ANKARA – Sermaye piyasalarında yüz binlerce yatırımcının birikimini etkileyen fon krizinde siyasi bağlantılar ve denetim mekanizmalarının sorumluluğu tartışılmaya devam ediyor. Eski AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, eşi İlyas Kaya ve eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, soruşturma kapsamında yeniden şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrıldı.
Kaya çiftinin Özata Denizcilik hisselerinde gerçekleştirdiği işlemler, fon krizinin ortaya çıkmasından önce elde ettikleri yüksek kazanç ve satışların zamanlaması nedeniyle soruşturmanın dikkat çeken başlıklarından biri oldu.
Kamuoyuna yansıyan bilgiler, soruşturmanın yalnızca yatırımcıların para kaybetmesiyle sınırlı olmadığını; siyasi bağlantılar, sermaye piyasası denetimi ve kamu kurumlarının sorumluluğu bakımından da önemli sorular ortaya çıkardığını gösteriyor.
AKP’li eski yöneticinin milyarlık hisse işlemleri
Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya’nın adı, Özata Denizcilik hisselerinde gerçekleştirdikleri alım-satım işlemleriyle gündeme geldi.
Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre’nin 26 Eylül’de yaptığı açıklamaya göre Kaya çifti, Nisan 2026’da Özata Denizcilik hisselerine toplam yaklaşık 163 milyon lira yatırım yaptı. Emre, çiftin fon krizinin kamuoyuna yansımasından kısa süre önce gerçekleştirdiği satışlarla yaklaşık 2 milyar liranın üzerinde gelir elde ettiğini öne sürdü.
Kaya çiftinin yaklaşık 2,2 milyar liralık işlem hacmi ve elde ettikleri kazanç üzerinden soruşturmanın sürdüğü aktarıldı.
Hisselerin alım ve satış tarihleri, yatırım miktarları ve satışların fon krizinin ortaya çıkmasından önce gerçekleşmesi, işlemlerin hangi bilgi ve koşullar altında yapıldığı sorusunu gündeme getirdi.
Kaya çiftinin işlemleri, sıradan bir yatırım kazancı tartışmasının ötesinde, siyasi iktidarda görev almış bir isim ile sermaye piyasalarında yaşanan büyük kriz arasındaki bağlantı nedeniyle kamuoyunun dikkatini çekti.
Soruşturma sürerken AKP Genel Başkan Yardımcılığı görevinden istifa etti
Fatma Betül Sayan Kaya, işlemlere ilişkin iddiaların kamuoyuna yansımasının ardından 27 Eylül’de AKP Genel Başkan Yardımcılığı görevinden istifa etti.
Kaya’nın istifası, soruşturmanın siyasi boyutunu daha da görünür hale getirdi. Eski bakanın adı, fon krizinde milyarlarca liralık kazanç elde ettiği öne sürülen işlemlerle anılırken AKP yönetimindeki görevinden ayrılması, siyasi sorumluluk tartışmalarını beraberinde getirdi.
Ancak istifa, soruşturmanın sona erdiği veya herhangi bir suçun kabul edildiği anlamına gelmiyor. Kaya çiftinin işlemleri hakkında adli süreç devam ediyor.
Muhalefetin gündeme getirdiği temel soru ise şu: Sermaye piyasalarında böylesine büyük bir kriz yaşanırken, siyasi iktidarla bağlantılı isimlerin işlemleri hangi denetim mekanizmalarından geçti ve kamu kurumları bu işlemleri ne zaman incelemeye aldı?
Kaya çifti şüpheli sıfatıyla ifade verdi, kazancı TMSF hesabına aktardı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Kaya çifti 7 Ekim’de şüpheli sıfatıyla ifade verdi.
Çift, Özata Denizcilik hisselerindeki işlemlerinde herhangi bir yönlendirme veya özel bilgi almadıklarını savundu.
İlyas Kaya’nın ifadesinde, hisseleri Nisan ayında aldığı, bir bölümünü ağustos, kalanını ise eylül ayında sattığı belirtildi. Satıştan elde edilen paranın bir bölümünü kısa süreli olarak yatırım fonlarında değerlendirdiğini söylediği aktarıldı.
Kaya çifti, elde ettikleri kazanç olarak görülen tutarı SPK’nın gönüllü ödeme yöntemi kapsamında TMSF tarafından bildirilen hesaba aktardıklarını beyan etti.
DW Türkçe’nin haberinde, çiftin yaklaşık 1 milyar 860 milyon lirayı TMSF’nin belirlediği hesaba gönderdiği, yatırdıkları ana para ve faizinin ise iade kapsamına dahil olmadığı belirtildi.
Fon krizinde siyasi ve finansal ilişkiler sorgulanıyor
Kaya çiftinin işlemleri, Tera Grubu ve Özata Denizcilik hisseleriyle bağlantılı soruşturma içinde ele alınıyor.
Çiftin elde ettiği yüksek kazancın yanı sıra satış sonrası paranın bir bölümünü Tera ve Halk Yatırım üzerinden fonlarda değerlendirmesi de dikkat çekilen konular arasında.
Bu ilişkiler, soruşturmanın siyasi boyutunu güçlendiren başlıklardan biri. AKP’de üst düzey görev yürütmüş bir ismin, fon krizinin merkezindeki şirketlerle bağlantılı hisse işlemlerinde yüksek kazanç elde ettiği iddiası, kamu kurumlarının denetim kapasitesi ve sermaye piyasalarında ayrıcalık olup olmadığı tartışmasını doğuruyor.
Ancak mevcut bilgiler, Kaya çiftinin siyasi konumunun tek başına suç teşkil ettiğini veya işlemlerin siyasi bağlantılar sayesinde yapıldığını kanıtlamıyor. Bu bağlantıların soruşturma kapsamında hangi delillerle değerlendirildiği ve denetim kurumlarının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı açıklığa kavuşturulmalı.
Fon krizi, denetim kurumlarının ve siyasi iktidarın hesap vermesi gereken bir mesele
Fon skandalı, yüz binlerce yatırımcının birikiminin risk altına girmesiyle sermaye piyasalarının güvenilirliğini sarsarken, siyasi iktidar ile finansal kurumlar arasındaki ilişkileri de gündeme taşıdı.
Kaya çiftinin milyarlık hisse işlemleri, AKP Genel Başkan Yardımcılığı görevinden istifa, SPK’nın soruşturmadaki rolü ve eski SPK Başkanı’nın şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılması, krizin yalnızca finansal bir mesele olmadığını gösteriyor.



































