DİYARBAKIR/AMED – Yürüyüşün ardından öğrenciler adına Esra Pekür açıklama yaparak, kadın cinayetleri ve şüpheli ölümlerde etkin soruşturma yürütülmediğini, delillerin karartıldığını ve dosyaların kapatıldığını vurguladı. Pekür, bu durumun erkek egemen sistemin gerçeği örtbas etme pratiğinden beslendiğini belirtti.
Öğrenciler, Gülistan Doku, İpek, Narin, Rojwelat ve Rojin dosyalarını örnek göstererek, bu olayların tesadüf olmadığını, erkek egemen devlet aklının ve cezasızlık politikasının sonucu olduğunu ifade etti. Gülistan Doku soruşturmasının yıllardır aydınlatılmaması, devletin gücünün hakikati gizlemek için kullanıldığını gösterdi.
Açıklamada, valisinden emniyet müdürüne, rektöründen sağlık müdürüne kadar tüm kamu görevlilerinin sorumluluğu sorgulanmalı ve “ucu nereye giderse gitsin” yaklaşımıyla tam bir soruşturma yürütülmesi talep edildi.
Erkek Egemen Sistem ve Özel Savaş Politikaları
Öğrenciler, kadınların kaybedilmesinin, çocukların korunmamasının ve gençlerin yaşamdan koparılmasının sistematik bir sorun olduğunu dile getirdi. Yargının siyasi iktidarın aparatı haline getirilmesi, delil karartma ve soruşturmaların sürüncemede bırakılması, kadın cinayetlerinin örtbas edilmesine hizmet ettiği belirtildi.
Üniversite gençleri ve genç kadınlar, özel savaş politikalarının yarattığı karanlığa karşı mücadeleyi büyütme iradesini ortaya koydu. Her şüpheli ölüm ve faili meçhul dosyanın titizlikle araştırılması gerektiğinin altını çizdiler.
Eylemde, kadın cinayetlerinin politik niteliği ve devlet mekanizmalarındaki cezasızlık kültürü bir kez daha gündeme getirildi. Öğrenciler, yaşam hakkının korunması ve gerçek adaletin sağlanması için etkin soruşturma ve hesap sorma mekanizmalarının işletilmesini talep etti.




































