Yasakları Tanımıyoruz, 1 Mayıs Günü Alanlardayız

Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü 1 Mayıs'a sayılı günler kala, işçi ve emekçiler direniş alanlarında, sokaklarda, meydanlarda 1 Mayıs hazırlıklarını sürdürüyor. Konfederasyonlar, 1 Mayıs'ta yasak savmaya devam ederken, Limter-İş, İnşaat-İş, Dev Yapı-İş ve Dev Turizm-İş yöneticileri, pandemi bahanesiyle yasak ilan edilen 1 Mayıs günü sokaklarda olacaklarını açıkladı.

sendikacilar-1mayis
Görsel: ETHA
Abone Ol

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İşçiler, emekçiler 1 Mayıs’a hazırlanıyor. Sermaye sınıfının temsilcisi AKP iktidarı, 1 Mayıs öncesi yasaklar ilan ediyor. İşçiler, direniş alanları ve sokaklarda birleşerek, yasakları delerek mücadeleyi büyütüyor. Öncesinde ve 1 Mayıs günü yasaklanan meydanları, sokakları, işçi havzaları ve fabrika önlerini eylem alanlarına çevirecek.

Limter-İş Genel Başkanı Kanber Saygılı, Dev Yapı-İş Genel Başkanı Özgür Karabulut, Dev Turizm-İş Marmara Bölge Şube Başkanı Turgay Özdemir ve İnşaat-İş Örgütlenme Sorumlusu Deniz Gider ile birleşik işçi mücadelesi ve 1 Mayıs’ı konuştuk.

İşçi temsilcileri, kazanmak için birleşik mücadele yürütülmesi gerektiğine ve son dönemde bunun için önemli adımlar atıldığına dikkat çekti. Sendikacılar, yasak tanımadıklarını ilan etti, 1 Mayıs günü meydanlarda olacaklarını söyledi.

Bir süredir devam eden tekil işçi direnişlerinde yan yana gelişler, birlikte bir mücadele hattı örgütlenmeye çalışılıyor. Öncellikle gelişen bu mücadeleyi değerlendirmenizi istiyorum.

Özgür Karabulut: Yaşam yan yana olmaya zorluyor. Sermayenin tüm kesimleri, devletin ilgili kurumlarıyla işçilere emekçilere topyekun bir saldırı gerçekleştiriyor. Ne yazık ki bizlerin direnişleri de bölük pörçük, parça parça. Ama pandemi sürecinde direnen işçiler yana yana gelmeye, direnişi birlikte örgütlemeye gayret gösteriyor. Bu dönem de Sinbo direnişçileri, PTT direnişçileri, SML direnişçileri, Migros direnişçileri ve Baldur yan yana gelip birlikte ortak saldırıya karşı ortak tutum geliştirme noktasında pratik sergiledi. Bunların tekil tekil direnen işçilere bir moral kazanımı var. Bir yandan da sermayeye karşı biz birlikte hareket edebiliyoruz vurgusu öne çıkıyor.

RAKİP SENDİKA DEĞİL BİRLEŞİK DİRENİŞ GÜCÜ

Mesela bizim de inşaat işkolunda normalde rakip sendika olarak değerlendirirler ama biz öyle değerlendirmiyoruz. İnşaat-İş ve Dev Yapı-İş aynı işyerinde ortak bir direniş sergiledik. Ortak militan bir tutumla direnişi kazanımla sonuçlandırdık. Bir işçi direnişinden öte, aynı iş kolunda iki sendika yan yana, omuz omuza, birleşik bir mücadele yürütebiliyor, kazanabiliyor. Bunun kamuoyuna yansıması böyle oldu. Birlikte mücadele ettiğimizde hem kısa sürede sonuç alabiliyorsun, hem de umutsuzluk yayılan toplumda dayanışmanın, birlikte mücadelenin yeniden umudunu yansıtıyorsunuz. Birleşik mücadele kazandırıyor her koşulda. Çok iyi bir noktada mıyız? Daha başındayız diyebiliriz.

‘BİRBİRİMİZDEN GÜÇ ALACAĞIZ’

Turgay Özdemir: Aynı sorunlar tartışılırken, işçi sınıfı aynı saldırılara uğrarken, sermaye bu kadar örgütlüyken, sınıfın bu kadar örgütsüz ve birbirinden uzak olması tek başına bir sorun. Bu birleşik mücadele sınıfın dertlerini, işçilerin tekil direnişlerini ortaklaştırabilmek. Aynı iş kolundaki sendikaların sınıfla ilgili derdi olan ve sınıfla beraber, sınıf için bir şeyler yapanların yan yana gelebilmesi, mücadeleyi ortaklaştırabilmesi ve burada bir kazanım elde edebilmesi, çok önemli.

Derinleşen ekonomik kriz üzerine gelen bir pandemi süreci var. Pandemi sürecinde bütün fatura işçilere emekçilere kesilmiş durumda. Yani tabiri caizse devlet pandemiyi işçilerin sırtında götürmeye çalışıyor. Patronlar, karlarına kar katıyor. İşte şu pandemi sürecinde bile Türkiye’deki dolar milyarderleri 15 milyar dolar servetlerine servet katmış durumda. Yani zenginler, sermaye sahipleri büyüdükçe büyüyor. İşte pandemi patladı, Kod-29 ile işten çıkartmalar patladı. İşten çıkartmak yasak yalanı ortaya çıkınca bir süredir direnişteki işçilerin meselelerinin ortak olduğu, asıl meselenin güvencesizlik olduğu ve bu güvencesizlik meselesinin de ancak yan yana geldiğinde aşılabileceği… Birbirimizden güç alacağız, ancak birbirimizden güç aldığımız zaman beraber büyüyebileceğimizi düşünüyoruz.

‘DİRENEN İŞÇİLER KOD-29 SALDIRISINI PAÇAVRAYA ÇEVİRDİ’

Kanber Saygılı: Yaşamın her alanında olduğu gibi, çalışma yaşamında da, yani hem patronların hem siyasal iktidarın işçi sınıfına yönelik çok büyük, çok kapsamlı saldırıları söz konusu. Siyasal iktidar tarafından patronlara altın tepside sunulan Kod-29’la birlikte, burjuva saldırganlık ve ahlaksızlık tavan yaptı. Dolayısıyla siyasal iktidar ile patronların ortak saldırısına karşı, direnişlerin ortaklaştırılması, mücadelenin ortaklaştırılması, ortak eylemlerin örgütlenmesi bir zorunluluk. Direniş yapan sendikaların niceliği, işçi arkadaşlarımızın sayısı küçük olmasına rağmen ortaya koydukları pratik çok anlamlı ve değerli. Esasen çok kapsamlı bir birliktelik ortaya çıkmış değil ama, bu kadar küçük birliktelik bile hem bizde hem işçi sınıfında, hem de genel anlamda çok ciddi bir enerji ortaya çıkartıyor. Ve bir umut büyütüyor, yürünmesi gereken yolu gösteriyor. Bakın Migros işçileri Kod-29 saldırısını paçavraya çevirdi. Tekstil işçileri bir iki arkadaşımız olmasına rağmen Kod-29’a karşı mücadelesi ile kamuoyunu etrafında toparlamış oldu. Ve Kod-29 noktasında siyasal iktidar manevra yapmak zorunda kaldı. Bir irade koyarak bir öncü adım atarak bu süreci götürmek gerekir diye düşünüyorum. Ve bu görev bizim üzerimizde, istersek başarabiliriz. Başaracağız da başka çaremiz yok.

‘1 MAYIS’I GÜNÜNDE KUTLAYACAĞIZ’

2021 yılı 1 Mayıs’ı bakımından konfederasyonların tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kanber Saygılı: Bu sürecin özgünlüğü şu; ölüyoruz, açız, işsiziz. Bu aslında işçi sınıfından esnafına, esnafından gencine, gencinden kadınına, kadınından çiftçisine, köylüsüne, doğasını savunan insanına kadar. İkincisi ekonomik krizi fırsata çevirdi. Arkasından bir pandemi geldi. Pandemiyi de Allah’ın bir lütfuna çevirdi. İşçi sınıfına saldırı üstüne saldırı düzenledi. Sokaktaki vatandaşa yasaklar getirirken, para cezaları kesilirken, kendileri dip dibe kongreler düzenledi. Memleketi kırmızıya, mayınlı tarlaya çevirdiler. Şimdi biz bunu görmezsek, ‘bu da olur, bu da geçer, hele dur bakalım, ne olacak’ dersek öldürücü bir sürece gireriz.

1 Mayıs bizim tarihimiz. Tarihine sahip çıkmayan hiçbir siyasal kuvvet, örgüt, sendika hiçbir şey yapamaz. 1 Mayıs’ı grevlerle, direnişlerle, bedellerle, ölümlerle, dişe diş mücadelelerle kazandık. Dolayısıyla 1 Mayıs’ı layıkıyla kutlamak, gününde kutlamak önem arz ediyor. Zaten bugün getirilen yasak bunun için. Bizim burada irademiz kırılmaya çalışılıyor. Bizim şunu dememiz gerekiyor; “Sen kim oluyorsun da bizim 1 Mayıs’ımızı yasaklıyorsun?” Böyle bir hakkı yok, böyle bir meşruluğu yok. Dolayısıyla biz 1 Mayıs’ımızı, 1 Mayıs gününde kutlama, istediğimiz yerde kutlama iradesi ortaya koyamadığımız koşullarda bunlar daha çok pervasızlaşacak. 1 Mayıs sadece işçilerin değil gençlerin, kadınların, tüm ezilenlerin gözünü diktiği ve beklediği bir gün.

Zaten şöyle bir durum var. Biriken öfke var. Bu biriken öfke bir yerlere akmak istiyor. Bu biriken öfke tutunacak dal arıyor. Bunu sendikalar, emek örgütleri, siyasi partiler yapmayacaksa, kim yapacak? Bu kadar vahşi saldırganlığın altında, bu kadar vahşi bir iktidarın sistemi altında durumu idare edecek durumumuz söz konusu olamaz.

1 Mayıs’ı 1 Mayıs günü layıkıyla kutlayacağız. Ortak görüşmelerimiz var. Sendikalarla görüşmelerimiz var. Aynı zamanda 1 Mayıs Platformumuz var. Sokak sokak, meydan meydan, havza havza çalışmalarını sürdürüyor. Dolayısıyla ortaklaşabildiğimiz herkesle 1 Mayıs günü meydanlarda olacağız.

‘1 MAYIS GÜNÜ OLMAMIZ GEREKEN YER TAKSİM’

Deniz Gider: Sermaye bize kılıcını çekti. Bu sene sermaye ile açlığa, sefalete mahkum edilenler daha kutuplaşmış durumda. Artık insanlar çaresizliklerinden intihar ediyor. Kod-29 ile işlerinden atılıyorlar. Ahlaksızlık suçuyla karşı karşıya kalıyorlar. Asgari ücretin oranı zaten belli. İş cinayetlerinin sayısı belli. Faşizmin nasıl tırmandığı belli. Bugün sadece Taksim’i değil, bize her yeri yasaklamak demek.

Bizim buna karşı örgütlenme tarzımız, işçileri, emekçileri, öğrencileri, kadınları meydanları, alanları, bulundukları her yeri, her sokağı, her caddeyi, her atölyeyi 1 Mayıs alanına çevirmeleridir. İnşaat-İş Sendikası olarak bizim olmamız gereken yer Taksim diyoruz. Bütün işçi ve emekçileri her yeri 1 Mayıs alanına çevirmeye davet ediyoruz.

‘1 MAYIS’I 1 MAYIS GÜNÜ KUTLAYACAĞIZ’

Turgay Özdemir: Pandemi sürecinde işçi ölümlerinin neredeyse yüzde yüzü virüsten. Yasaklar tamamen politik yasaklardır. Çarklar dönüyor, işçiler işlere gönderiliyor. Bütün ulaşımlar, toplu taşımalar tıklım tıklım. Sokağa çıkmak yasak, 1 Mayıs yasakları var ama hiçbir işyerinde, fabrikada üretim durmuş değil. Sanki iş yerinde, fabrikalarda virüs yok, AKP kongrelerinde virüs yok, patates ve soğan dağıtımlarında virüs yok, kendi yürüttükleri çalışmalarda virüs yok ama sıra işçilere gelince ya da bir itiraz sözü yükseltenlere gelince yasaklar var. Bu tamamen politik bir karar. Bu politik kararlara karşı kararlı durmak gerekir. Biz nasıl ki işçiler pandemi süreci boyunca çalıştılar, işçiler fabrikalarda ve iş yerlerindeyken bizlerde devrimciler, devrimci sendikacılar sokakta işçilerin yanında işçilerle beraber direnişlerini örgütlerken, onlarla beraber yan yana dururken 1 Mayıs’ta da onlarla işçilerin seslerini ve dertlerini yükseltebilecek bir tutum içerisinde olacağız. 1 Mayıs’ta sokakta olacağız. 1 Mayıs’ı da 1 Mayıs günü kutlayacağız. Kim ne karar alırsa alsın, hangi konfederasyon ne karar alırsa alsın, bizim tutumumuz belli. Kimse bizi yasaklar çerçevesiyle susturamaz, evlere kilitleyemez. Sokakta olacağız, bedeli ne olursa olsun ödeyeceğiz.

‘SENDİKALAR PANDEMİNİN ARKASINA SAKLANAMAZ’

1 Mayıs kutlamaları nasıl yaygınlaşacak?

Kanber Saygılı: Herkes pandemi diyebilir ama sendikalar asla pandemi bizim önümüzü kapatıyor diyemez. Pandemi sürecinde herkese eve kapanın derken bile bu işçiler fabrikalarda çalıştı. Toplu taşıma araçlarında, servislerde üst üste gittiler. Dolayısıyla sendikalar, konfederasyonlar asla böyle bir şeyin arkasına saklanmamalı.

2021’i Boğaziçi direnişiyle açtık, hala devam ediyor. 8 Mart keza yine öyle. Aynı zamanda İstanbul Sözleşmesi konusunda kadınların ortaya koymuş olduğu refleks, tavır, isyan çok açık bir şekilde ortada. Daha dün Newroz’u kutladık. Migros patronunun evinin olduğu mahalleye yasak getirilmesine rağmen Migros işçileri bu yasakların hepsini deldiler ve neredeyse her gün patronun evine yürüdüler. Toplumda bir farkındalık yaşanıyor fakat bu farkındalık tabi toplumun geniş kesiminden önce öncülerde yaşanıyor ve dolayısıyla hareket edildiği zaman mutlaka bir alıcısı, etrafında bir toparlanma söz konusu. Biz 1 Mayıs’a moral üstünlüğümüzü kazanmış olarak gidiyoruz.

Giderek gücünü ve meşruluğunu kaybeden bir siyasi iktidara karşı moral üstünlüğü ile gençlerimizle, kadınlarımızla, işçilerle, emekçilerle, devrimcilerle 1 Mayıs’a yürüyoruz. Bu 1 Mayıs’ta konulacak işçi ve emekçilerin militan iradesi bizi 1 Mayıs’tan sonraya taşıyacaktır. 15-16 Haziran’ı da aynı ruhla kutlayacağımızdan hiç şüpheniz olmasın.

Bugünden bu yasakları kırarak, barikatları devirerek yürümek zorundayız. 1 Mayıs’ı yaratanlar da böyle kazandılar, bize teslim ettiler biz de sonrakilere teslim edeceğiz. 1 Mayıs’ı bize teslim edenleri, şehitlerimizi saygı ve hürmetle anıyorum. Onlara layık olmaya çalışıyoruz, çalışacağız da.

‘1 MAYIS GÜNÜ SOKAKTA OLACAĞIZ’

Turgay Özdemir: 1 Mayıs’a giderken 1 Mayıs Platformu ile direniş çadırlarını ziyaret ederek çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Onun dışında sosyal medyada paylaştığımız, iş yerlerinde arkadaşlara tek tek dağıttığımız, onlarla birlikte oturup 1 Mayıs’ı tartıştığımız bir döneme girdik. Malum turizm sektörü kapandı. Kafe, bar, restoran işçileri 1500 liraya mahkum edildi. Bizler 1 Mayıs’a giderken bu sürecin politik yanını işçilerle tartışmaya çalışıyoruz, yani 1 yılın muhasebesini çıkarıyoruz. Pandemi döneminde işçiler ne sorunlar yaşadı ve bu sorunlara işçilerin haykırışını, itirazlarını 1 Mayıs’a taşıyacağız. 1 Mayıs günü sokakta olacağız, 1 Mayıs’ı layıkıyla kutlayacağız.

‘YASAKLARI TANIMIYORUZ’

Özgür Karabulut: Bildiri dağıtımı, işçi arkadaşlarımızla açık havada forum etkinlikleri. Birini gerçekleştirdik Galataport şantiyesinde, sabahında saldırı ile karşılaştık ama öğlen forumu yaptık. Üyelerimizin olduğu şantiyelerde 1 Mayıs gündemli çalışmalar yapmak, işçileri 1 Mayıs meydanlarına çağırma programlarımız var bunları gerçekleştiriyoruz. Merkezi 1 Mayıs programları olacak. Bunlara gücümüz oranında katılacağız ama genelde şu an yaptığımız, çalışmamız olan şantiyelerde işçilere ve emekçilere dönük saldırıları ve bunlara dair çözüm yollarını gündemleştirmek. Belki 28 Nisan Dünya İşçi Sağlığı ve İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü ilan edilsin diye inşaat sendikaları olarak bir program oluşturabiliriz. 1 Mayıs programını farklı ilçelerde 1 haftaya yayalım demiştik. Böylelikle de İstanbul’un tamamına en geniş kesimlerine 1 Mayıs’ı gündemleştiririz diye konuştuk platform olarak. Bunun inşaat alanında 28’inde bir 1 Mayıs programı çıkartabiliriz çalışmamız olan bir şantiyede İnşaat-İş sendikamızla beraber. 1 Mayıs’ta programlara dahil olacağız program olmadığı takdirde Dev Yapı-İş olarak yer alacağız. Yasakları da tanımıyoruz.

‘1 MAYIS’I 1 MAYIS ÖNCESİNDE ÇATIŞARAK ÖRGÜTLÜYORUZ’

Deniz Gider: Devlet 1 Mayıs’ın hem çalışmalarını hem kendisini hem sonrasını yasaklamaya çalışıyor. Aslında fiili olarak bugün çevremize baktığımızda kimi esnaflar kepenklerini açıyorlar. Saat 9 kısıtlamasının 11’lere uzaması bugünkü 19 uygulamasının 8-9’a ulaşması işçi sınıfında aslında o yasakları tanımama durumu var. Koronavirüs ülkemize geldiğinde ne yapacağımızı bilemez bir noktaydık. Bugün devlet de bunu çok iyi biliyor, sermaye de bunu çok iyi biliyor. Zaten sermayeye olan cevabı biz direnişlerle veriyoruz. Bugünkü 1 Mayıs’a bu koşullarda gidiyoruz. Çarklar dönüyor hatta işçi sınıfının kanlarıyla yağlanan bir çark bu. Sermaye bu süreçte kılıcını daha keskin bir şekilde dikildi karşımıza biz de bunun karşısına daha güçlü çıkmak zorundayız. Bugün elbette ki önceliğimiz Taksim sonrasında bütün alanları 1 Mayıs alanına çevirme.

Ortaklaşabildiğimiz her alanda 1 Mayıs Platformuyla örgütlemeye çabalıyoruz. İnşaat-İş olarak köprülere pankartlar asarak aslında 1 Mayıs çalışmalarına başladık. Limter-İş ile birlikte ortak bir pankartı Esenyurt köprüsüne astık. Bundan sonraki çalışmalar daha sert geçecek. Sinbo işçileri karga tulumba gözaltına alındı Dayanışmaya gidenler de gözaltına alındı. Biz bu haftaya çalışmalarımızı sığdıracağız devletin kolluk gücüyle karşılaşacağız, cezalar kesilecek. 1 Mayıs’ı 1 Mayıs öncesinde çatışarak örgütlüyoruz. Çalışmaları ortaklaştırmak bizim ne kadar kararlı olduğumuzu gösterecek.(etha)

Bu Yazıya Tepki Ver
https://devrimcidusun.org/wp-content/uploads/2021/04/1.png
Giriş Yap

Devrimci Düşün Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!