Gökhan Güneş, Kendisine Yapılan İşkenceleri Anlattı

gg
Abone Ol

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İSTANBUL – Sermaye devletinin işkence ve gözaltında kaybetme konusundaki sabıkalı tarihinin geçmişte kaldığını sananlar için Gökhan Güneş’in anlattıkları ibret verici. Sistematik olarak işkence yapılan Güneş, işkence yöntemlerini ve kendisine ajanlık dayatıldığını belirtti.

Güneş’in ailesi ve avukatlarının katılımıyla düzenlenen basın toplantısına, İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, ESP Genel Başkanı Şahin Tümüklü, Devrimci Parti MYK Üyesi Burcu Gül Çubuk, SKM Genel Sözcüsü Deniz Aktaş, HDP, Partizan, SGDF, YDG üyeleri destek verdi.

Söz alan İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, ‘Bugün Gökhan Güneş ile birlikte karşınızda olmaktan çok mutluyuz kendisi sabaha karşı bırakıldı ve sabah evine geldi. Endişelerimizi haklı çıkaran pek çok olayı yaşadı’ dedi. 29 Aralık’tan bu yana Ankara’da kaçırılan Hüseyin Galip Küçüközyiğit’in kızının mesajını aktaran Gülseren Yoleri, ‘Kızı hem Gökhan’ın ailesini çok sevindiğini hem de babası için de bugünü görmeyi dilediğini iletti. Gözaltında kaybedilmeye çalışılan ya da kaçırılan herkes için aynı duyarlılıkla çalışmaya devam etmenin ne kadar önemli olduğunu gördük’ şeklinde konuştu.

‘Nereye götürüldüğümü bilmiyorum’

Daha sonra söz alan Gökhan Güneş, kaçırıldığı günden itibaren ailesine destek olan, resmi olmayan bir şekilde sindirme ve kaybetme politikalarına karşı kampanyalar düzenleyerek mücadele edenlere teşekkür etti. 

Gökhan Güneş, kaçırılma anı ve sonrasında yaşadıklarını şöyle anlattı:

20 Ocak tarihinde işe gitmek için biraz geç saatlerde çıkmıştım. Ortalama 12.00 civarında otobüsten indim. Durakta kaldırımda bekleyen 4 kişi vardı. Bir tanesi pardon bakar mısın tarzında konuştu. Arkamı dönüp ona baktığımda bir anda hepsi birlikte üzerime çullandı. Sayının o esnada arttığını gördüm. Orada bir tane araca bindirmeye çalıştılar. Ben arabaya binmemek için direndim. Kendimi bir şekilde geri çekmeye çalıştım. Daha sonra o direnci ortadan kaldırabilmek için elektroşok aletiyle elektrik verdiler. Daha sonra kendime geldiğimde bir arabadaydım. İki kişi koluma girmiş. Kafamı aşağı eğmiş bir çuval geçirmişti. Daha sonra başka bir arabaya bindirdiler. Bir yere götürdüler, neresi olduğuna ya da hiçbir şekilde görmedim, konum adres, mekana dair bir isim belirtilmedi hiçbir zaman.’ 

‘Elektrik verdiler, soğuk suyla ıslatıp şiddet uyguladılar’

Girdikten sonra gerek sistematik gerek ara ara işkence yöntemleri uygulandı. Elektrik verme, kaba dayak, ara ara soğuk suyla ıslatarak şiddet uygulama genelde bu uygulamalar gerek çıplak olarak bazen üzerinizde sadece iç çamaşırı olacak şekilde uygulandı. Bazı anlarda mezar dedikleri bir bölüm var, sadece ayakta durabildiğiniz elinizi kolunuzu kıpırdatamadığınız gözünüzün bağlı ve ellerin arkadan kelepçeli olduğu bir bölüme hapsedildi. Onların istediği doğrultuda oradan çıkabiliyorsunuz. Tehditler, teklifler yapılıyor. Yani sıra tecavüz tehditleri gerçekleşiyor. Daha sonra onların keyfi olarak bu uygulama devam ediyor.

En son benim tahminlerime göre bir gün önceki sabah bırakılmayı bekliyordum. Ona dair hazırlıklarının olduğuna dair hissiyatım gelişmişti. O gün bırakmadılar. Bizimle çalışmalısın, bizimle çalışır mısın? İşbirliği içerisinde olma gibi tehditleri oldu. Daha sonra birkaç kez bizim kim olduğumuzu biliyor musun? Sorular da benim onlara muhtemelen istihbaratçısınız söylemlerim üzerine evet ya da hayır demediler. Fakat bazı konuşmalarında ‘biz görünmeyenleriz’ şeklinde söylemleri oldu. 

Sabah saatleriymiş bir arabaya bindirildim, gözlerim bağlı. Dört kişi vardı muhtemelen. Arabaya bindirmeden önce çıkıştan önce, zaten üzerimdeki kıyafetlerin kendime ait değildi. Sadece pantolonum bana aitti. İç çamaşırlarım, çorap, gömlek onlar bana ait değildi, onlar verdiler. Çıkış yapmadan önce, boyun koltuk altları, vücut bölgemi temizlemeye dönük işlemler yaptılar kolonyayla. Daha sonra üzerimi giydirdikten sonra parfüm falan sıktılar, montuma falan. Bırakmadan önce, bana onların şef dediği kişi, ‘hiçbir şeyini almadım, sadece sim kartını alıyorum bilgin olsun’ dedi. Ne için olduğunu sordum. Cevap vermedi. Git ister aynı hattı çıkar, ister değiştir dedi. 

Daha sonra arabaya bindirildim. İnmeden önce kafam normal şartlarda bir peçeyle bağlı, üzerine bir bez geçirilmiş çuval tarzında onu çıkardılar. İki kişi kafamı aşağı bastırdı araçtı. Gözümü açıktan sonra fark ettim, bıraktılar. İleri yürü, önün açık sakın arkana bakma sadece ileri yürü dediler. Ben biraz mesafe gittikten sonra gözümü açtım. Pamukla belli miktarda, gözümü kapatıp daha sonra da bantladıklarını fark ettim, sarmışlardı. Daha sonra telefonum olmadığından ulaşabileceğim bir ulaşım aracı da bulamadım. Sabah erkenmiş bilmiyordum akşam saati tahmin ediyordum bir güvenlik görevlisinden taksi çağırmasını rica ettim, taksiye bindim. Ailemin evine geldim.

‘Muhtemelen bu uygulamalar bundan sonraki günlerde devam edecek’

Kaçırılmasının sosyalist olmasından kaynaklı olduğunu söyleyen Gökhan Güneş, ‘Sosyalist kimlikli kişilere daha önce bu saldırılar çok kez gerçekleşti. Bu 90’ların bir politikası olarak ortaya çıktı. Bugün uygulanıyor. Muhtemelen bu akıl, bu uygulamaları bundan sonraki günlerde de uygulamaya devam edecek. Fakat bu mücadele bireysel mücadelenin dışında toplumsal bir mücadeledir. Ezilenlerin sesini haykırmak isteyenler, ezilenlerle dayanışmak isteyenler, ezilenlerin sorunlarına, sıkıntılarına bir çığlık olmak isteyenleri susturmaya çalışanlar bunu başaramayacaklarını kendileri de iyi biliyor. Buna dair söyleyeceklerim bu kadar. Tekrar aileme, arkadaşlarıma, yoldaşlarıma hepsine bana destek oldukları için teşekkür ediyorum.’

‘Başkaları birileri de orada’

Yorgun olduğu gözlenen Gökhan Güneş, daha fazla ayrıntılı bilgi vermesini isteyen gazetecilerin sorularını kısaca yanıtladı. Götürüldüğü yer hakkında herhangi bir şey bilmediğini söyleyen Güneş, ‘İki araçta yarım saat diğer araçta bir saat sürdü götürüldüğüm yer. Onlar açısından özel bir yer. İşkence yerleri ayrı ayrıydı. Benim tahminim benden başka birileri de orada. İçerideki özel hücre denilen yerin özelliğini sorarsanız, süngerli oda denilen odanın üstünün kafesli, projektörlü. Bir ışığın ya sürekli açık olması ya da kapadığında hiçbir şey göremediğiniz etrafında komple siyah olduğu bir zeminin olması ama ışık açık da olsa kapalı da olsa orada var olan bir tane hoparlörün 24 saat boyunca yüksek sesle müzik çalması. Irkçı müzikler, psikolojik olarak rahatsız edici müziklerin çalması bir şekilde devam etti’ dedi.

Bu Yazıya Tepki Ver
https://devrimcidusun.org/wp-content/uploads/2021/04/1.png
Giriş Yap

Devrimci Düşün Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!