ANKARA – İşsizlik Sigortası Fonu, işini kaybeden çalışanların gelir kaybını kısmen karşılamak amacıyla oluşturuldu. İşçi, işveren ve devlet katkılarıyla büyüyen fonun temel işlevi, işsiz kalan emekçiye güvence sağlamak. Ancak fonun gelir ve giderlerine ilişkin veriler, kaynakların önemli bölümünün işsizlere ödeme yapmak yerine işveren teşviklerine ayrıldığını ortaya koyuyor.
DİSK Araştırma Merkezi’nin (DİSK-AR) Ağustos 2026 tarihli İşsizlik Sigortası Fonu Bülteni’ne göre, 2016’dan Temmuz 2026 sonuna kadar fonun toplam gideri 1 trilyon 33 milyar liraya ulaştı. Bu harcamaların 513,6 milyar lirası işveren teşvikleri, destekler ve işbaşı eğitim programları için kullanıldı. İşsizlere yapılan işsizlik ödeneği ödemeleri ise 325 milyar lirada kaldı.
Böylece fon giderlerinin yüzde 49,7’si işverenlere yönelik teşvik ve desteklere ayrılırken işsizlik ödeneğinin payı yüzde 31,5 oldu. Başka bir ifadeyle fondan çıkan her 100 liranın yaklaşık 50 lirası işverenlere yönelik kalemlere, 31,5 lirası ise işsizlik ödeneğine gitti.
2026’nın ilk yedi ayında da tablo değişmedi
DİSK-AR’ın İŞKUR verilerinden yaptığı hesaplamaya göre, 2026’nın Ocak-Temmuz döneminde İşsizlik Sigortası Fonu’nun toplam gideri 208,2 milyar lirayı aştı.
Bu dönemde doğrudan işveren teşvik ve desteklerine 67,4 milyar lira, işbaşı eğitim programlarına ise yaklaşık 24,8 milyar lira harcandı. Böylece işverenlere yönelik doğrudan ve dolaylı kaynakların toplamı 92,2 milyar liraya ulaştı.
Aynı dönemde işçilere yapılan ödemeler 64,5 milyar lirada kaldı. Bu tutarın 63,8 milyar lirası işsizlik ödeneğinden oluştu. Dolayısıyla yalnızca 2026’nın ilk yedi ayında işverenlere yönelik kaynaklar, işçilere yapılan ödemeleri yaklaşık 27,7 milyar lira aştı.
2016 yılında fon giderleri içinde işsizlik ödeneğinin payı yüzde 37,4, işveren teşviklerinin payı yüzde 20,3 düzeyindeydi. Temmuz 2026 itibarıyla işsizlik ödeneğinin payı yüzde 31’e gerilerken işverenlere yönelik teşvik ve desteklerin payı yüzde 44,3’e yükseldi.
Son üç buçuk yılda harcamaların yarısından fazlası işverenlere
Fon kaynaklarının hangi yönde kullanıldığını gösteren bir başka veri de 2023-Temmuz 2026 dönemine ait.
DİSK-AR’ın hesaplamasına göre bu dönemde fonun yaklaşık 756 milyar liralık giderinin 390,2 milyar lirası işveren teşvikleri, destekler ve işbaşı eğitim programlarına ayrıldı. İşsizlik ödeneği kapsamında işçilere yapılan ödemeler ise 215,6 milyar lirada kaldı.
Buna göre son üç buçuk yılda fon giderlerinin yüzde 51,6’sı işverenlere yönelik kalemlerden oluşurken işsizlik ödeneğinin payı yüzde 28,5 oldu. Fonun kuruluş amacı işsiz kalan işçiye gelir güvencesi sağlamak olsa da harcama dağılımı, önceliğin giderek işveren desteklerine verildiğini gösteriyor.
Her 100 işsizden yalnızca 17’si işsizlik ödeneği alabildi
İşverenlere milyarlarca liralık kaynak aktarılırken işsizlik ödeneğine erişebilenlerin oranı oldukça düşük kalıyor.
DİSK-AR’ın TÜİK ve İŞKUR verilerinden aktardığı bilgilere göre, Haziran 2026’da Türkiye’de 2 milyon 688 bin resmi işsiz bulunuyordu. Aynı dönemde işsizlik ödeneğinden yararlananların sayısı 460 bin 501’de kaldı.
Buna göre resmi işsizlerin yalnızca yüzde 17,1’i işsizlik ödeneği alabildi. İşsizlerin yüzde 82,9’u ise bu güvenceden yararlanamadı.
İşsizlik ödeneğine erişebilmek için işçinin kendi istek ve kusuru dışında işsiz kalması, işten ayrılmadan önceki son 120 gün hizmet akdine tabi olması ve son üç yıl içinde en az 600 gün işsizlik sigortası primi ödemesi gerekiyor. Ayrıca işten ayrıldıktan sonra 30 gün içinde başvuru yapılması şartı bulunuyor. Bu koşullar, işsiz kalan çok sayıda emekçinin fondan yararlanmasının önünde engel oluşturuyor.
2025’te de patronlara yapılan ödemeler işsizlik ödeneğini geçti
İşsizlik Sigortası Fonu’nun 2025 yılına ilişkin verileri de benzer bir dağılıma işaret ediyor. Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan’ın 25 Eylül 2026 tarihli soru önergesinde, İŞKUR’un gelir-gider tablolarına dayanılarak 2025 yılında fondan yapılan 256,5 milyar liralık harcamanın 126,3 milyar lirasının patronlara yönelik teşviklere, 81,4 milyar lirasının ise işsizlik ödeneğine ayrıldığı belirtildi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu raporunda yer alan başka bir hesaplamada ise 2025 boyunca işverenlere verilen desteklerin 97,2 milyar lira, işsizlere yapılan ödemelerin 80,6 milyar lira olduğu kaydedildi. Bu rakamlar farklı kapsam ve sınıflandırmalara dayandığından tek bir toplam gibi değerlendirilmemeli. Ancak her iki veri setinde de işverenlere sağlanan desteğin işsizlik ödeneğini aştığı görülüyor.
İşçilerin primleriyle büyüyen fonun kaynakları sermayeye aktarılıyor
İşsizlik Sigortası Fonu’nun gelirleri yalnızca devlet bütçesinden karşılanmıyor. İşçinin brüt ücretinden yüzde 1, işverenden yüzde 2 oranında prim kesiliyor; devlet de fona katkı sağlıyor. Dolayısıyla fon, doğrudan işçilerin ücretlerinden yapılan kesintilerle de büyüyor.
Buna karşın işçiler işsiz kaldıklarında ödenekten yararlanabilmek için ağır koşullarla karşı karşıya bırakılırken, aynı fondan işverenlere teşvik ve destek sağlanıyor. İşsiz kalan emekçinin gelir güvencesi sınırlanırken sermayenin istihdam maliyetlerinin kamu kaynaklarıyla karşılanması, fonun kuruluş amacıyla çelişen bir tablo ortaya çıkarıyor.
İskender Bayhan’ın TBMM’ye sunduğu soru önergesinde, 2025 yılı Sayıştay denetiminde tahsil edilemeyen işsizlik sigortası primleri ve gecikme zamlarından doğan alacakların fonun mali tablolarında gösterilmediği tespitine de dikkat çekildi. Bayhan, tahsil edilemeyen primlerin miktarını, kimlerden tahsil edilemediğini ve bu eksikliğin neden giderilmediğini sordu.
Takasbank’taki 1,9 milyar lira için açıklama istendi
Fonun yönetimine ilişkin tartışmalar, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a yöneltilen sorularla yeniden gündeme geldi.
Bakan Işıkhan, fon kaynaklarının 19 Ocak 2022’de yapılan yönetmelik değişikliğinin ardından Takasbank Para Piyasası üzerinden değerlendirilmeye başlandığını söyledi. Işıkhan, işlem günlerinde Takasbank faiz oranlarının mevduat faizleriyle karşılaştırıldığını, daha avantajlı olması durumunda bu işlemlerin yapıldığını belirtti. Takasbank üzerinden yapılan işlemlerde aracı kurum olarak Halk Yatırım’ın görev yaptığını da açıkladı.
CHP’li Cevdet Akay ise Bakan’ın yanıtları üzerine fondan 1,9 milyar liranın Takasbank’ta kaldığını belirterek, bu paranın neden orada bulunduğunu ve işlemlerin sorumluluğunu gündeme getirdi. Işıkhan’ın açıklaması, fon kaynaklarının nasıl değerlendirildiği ve bu işlemlerin hangi koşullarda yapıldığı konusunda daha ayrıntılı bilgi ihtiyacını ortaya çıkardı. Takasbank’taki tutarın doğrudan işverenlere aktarıldığına ilişkin açıklanmış bir bilgi bulunmuyor; tartışma fon varlıklarının yönetimi ve şeffaflığı üzerinde yoğunlaşıyor.
Fon işsiz kalan işçinin güvencesi olmalı
DİSK-AR, İşsizlik Sigortası Fonu’nun kuruluş amacına uygun kullanılması gerektiğini belirterek işsizlik ödeneğine erişim koşullarının kolaylaştırılmasını, ödenek miktarının ve süresinin artırılmasını talep ediyor. Raporda ayrıca fon kaynaklarının işveren teşviklerine aktarılmasına son verilmesi ve fonun gelir-gider hesaplarının kamuoyuna açık, denetlenebilir hale getirilmesi çağrısı yapılıyor.
İşsizlik, işçinin kendi tercihiyle karşılaştığı bir durum değil; ücretli emeğe dayalı düzende işini kaybettiğinde geçim kaynaklarını da yitirmesi anlamına geliyor. Böyle bir dönemde işçiye güvence sağlamak için oluşturulan fonun, patronların maliyetlerini azaltan bir kaynağa dönüştürülmesi kabul edilemez. İşçilerin ücretlerinden kesilen primlerle büyüyen fonun önceliği sermayeyi desteklemek değil, işsiz kalan emekçilerin yaşamını güvence altına almak olmalı.



































