DERSİM/TUNCELİ – Gülistan Doku’nun ortadan kaybolmasının ardından yürütülen soruşturma kapsamında son günlerde gerçekleştirilen operasyonlarda 7 kişi gözaltına alınmıştı. Emniyet ve savcılık aşamalarındaki ifadelerin ardından 5 şüpheli, tutuklama talebiyle nöbetçi mahkemeye gönderildi. Savcılık makamı, bu 5 kişiden 4’ü için tutuklama, 1’i için ise adli kontrol kararı çıkmasını istedi.
Devletin Sorumluluğu ve Şeffaflık Sorunu
Gülistan Doku’nun kayboluşu, devlet kurumlarının soruşturma süreçlerindeki yetersizlikler ve şeffaflık eksikliği ile sıkça anılan vakalardan biri olarak öne çıkıyor. Yıllardır süren soruşturmada somut ilerlemelerin sınırlı kalması, faili meçhul vakalarla ilgili sistematik eleştirileri sürekli gündemde tutuyor. Gözaltı ve sevk işlemleri, kamuoyunda adalet arayışını canlı tutan bu dosyanın yeni bir aşaması olarak değerlendiriliyor.
Tutuklama Talepleri ve Hukuki Gelişmeler
Mahkeme aşamasında savcılığın 4 kişi için tutuklama istemesi, soruşturmanın derinleştirilmesi yönünde bir adım olarak okunurken, sürecin nasıl ilerleyeceği yakından takip ediliyor. Doku ailesi ve insan hakları örgütleri, uzun süredir dosyadaki delillerin yeterince değerlendirilmediğini ve soruşturmanın etkin yürütülmediğini vurguluyor.
Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel Gözaltına Alındı
Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü Gülistan Doku soruşturması kapsamında, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” iddiasıyla Elazığ’da gözaltına alındı. Altı yıldır devam eden dosyanın delil karartma boyutu, devlet kurumlarındaki olası müdahaleleri bir kez daha gündeme getirdi.
Gözaltı Kararı ve Süreç
Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen gözaltı kararı doğrultusunda Sonel, Elazığ’da emniyet ekiplerince yakalandı. İçişleri Bakanlığı, daha önce Bakan Mustafa Çiftçi’nin talimatıyla Sonel hakkında idari soruşturma başlatmış ve mülkiye başmüfettişi görevlendirmişti. Sonel, halen açıkta olan bir mülkiye başmüfettişi olarak görev yapıyordu. Gözaltı işlemi sonrası ifadesinin alınacağı ve muhtemelen Erzurum’a sevk edileceği belirtiliyor.
Delil Karartma İddialarının Arka Planı
Soruşturma dosyasında, dönemin valilik döneminde bazı kamera kayıtlarının silindiği, dijital delillerin karartıldığı ve soruşturmanın etkin yürütülmediği yönünde somut bulgular yer alıyor. Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’in de aralarında bulunduğu 13 şüphelinin daha önce gözaltına alınmasıyla dosya derinleştirilmişti. Vali koruması ve hastane kayıtlarındaki silinmeler gibi unsurlar, kamu gücü kullanılarak delillerin ortadan kaldırıldığı iddialarını güçlendiriyor.
Gülistan Doku Soruşturmasının Önceki Aşamaları: Yıllarca Sürüp Gelen Belirsizlik ve Soruşturma Eksiklikleri
Tunceli’de Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020’de kaybolmasının ardından başlatılan soruşturma, aradan geçen altı yılda etkin yürütülmeme, delil yetersizliği ve şeffaflık sorunları nedeniyle kamuoyunda sıkça eleştirildi. Dosya, uzun süre “kayıp” veya “intihar” iddiası etrafında şekillendirilirken, son dönemde cinayet şüphesiyle yeniden derinleştirildi.
Kayboluş ve İlk Soruşturma Aşaması (Ocak 2020)
Gülistan Doku, 5 Ocak 2020’de kaldığı KYK yurdundan ayrıldıktan sonra bir daha haber alınamadı. Son görüntülerde üniversite aracıyla minibüs durağından bindiği, ancak araçtan indiği noktanın netleştirilemediği belirlendi. Cep telefonu sinyali Uzunçayır Baraj Gölü’ndeki Sarı Saltuk Viyadüğü civarında son kez alındı. Ailenin ihbarı üzerine arama çalışmaları başlatıldı; baraj gölü tarandı ancak Doku’ya ait herhangi bir iz bulunamadı. Soruşturma ilk aşamada “intihar” ihtimali üzerine yoğunlaştırıldı ve arama faaliyetleri Ekim 2022’de sonlandırıldı.
Delil Karartma İddiaları ve Aile Mücadelesi (2020-2024)
Soruşturmanın ilk günlerinden itibaren delillerin yeterince korunmadığı, Doku’nun eşyalarının kriminal inceleme yapılmadan ailesine teslim edildiği ve bazı dijital verilerin silindiği yönünde iddialar ortaya çıktı. Erkek arkadaşı Z.A. (Zeinal Abakarov) soruşturmanın merkezinde yer aldı; ancak dosya ilerletilmedi. Aile, yıllarca hukuk mücadelesi verdi, kamuoyu baskısı ve kadın örgütlerinin desteğiyle dosyayı gündemde tuttu. 2022’de bir ihraç polis memurunun ifadeleri ve anonim notlar gibi unsurlar gündeme geldi ancak somut adım atılmadı. Haziran 2024’te yeni atanan Başsavcı Ebru Cansu’nun göreve gelmesiyle dosya yeniden ele alındı; özel ekip kuruldu, 700 saate yakın MOBESE ve kamera kayıtları yeniden incelendi.
Soruşturmanın Yeniden Canlandırılması ve Cinayet Şüphesi (2024-2026)
Başsavcı Cansu’nun önderliğinde dijital deliller, silinen mesajlar, gizli tanık beyanları ve hastane kayıtlarındaki silinmeler gibi unsurlar incelendi. Soruşturma “kayıp” statüsünden “cinayet” şüphesine evrildi. Delil karartma, dijital izlerin silinmesi ve kamu nüfuzunun kötüye kullanımı iddiaları ön plana çıktı. Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu M.T.S. ve Z.A.’nın üvey babası eski polis E.Y. gibi isimler şüpheli sıfatıyla dosyaya dahil edildi. Aile, vali hakkında görevi kötüye kullanma suç duyurusunda bulundu. Bu süreçte arama çalışmaları da yeniden başlatıldı; köylerde, eski mezarlarda ve baraj çevresinde detaylı incelemeler yapıldı.
Güncel Durum ve Devam Eden Süreç
Nisan 2026’da 7 ilde eş zamanlı operasyonlarla 13 şüpheli gözaltına alındı. Soruşturma, devlet kurumlarındaki olası müdahaleler, delil yok etme ve organize suç unsurları üzerinden derinleştiriliyor. Eski vali hakkında da idari soruşturma açıldı ve açığa alındı. Dosyanın bu aşamaya gelmesi, yıllardır süren adalet arayışının bir sonucu olarak kamuoyunda takip ediliyor.



































