ve önlenebilir olduğu değerlendirmesine yer verildi. Yangın güvenliği önlemlerinin eksikliği, ruhsatlandırma süreçleri ve iş yerinin denetlenmesi konuları, yargılamanın temel başlıkları arasında yer aldı.
Yaşananlar, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin kâğıt üzerindeki kurallarla sınırlı kalmasının ağır sonuçlarını ortaya koydu. İşçilerin yaşamını korumak için alınması gereken önlemlerin alınmaması ve denetim mekanizmalarının görevlerini yerine getirip getirmediğine ilişkin sorular, ailelerin adalet arayışının merkezinde bulunuyor.
İddianame ve yargılama süreci
Yangının ardından şirket sahipleri ve yöneticileri, iş güvenliği alanında görev yapan kişiler ve başka şüpheliler hakkında soruşturma başlatıldı. İlk hazırlanan iddianame, mahkeme tarafından bazı delil ve incelemelerin eksik olduğu gerekçesiyle iade edildi. Ticari ilişkilerin, dijital materyallerin ve telefon kayıtlarının incelenmesi gibi işlemlerin ardından iddianame yeniden düzenlendi.
Kabul edilen iddianamede, dört sanık hakkında “olası kastla öldürme” suçlamasıyla yedişer kez müebbet hapis cezası talep edildi. Sekiz sanık hakkında “bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçlamasıyla 22 yıl 6 aya kadar hapis, dört sanık hakkında ise “suçluyu kayırma” suçlamasıyla beş yıla kadar hapis cezası istendi. Bunlar savcılığın talepleri olup sanıkların hukuki sorumluluğuna ilişkin nihai karar mahkeme tarafından verilecek.
Yargılama sırasında fabrika sahipleri ve yöneticilerinin yanı sıra denetim ve ruhsat süreçlerinde görevli kamu görevlilerinin sorumluluğu da gündeme geldi. Kamu görevlileri hakkında hazırlanan dosyanın ana davayla birleştirilmesiyle dava kapsamı genişledi.
Eylül 2026’da görülen dördüncü duruşmada, tutuklu dört kamu görevlisi tahliye edilirken daha önce tahliye edilen iki zabıta müdür vekili yeniden tutuklandı. Mahkeme, davanın bir sonraki duruşmasını 3 Kasım 2026’ya bıraktı. Böylece birinci yıl yaklaşırken dava, şirket yetkililerinin yanı sıra kamu görevlilerinin sorumluluğunun da tartışıldığı bir aşamaya geldi.
Aileler denetim zincirinin tamamının araştırılmasını istiyor
Ailelerin temel itirazlarından biri, sorumluluğun yalnızca belirli şirket yetkilileri ya da belediyedeki bazı görevlilerle sınırlı tutulması. Aileler ve avukatları; ruhsatlandırma, yapı denetimi, iş sağlığı ve güvenliği ile sosyal güvenlik denetimlerinin nasıl yürütüldüğünün bütünlüklü biçimde araştırılmasını talep ediyor.
Duruşmalarda aileler, iş yerinde yangın merdiveni ve yangın söndürme ekipmanı gibi temel güvenlik önlemlerinin bulunmadığına dikkat çekerek denetim görevlilerinin bu koşulları nasıl görmediğini sorguladı. Bazı aile üyeleri, iş yerinin faaliyetlerinin çevrede bilindiğini ve yetkililerin sorumluluklarını yerine getirip getirmediğinin araştırılması gerektiğini belirtti. Bu beyanlar, ailelerin duruşmalarda dile getirdiği iddialar olarak dosyanın önemli tartışma başlıkları arasında yer alıyor.
Avukatlar da soruşturmanın ilgili bakanlıklara ve diğer denetim kurumlarına uzanmasını istedi. Ailelerin talebi, yalnızca yangının doğrudan sorumlularının değil, tehlikeli çalışma koşullarının sürmesine olanak tanıyan idari ve denetim süreçlerinin de açıklığa kavuşturulması.
Ailelere göre adaletin sağlanması, birkaç kişinin cezalandırılmasıyla sınırlı olamaz. İşçilerin can güvenliğini korumakla yükümlü olan kurumların ve iş ilişkilerinin tümünün araştırılması, benzer işçi ölümlerinin önlenmesi açısından da önem taşıyor.
3 Kasım’daki duruşma ve 8 Kasım’daki anma için çağrı
Dilovası İşçi Katliamı Aileleri, birinci yıl yaklaşırken kamuoyunu iki önemli tarihte dayanışmaya çağırıyor:
- 3 Kasım 2026: Davanın beşinci duruşması görülecek. Aileler, yargılamanın takip edilmesini ve bütün sorumluların hesap vermesi yönündeki taleplerinin desteklenmesini istiyor.
- 8 Kasım 2026: Katliamın birinci yılı dolayısıyla anma düzenlenecek. Aileler, yaşamını yitiren 7 işçiyi anmak ve adalet taleplerini bir kez daha duyurmak için kamuoyuna katılım çağrısı yapıyor.
Ailelerin çağrısı, yalnızca kaybettikleri yakınlarının anısını yaşatmakla sınırlı değil. Mücadele, işçilerin yaşamını tehlikeye atan koşulların ve bu koşulların sürmesine neden olan sorumluluk zincirinin ortaya çıkarılmasını da hedefliyor.
İşçi ölümlerinin hesabı sorulmadan adalet sağlanamaz
Dilovası’nda yaşananlar, işçi sağlığı ve güvenliğinin maliyet hesabına indirgenmesinin ve denetim sorumluluklarının yerine getirilmemesinin sonuçlarını ortaya koydu. Üretimden kazanç sağlayan şirketlerin ve denetimle yükümlü kurumların sorumlulukları, işçilerin yaşam hakkı temelinde ele alınmak zorunda.
Bir iş yerinde temel yangın önlemlerinin bulunup bulunmadığı, yapının ruhsatlı olup olmadığı ve denetimlerin gerçekten yapılıp yapılmadığı yalnızca idari işlemlerden ibaret değil. Bunlar, işçilerin işten sağ çıkıp çıkamayacağını belirleyen yaşamsal meseleler.
Dilovası’nda hayatını kaybeden 7 işçinin ardından aileler, bir yıldır adalet arıyor. 3 Kasım’daki duruşma ve 8 Kasım’daki anma, bu mücadelenin yeni bir aşaması olacak. Ailelerin talebi, sorumluların eksiksiz biçimde ortaya çıkarılması ve hesap vermesi.
İstanvul’dan duruşmaya gitmek isteyenler için
8 Kasım 2025’te Dilovası’nda 3’ü çocuk 7 işçinin katledilmesinin hesabını soran aileler, 3-4 Kasım’daki duruşmalara tüm işçileri, emek örgütlerini ve kamuoyunu dayanışmaya çağırıyor!
İstanbul’dan duruşmaya ulaşım:
3 Kasım Salı / 4 Kasım Çarşamba
07.00 – Mecidiyeköy VakıfBank Önü
07.40 – Kadıköy Evlendirme Dairesi
Duruşma yeri: Kandıra Ceza İnfaz Kampüsü
İletişim: 0537 330 25 18


































