ANKARA – TMMOB tarafından açılan davanın dilekçesinde, ulaşım hakkının güvenli, erişilebilir ve sürdürülebilir bir şekilde sunulmasının temel bir kamusal hizmet olduğu vurgulandı. Ulaşım altyapısının yalnızca kâr ve gelir odaklı değerlendirilemeyeceğine dikkat çekilen açıklamada, bu varlıkların toplumun ortak değeri olduğu ve kamu yararının her türlü ticari hedefin üzerinde tutulması gerektiği belirtildi. Ayrıca söz konusu köprü ve otoyolların maliyetinin geçmişte kamu kaynaklarıyla çoktan karşılandığı ifade edildi.
“Hizmet Maliyetleri ve Kent İçi Trafik Yükü Artacak”
Özelleştirme kararının yurttaşlar üzerindeki ekonomik etkilerine değinilen dilekçede, işletmenin özel sektöre devredilmesiyle birlikte geçiş ücretlerinin ve hizmet maliyetlerinin artacağı kaydedildi. Ücret artışlarının sürücüleri alternatif devlet yollarına veya kent içi güzergâhlara yönlendireceği, bu durumun da şehir içi trafik sıkışıklığını, kaza riskini, çevresel olumsuzlukları ve yerel yönetimlerin yol bakım yükünü artıracağı ifade edildi.
“Cumhurbaşkanına Özelleştirme Yetkisi Veren Yasal Hüküm Yok”
Davanın hukuki dayanaklarına ilişkin bölümde ise Anayasa’nın 47. maddesine ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’a atıfta bulunuldu. Kanun kapsamında Anayasa ve mevzuat uyarınca Cumhurbaşkanına doğrudan özelleştirme yetkisi tanıyan açık bir hükmün bulunmadığı savunuldu. Kararın idari işlemin yetki, konu, sebep ve amaç unsurları yönünden hukuka ve Anayasa’nın sosyal devlet ilkelerine aykırı olduğu vurgulanarak, Danıştay’dan yürütmeyi durdurma ve iptal kararı verilmesi istendi.


































