URFA – Urfa 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, “çocuğa karşı olası kastla öldürme” suçundan müebbet hapis cezası istenen sanık Habib Aksoy, SEGBİS üzerinden katıldı. Sanık avukatlarının tahliye ve ev hapsi talebi reddedildi; tutukluluk halinin devamına karar verildi. Mahkeme, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi gerekçesiyle davayı 6 Ocak 2027’ye erteledi. Eğitim Sen ve Urfa Barosu Çocuk Hakları Merkezi’nin davaya katılım talepleri de reddedildi.
Aile avukatları, olayın yalnızca bireysel bir suç olmadığını, MESEM kapsamında çocukların denetimsiz işyerlerine gönderilmesi, iş güvenliği kontrollerinin yapılmaması ve eğitim-öğretim süreçlerindeki ihmallerin ölümde payı olduğunu vurguladı. Avukatlar, “Bu yapılmazsa yeni Muhammedlerin ölümünü izleriz” diyerek kamu görevlilerinin sorumluluğunun araştırılmasını istedi.
MESEM Sistemi
Muhammed Kendirci, 14 Kasım 2025’te çalıştığı atölyede kalfa Habib Aksoy tarafından 12 bar basınçlı hava kompresörüyle makat bölgesine hava basılması sonucu iç organları hasar görerek yaşamını yitirmişti. MESEM, çocukları “mesleki eğitim” adı altında işyerlerinde ucuz işgücü olarak istihdam eden bir program. Yıllardır çocuk işçiliği, iş cinayetleri ve denetimsizlik eleştirilerine konu olan sistem, yoksul ailelerin çocuklarını okuldan işyerine yönlendiriyor.
Sorumluluk Zinciri
Aile, olayın ardından delillerin bir kısmının hastanede kaybolduğunu ve sanığın ilk aşamada serbest bırakıldığını belirterek soruşturmadaki eksikliklere dikkat çekmişti. Duruşma sonrası annesi ve ablaları, tahliye taleplerine tepki göstererek sinir krizi geçirdi. Avukatlar, keşif talebinde bulunarak işyerindeki koşulların ve MESEM denetim süreçlerinin incelenmesini istedi.
Bu dava, çocuk emeğinin sömürüldüğü, denetimsiz atölyelerde can güvenliğinin hiçe sayıldığı bir üretim modelinin sonuçlarını bir kez daha ortaya koyuyor. Sermayenin ucuz işgücü aç gözlülüğüyle sermaye devletinin eğitim politikalarının ve yoksulluğun birleştiği MESEM uygulaması, çocukları okullardan alıp tehlikeli işyerlerine gönderirken, emek sömürüsüne ve çocuk işçiliğine ek olarak kamu denetiminin yetersizliği sonucu da yeni ölümlerin zeminini hazırlıyor. Ailenin talebi, yalnızca failin cezalandırılması değil, sistemi ayakta tutan ihmallerin de hesap vermesi yönünde.









