İSTANBUL – Trump, Beyaz Saray’da düzenlediği bir toplantı sonrası basın mensuplarına yaptığı açıklamada, İran’ın nükleer programına ilişkin taleplerini yineledi. İran yönetimini “güvenilmez” ve “fikir değiştiren” olarak suçlayan Trump, askeri zafer iddiasında bulundu. Ateşkes sürecini çöküşün eşiğinde gösteren bu tutum, ABD’nin bölgede tek taraflı dayatmalarla egemenlik kurma çabasının yeni bir örneğini oluşturdu.
Trump, İran’ın gönderdiği öneri metnini okumadığını ve kabul edilemez bulduğunu belirterek, nükleer silahsızlanma taahhüdünün mutlak şart olduğunu vurguladı. Bu açıklamalar, ABD’nin İran’ın iç işlerine müdahale ederek bölgeyi istikrarsızlaştırma politikasının devam ettiğini ortaya koydu.
Kürt Aktörlere Yönelik Suçlamalar
Trump, İran’daki göstericilere ulaştırılması planlanan silahların Kürtler üzerinden gönderildiğini ancak teslim edilmediğini iddia etti. “Kürtler bizi hayal kırıklığına uğrattı” diyen Trump, Kongre’de Kürtlerin “sıkı savaştığı” yönündeki algıya da itiraz ederek, “Kendilerine ödeme yapıldığında savaşıyorlar” ifadesini kullandı.
Bu suçlamalar, ABD’nin vekil güçler üzerinden yürüttüğü müdahale stratejisinin iç çelişkilerini yansıtıyor. Emperyalist merkezlerin, bölge halklarını kendi çıkarları doğrultusunda araçsallaştırma, kullanma ve gerektiğinde bir kenara itme ve suçlama pratiği, bilinen bir yaklaşımdır.
Trump’ın İran konusundaki açıklamaları, nükleer meseleleri bahane ederek askeri ve ekonomik baskıyı sürdürme çabasını gösteriyor. ABD’nin bölgedeki aktörleri silahlandırma ve yönlendirme politikası, istikrarsızlığı derinleştirirken yerel dinamikleri de bozucu etki yaratıyor.


































