Kategori: Dünya

  • Kobane’de Eğitim Krizi: Abluka Nedeniyle 72 Bin Öğrenci Okulsuz Kaldı

    Kobane’de Eğitim Krizi: Abluka Nedeniyle 72 Bin Öğrenci Okulsuz Kaldı

    İSTANBUL – Kuzey ve Doğu Suriye’nin(Rojava) Kobane kantonunda devam eden askeri gerilim ve Suriye Geçici Hükümeti ile bağlantılı fundamentalist silahlı grupların saldırıları, bölgede büyük bir insani ve eğitim krizine yol açtı. Kobane Okullar Genel Müdürlüğü’nün açıklamasına göre, Euphrates Kantonu’nda (Kobani ve kırsalı dahil) 572 okul tamamen kapatıldı; bu okullar, saldırılar nedeniyle yerlerinden edilen binlerce göçmen aileye barınak olarak tahsis edildi.

    Kobane Okulları Yönetimi Eş Başkanı Aziza İsmail’in belirttiği üzere, 15 Ocak’tan bu yana eğitim süreci askıya alındı ve 72 bin ilkokul, ortaokul ile lise düzeyindeki öğrenci sınıflardan uzak kaldı. Göçmenler okulların yanı sıra camilere, anaokullarına, hastanelere, dükkanlara ve Kobane’deki evlere yerleşirken, şehir merkezindeki 17 okulun tamamı göçmenlere ayrıldı. Bu durum, dondurucu soğuklar altında barınma kriziyle birleşince eğitimi tamamen durma noktasına getirdi.

    Saldırılar, Raqqa, Tabqa, Afrin ve Tel Abyad’dan gelen Kürt aileleri Kobane’ye yöneltti; göçmen sayısı 200 bini aştı. SDG ile Şam(HTŞ) yönetimi arasında Ocak sonunda varılan anlaşma, grupların çekilmemesi nedeniyle uygulanamadı ve kuşatma sürüyor. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) gibi kaynaklar, bölgedeki toplam okulsuz öğrenci sayısını 230 bine yaklaştırırken, Kobani’deki durumun en ağır olduğunu vurguluyor.

    Yetkililer ve sivil toplum kuruluşları, okulların acilen normale dönmesi ve öğrencilerin eğitim hakkının korunması için uluslararası müdahale çağrısı yapıyor. Aileler ve öğretmenler, çocukların geleceğinin riske atıldığını belirterek, ateşkes ve insani koridor taleplerini yineliyor.

  • Brezilya’da Sel ve Toprak Kayması: Can Kaybı 46’ya Yükseldi

    Brezilya’da Sel ve Toprak Kayması: Can Kaybı 46’ya Yükseldi

    ANKARA – Brezilya’nın güneydoğu eyaleti Minas Gerais’te Şubat ayı boyunca etkili olan rekor düzeydeki yağışlar, felakete dönüştü. Eyalet itfaiye teşkilatının son açıklamasına göre, sel ve toprak kaymaları sonucu hayatını kaybedenlerin sayısı 46’ya ulaştı. Ölümlerin büyük bölümü (40’ı) Juiz de Fora şehrinde, kalan 6’sı ise komşu Ubá belediyesinde meydana geldi.

    Yetkililer, 21 kişinin hâlâ kayıp olduğunu ve arama-kurtarma ekiplerinin enkaz altında kalanları bulmak için yoğun çaba sarf ettiğini bildirdi. Yaklaşık 3.600 kişi evlerinden tahliye edilirken, yüzlerce ev yıkıldı veya ağır hasar gördü. Bölgede Şubat ayı yağış rekoru kırılırken, nehirlerin taşması ve heyelanlar birçok yerleşim yerini sular altında bıraktı.

    Kurtarma operasyonları sürerken, eyalet hükümeti afet durumunu ilan etti ve yardım çalışmalarını koordine ediyor. Cenaze törenleri başlamış durumda; aileler sevdiklerini toprağa verirken, kayıp yakınları umutla beklemeye devam ediyor.

  • Küba: ABD Çıkışlı Sürat Teknesiyle Terör Girişimi Engellendi

    Küba: ABD Çıkışlı Sürat Teknesiyle Terör Girişimi Engellendi

    HAVANA – Küba Devrimci Silahlı Kuvvetleri ve İçişleri Bakanlığı, 26 Şubat 2026 tarihinde yapılan ortak açıklamada, ülkenin kara sularına izinsiz giriş yapan bir sürat teknesiyle ilgili önemli detayları kamuoyuyla paylaştı.

    Küba İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamada, 25 Şubat 2026 sabahı ülkenin kuzeyindeki Villa Clara eyaleti, Corralillo belediyesi yakınlarında, Cayo Falcones Adası’nın El Pino Kanalı’nın yaklaşık 1 deniz mili kuzeydoğusunda ABD’nin Florida eyaletinde kayıtlı (FL7726SH tescil numaralı) bir sürat teknesi tespit edildi. Tekne, Küba kara sularını ihlal ederek kıyıya yaklaştı.

    Küba Sınır Muhafaza Birlikleri’ne bağlı bir devriye birimi, kimlik tespiti amacıyla tekneye yaklaştığında, mürettebat “dur” ihtarına uymayarak Küba güçlerine ateş açtı. Çatışmada Küba devriye teknesindeki bir komutan yaralandı. Karşılık veren Küba güçleri sonucu teknedeki 4 kişi öldürüldü, 6 kişi yaralandı. Yaralılar tahliye edilerek tıbbi yardım aldı.

    Bakanlık, teknede toplam 10 kişinin bulunduğunu ve bunların ABD’de yaşayan Küba asıllı silahlı bireyler olduğunu vurguladı. Açıklamada, bu kişilerin çoğunun suç ve şiddet geçmişi olduğu, bazılarının Küba makamlarınca terör eylemleriyle bağlantılı olarak arandığı kaydedildi. Küba yetkilileri, grubun “adaya sızarak terör eylemleri gerçekleştirmek” amacıyla silahlı infiltrasyon girişiminde bulunduğunu ifade etti.

  • HKP(Maoist) Genel Sekreteri Devuji ve 4 Parti Kadrosu Teslim Oldu

    HKP(Maoist) Genel Sekreteri Devuji ve 4 Parti Kadrosu Teslim Oldu

    İSTANBUL – Chhattisgarh eyaletinde 2024-2025 yıllarında yoğunlaşan askerî operasyonlarda, Halk Savaşı’nın önde gelen komutanlarından Hidma ve beraberindeki yoldaşlarının katledilmesi, Maoist hareket için ciddi bir kayıp olarak değerlendirilmişti. Bu süreçte devlet güçleri, ormanlık bölgelerdeki gerilla kamplarını hedef alan kapsamlı kuşatma ve katliam saldırılarını artırırken, aynı zamanda içeriden çatlaklar yaratmak için yoğun bir “teslim olma” kampanyası yürütüyordu.

    22 Şubat Operasyonu ve Gözaltılar

    22 Şubat 2026 tarihinde Hint güvenlik güçleri tarafından düzenlenen operasyonda, Hindistan Komünist Partisi (Maoist) Genel Sekreteri Devuji’nin de aralarında bulunduğu dört üst düzey Parti kadrosunun gözaltına alındığı öğrenildi. Gözaltıların ardından kısa sürede teslimiyet açıklaması geldi. Teslim olan kadroların, uzun süredir devam eden askerî baskı, lojistik zorluklar ve içeriden gelişen ihanetler karşısında direnişi sürdüremediği belirtiliyor.

    Teslimiyet Politikası ve Devletin Açıklamaları

    Hint hükümeti yetkilileri, son dönemde yüzlerce Maoist militanın silah bırakarak “ana akıma” döndüğünü ifade ediyor. Devlet, “kapsamlı kuşatma, ekonomik teşvikler ve ailelerle iletişim” politikalarının birleşimiyle hareketin zayıfladığını savunuyor. Teslim olan kadrolara yönelik af ve rehabilitasyon programlarının da bu süreçte etkili olduğu öne sürülüyor.

    Teslimiyet Toplantısı ve Açıklamalar

    Chhattisgarh veya Telangana bölgesinde basına açık düzenlenen toplantıda, Thippiri Tirupathi ile birlikte hareket eden Malla Raji Reddy, Bade Chokka ve Nune Narasimha teslimiyetlerini resmen duyurdu. Toplantıda kısa konuşmalar yapan kadrolar, devletin sunduğu “rehabilitasyon paketi” kapsamında verilen para çeklerini kabul ettiklerini açıkladı. Thippiri Tirupathi, kararının temel gerekçesini “sağlık sorunları” olarak gösterirken, daha kapsamlı bir açıklama yapacağını belirtti.

    Thippiri Tirupathi, konuşmasında “Uzun yıllar süren zorlu mücadelede sağlığım ciddi şekilde bozuldu. Artık bu şartlarda devam etmek mümkün görünmüyor” ifadelerini kullandı. Kendisinin ve yoldaşlarının devletin sunduğu koşulları kabul ettiğini vurgulayan Tirupathi, “Bu bir son değil, yeni bir başlangıç” şeklinde konuştu. Diğer üç kadro da benzer ifadelerle sağlık, aile ve güvenlik gerekçelerini öne sürdü.

    Maoist Hareketin Geleceği Tartışılıyor

    Genel Sekreter Devuji’nin teslimiyeti, HKP(Maoist) tarihinde dönüm noktası olarak görülüyor. Parti saflarında kalan unsurların nasıl bir yol izleyeceği, Halk Savaşı stratejisinin sürdürülebilirliği ve lider kadronun kaybının örgütsel yapıyı nasıl etkileyeceğini zaman gösterecek. Bazı analistler, hareketin ciddi bir dağılma sürecine girdiğini belirtirken, diğerleri ise kalan gerilla birimlerinin direnişi yerel düzeyde devam ettirebileceğini ifade ediyor.

    Son İki Yıldaki Ağır Kayıplar

    2024-2026 döneminde HKP(Maoist) hareketi, Hidma gibi önde gelen komutanların şehit edilmesi, Genel Sekreter Devuji’nin de aralarında bulunduğu kadroların teslimiyetiyle ağır darbeler aldı. Thippiri Tirupathi ve ekibinin teslimiyetiyle birlikte, Partinin merkez komite ve Politbüro düzeyindeki önemli isimlerinin büyük bölümünün ya ölümsüzleştiği ya da silah bırakmış oldu. Partideki ideolojik kırılma ve aldığı örgütsel darbeler, varlığını koruyup ilerletebilmesi ve Halk Savaşı stratejisini sürdürülebilmesi konusunda ciddi soru işaretleri yaratıyor.

  • ABD, İran Gerilimi Ortasında CENTCOM Üslerine 300’den Fazla Askeri Uçak Konuşlandırdı

    ABD, İran Gerilimi Ortasında CENTCOM Üslerine 300’den Fazla Askeri Uçak Konuşlandırdı

    İSTANBUL – ABD, İran’la yaşanan gerilimin tırmanması üzerine Orta Doğu’daki askeri varlığını önemli ölçüde güçlendirdi. Açık kaynak istihbarat takipçileri ve uçuş verilerine göre, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) üslerine 300’den fazla askeri uçak konuşlandırıldı.

    Hava Gücü Yığınağı

    Bu konuşlandırma, Katar’daki Al-Udeid Hava Üssü, Ürdün’deki Muwaffaq Salti Hava Üssü ve Suudi Arabistan’daki Prince Sultan Hava Üssü başta olmak üzere ana üslerde yoğunlaşıyor. Ayrıca USS Abraham Lincoln ve USS Gerald R. Ford uçak gemilerindeki taşıyıcı hava kanatları da bu sayıya dahil ediliyor. Yaklaşık 270 lojistik uçuşla (C-17 ve C-5 tipi) bölgeye taşınan uçaklar arasında F-35, F-22, F-15, F-16 ve F/A-18 gibi ileri teknoloji savaş jetleri öne çıkıyor.

    Nükleer Görüşmeler Gölgesinde Savaş Hazırlığı

    Yığınak, ABD ve İran arasındaki dolaylı nükleer müzakerelerin Cenevre’de devam edeceği bir dönemde gerçekleşiyor. Görüşmelerin 26 Şubat’ta yeniden başlaması beklenirken, ABD tarafı olası bir anlaşmazlık durumunda hızlı müdahale kabiliyetini artırmayı hedefliyor. Patriot ve THAAD füze savunma sistemleri de bölgeye ek olarak yerleştirildi.

    Bu ölçekteki hava gücü yoğunlaşması, 2003 Irak Savaşı’ndan bu yana bölgedeki en büyük ABD askeri yığınağı olarak değerlendiriliyor. F-22 Raptor gibi gizli uçakların İsrail’e iniş yapması ve tanker uçaklarının destek rolü, olası çok günlük hava operasyonlarına hazırlık sinyali veriyor. İran tarafı ise herhangi bir saldırıya karşı sert misilleme uyarısında bulunmuştu.

  • İran Üniversitelerinde Rejim Karşıtı Protestolar 3. Gününe Ulaştı

    İran Üniversitelerinde Rejim Karşıtı Protestolar 3. Gününe Ulaştı

    TAHRAN – İran’da üniversiteler yeni öğretim dönemine başlarken, öğrenciler rejime karşı seslerini yükseltti. Ocak 2026’daki ülke çapındaki protestolarda binlerce kişinin hayatını kaybettiği sert müdahalenin ardından aylar sonra kampüslerde yeniden dalga halinde eylemler patlak verdi.

    Protestoların Başlangıcı ve Yayılması

    Gösteriler 21 Şubat Cumartesi günü üniversitelerin açılmasıyla başladı. Tahran’daki prestijli Şerif Teknoloji Üniversitesi’nde yüzlerce öğrenci barışçıl yürüyüş düzenledi. BBC tarafından doğrulanan görüntülerde öğrencilerin İran bayrakları taşıyarak kampüste yürüdüğü görüldü. Eylemler hızla Amirkabir Üniversitesi, Şahid Beheşti Üniversitesi, Tahran Üniversitesi ve diğer kampüslere yayıldı. Kuzeydoğudaki Meşhed kentinde de Ferdowsi Üniversitesi’nde benzer protestolar düzenlendi.

    Atılan Sloganlar ve Talepler

    Öğrenciler, Ocak protestolarında öldürülenleri anmak amacıyla siyah giyerek toplandı. “Jin, Jiyan, Azadî” (Kadın, Yaşam, Özgürlük), “Azadi” (Özgürlük), “Diktatöre Ölüm”, “Hameney’e Ölüm” gibi rejim karşıtı sloganların yanı sıra bazı üniversitelerde “Yaşasın Şah”, “Bu son savaş, Pehlevi geri dönüyor” ve “Savaşacağız, öleceğiz, İran’ı geri alacağız” gibi monarşi yanlısı ve Rıza Pehlevi’yi destekleyen ifadeler duyuldu. Eylemler, öldürülen protestocuların anısına 40. ve 42. gün törenleriyle bağlantılı olarak başladı.

    Çatışmalar ve Güvenlik Müdahalesi

    Tahran’daki Şerif ve Amirkabir üniversitelerinde rejim yanlısı Basij güçleri ile göstericiler arasında arbedeler çıktı. Devlet medyası bazı olayları “sahte öğrenci” iddiasıyla yansıtırken, insan hakları grupları ve tanıklar güvenlik güçlerinin müdahalesi sonucu yaralanmalar olduğunu bildirdi. Protestoların üçüncü gününde de (23 Şubat) Al-Zahra Üniversitesi’nde yoğun katılımlı eylemler devam etti.

    Gösteriler, İran’ın nükleer müzakereler ve ABD askeri yığınağı gibi dış baskılarla karşı karşıya olduğu bir dönemde gerçekleşiyor. Öğrenciler, “Sınıflar boş çünkü mezarlıklar dolu” diyerek baskının devam ettiğini vurguluyor. Yetkililer eylemleri bastırmaya çalışırken, uluslararası gözlemciler yeni bir protesto dalgasının yayılma potansiyeline dikkat çekiyor. Eylemlerin ülke geneline sıçrayıp sıçramayacağı yakından takip ediliyor.

  • Gazze’den Çıkışına İzin Verilmeyen 2 Yaşındaki Nidal Hayatını Kaybetti

    Gazze’den Çıkışına İzin Verilmeyen 2 Yaşındaki Nidal Hayatını Kaybetti

    GAZZE – Gazze’deki sağlık sisteminin çökmüş olması ve Refah Sınır Kapısı’nın uzun süredir kapalı tutulması nedeniyle çok sayıda hasta yurt dışına sevk edilemiyor. Bu hastalar arasında ağır hasta olan 2 yaşındaki Nidal Hamduna da bulunuyordu. Küçük çocuk, uzman doktorların ve ileri tıbbi imkanların bulunduğu bir merkeze ulaşılamadığı için gerekli tedaviyi alamadı.

    Anne İman Hamduna’nın Çaresiz Çığlığı

    Nidal’ın annesi İman Hamduna, oğlunun son anlarında yaşadığı acıyı ve uluslararası toplumdan yardım alamamanın yarattığı yıkımı şu sözlerle dile getirdi: “Dünyaya yalvardım ancak kimse beni duymadı. Çocuğum gözlerimin önünde eridi, kapılar açılmadı, kimse yardım etmedi.”

    Sağlık Bakanlığı: Her Gün Çocuklar Ölüyor

    Gazze’deki Sağlık Bakanlığı yetkilileri, abluka nedeniyle on binlerce hastanın yurt dışına çıkış yapamadığını ve her gün çok sayıda çocuğun tedavi göremediği için yaşamını yitirdiğini belirtiyor. Bakanlık verilerine göre son aylarda yalnızca Refah Kapısı’ndan sınırlı sayıda hasta geçişine izin verilmiş, bunun da büyük bölümü yaralı ve ağır hasta çocukları kapsamamıştı.

    Uluslararası Toplumdan Gelen Tepkiler Yetersiz Kalıyor

    Birleşmiş Milletler ve çeşitli insan hakları örgütleri, Gazze’deki insani felakete dikkat çekerek sınır geçişlerinin acilen açılması çağrısında bulunsa da bugüne kadar somut bir adım atılmadı. Nidal’ın ölümü, ablukanın çocuklar üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha gözler önüne serdi.

    Aile ve Komşular: “Nidal’ın ölümü hepimizin ölümüdür”

    Nidal’ın yaşadığı mahallede komşuları ve akrabaları, küçük çocuğun naaşının kaldırıldığı sırada gözyaşları içinde “Bu abluka çocuklarımızı katlediyor. Nidal’ın ölümü hepimizin ölümüdür” diyerek tepkilerini dile getirdi.

  • İran’da Beş Kürt Örgütü İttifak Kurdu: Rejime Karşı Birleşik Mücadele

    İran’da Beş Kürt Örgütü İttifak Kurdu: Rejime Karşı Birleşik Mücadele

    TAHRAN – İran Kürdistanı’ndaki (Rojhilat) önde gelen beş Kürt örgütü, uzun süren görüşmeler ve “Diyalog ve İşbirliği Merkezi” çalışmaları sonucunda birleşti. İttifakın üyeleri şu şekilde sıralanıyor: İran Kürdistan Demokrat Partisi (PDK-İ / KDPI), Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK), Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK), Kürdistan Emekçiler Komitesi (Komala) ve İran Kürdistanı Mücadele Örgütü (Khabat). Bu örgütler, Irak Kürdistan Bölgesi’nde üsleri bulunan ve Tahran tarafından “terörist” olarak nitelendirilen silahlı muhalif gruplar arasında yer alıyor.

    İttifakın Amaçları ve Bildirisi

    Kuruluş bildirgesinde, ittifakın temel hedefleri net bir şekilde tanımlandı: İran İslam Cumhuriyeti’nin devrilmesi için mücadele etmek, Kürt halkının siyasi iradesine dayalı ulusal ve demokratik bir yapı kurmak ile Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkını gerçekleştirmek. Bildiride, rejimin siyasi meşruiyetini kaybettiği ancak iktidarda kalmaya devam ettiği vurgulanarak, İran genelindeki protestoları destekleme ve Kürt partileri ile sivil toplum arasında koordineli eylem çağrısı yapıldı. İttifak, Kürt siyasi çalışmalarına daha fazla ağırlık vererek İran’daki değişim sürecine katkı sağlamayı amaçlıyor.

    Zamanlama ve Bölgesel Bağlam

    İttifakın duyurusu, ABD ile İran arasındaki nükleer müzakerelerin tıkanması, Tahran’a yönelik askeri saldırı ihtimalinin artması ve rejim karşıtı protestoların devam ettiği bir dönemde geldi. Birçok yorumcu, bu birleşmenin olası bir dış müdahale veya iç karışıklık durumunda Kürt muhalefetinin rolünü güçlendirebileceğini belirtiyor. Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY), ittifakın oluşumunun ardından bölgenin komşu ülkelere karşı tehdit unsuru olarak kullanılmayacağı uyarısında bulundu.

    Kürt Muhalefetindeki Önemi

    İran’daki Kürt gruplar uzun yıllardır ideolojik (milliyetçi, solcu, PKK çizgisi) ve stratejik farklılıklar nedeniyle parçalı bir yapı sergiliyordu. PJAK’ın PKK bağlantısı, PDK-İ’nin geleneksel milliyetçi çizgisi ve Komala’nın sol eğilimi gibi farklara rağmen bu ittifak, ortak düşmana karşı birleşik cephe oluşturma çabası olarak öne çıkıyor. Bazı kaynaklar, iki Komala fraksiyonunun ittifaka katılmadığını belirterek, tam birliğin henüz sağlanmadığını ifade ediyor. Bu gelişme, İran rejiminin iç cephesindeki baskıların artabileceğine işaret ediyor.

  • Pezeşkiyan: Müzakereler Olumlu, ABD’nin Her Senaryoya Hazırız

    Pezeşkiyan: Müzakereler Olumlu, ABD’nin Her Senaryoya Hazırız

    İSTANBUL – İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, son müzakerelerde somut ve pratik önerilerin karşılıklı olarak sunulduğunu ifade etti. Bu süreçte “cesaret verici sinyaller” alındığını belirten Pezeşkiyan, İran’ın bölgede barış ve istikrara bağlı olduğunu vurguladı. Ancak ABD’nin eylemlerini yakından takip ettiklerini ve olası her senaryoya karşı gerekli tüm hazırlıkları yaptıklarını ekledi.

    Müzakereler Hamaney’in Onayıyla Yürütülüyor

    Pezeşkiyan daha önceki açıklamalarında, ABD ile görüşmelerin İran Devrim Lideri Ayetullah Ali Hamaney’in onayıyla yürütüldüğünü hatırlattı. Amacın sadece konuşmak değil, somut sonuçlara ulaşmak olduğunu belirten Cumhurbaşkanı, müzakere sürecinin ciddiyetle takip edildiğini ve hızlı bir anlaşmaya varılmasını umduklarını dile getirdi. Görüşmeler dolaylı olarak Umman’ın arabuluculuğunda gerçekleştiriliyor.

    Cenevre’de Yeni Tur Görüşmeler Başlıyor

    Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi’nin açıklamasına göre, ABD ve İran arasındaki nükleer müzakerelerin üçüncü turu 26 Şubat Perşembe günü Cenevre’de yapılacak. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, diplomatik çözümün hala mümkün olduğunu ve iki tarafın endişelerini karşılayacak bir taslak öneri üzerinde çalıştıklarını belirtti. İran heyeti, uranyum zenginleştirmesi konusunda güven artırıcı adımlar atılması karşılığında ekonomik yaptırımların hafifletilmesini hedefliyor.

    Tedbirli İyimserlik ve Baskılara Karşı Direnç

    Pezeşkiyan, müzakerelerde ilerleme kaydedilmesine rağmen İran’ın baskılara boyun eğmeyeceğini net bir şekilde ifade etti. ABD’nin askeri yığınak yaptığı bir dönemde yapılan açıklamalar, Tahran’ın hem diplomasiye açık hem de savunma pozisyonunda kararlı olduğunu gösteriyor. İranlı yetkililer, nükleer programın tamamen barışçıl kalması için çaba gösterdiklerini ancak sıfır zenginleştirme talebinin kabul edilemez olduğunu vurguluyor.

  • İran-ABD Nükleer Görüşmeleri Üçüncü Tur İçin Cenevre’de Buluşuyor

    İran-ABD Nükleer Görüşmeleri Üçüncü Tur İçin Cenevre’de Buluşuyor

    ANKARA – Ortadoğu’daki en kritik diplomasi süreçlerinden biri olan İran-ABD nükleer görüşmeleri, Umman’ın yoğun arabuluculuk çabalarıyla yeni bir aşamaya taşınıyor. Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi, ABD merkezli X platformundaki resmi hesabından yaptığı paylaşımda, müzakerelerin üçüncü turunun 26 Şubat 2026 Perşembe günü Cenevre’de yapılacağını duyurdu.

    Bakan el-Busaidi açıklamasında, “ABD-İran müzakerelerinin bu perşembe Cenevre’de yapılacağını ve anlaşmanın sonuçlandırılması için olumlu bir ivme yakalanacağını teyit etmekten memnuniyet duyuyorum” ifadelerini kullanarak, taraflar arasında yapıcı bir atmosfer oluştuğunu vurguladı. Umman’ın tarafsız arabuluculuğu, 2015’teki nükleer anlaşmanın (JCPOA) yeniden canlandırılması veya yeni bir çerçeve oluşturulması yönündeki çabaların kilit unsuru olarak görülüyor.

    Görüşmelerin gündeminde, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin sınırlandırılması, yaptırımların kademeli kaldırılması, IAEA denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve karşılıklı güven artırıcı adımlar yer alıyor. Önceki iki turda kaydedilen ilerlemenin, bu turda somut metinlere dönüşebileceği belirtiliyor.

    Cenevre’deki toplantıya ABD ve İran heyetlerinin yanı sıra Ummanlı arabulucuların da katılacağı öğrenildi. Avrupa Birliği’nin dolaylı olarak destek verdiği süreçte, İsviçre’nin ev sahipliği tarafsız bir zemin sağlıyor. Diplomasi kaynakları, görüşmelerin sonucunun Ortadoğu’daki gerilimlerin seyrini doğrudan etkileyebileceğini ifade ediyor.

    Umman’ın bu süreçteki rolü, bölgedeki tansiyonu düşürme çabalarında giderek daha belirgin hale gelirken, her iki tarafın da “olumlu ivme” vurgusu yapması, uzun süredir tıkanan nükleer dosyanın nihayet çözüme yaklaşabileceğine dair umutları artırıyor. Görüşmelerin ardından taraflardan resmi açıklama bekleniyor.

  • Almanya, Türkiye Bağlantılı Gruplar Arasında Çete Savaşı Yaşandığını Duyurdu

    Almanya, Türkiye Bağlantılı Gruplar Arasında Çete Savaşı Yaşandığını Duyurdu

    BERLİN – Almanya’nın başkenti Berlin, son bir haftada yaşanan seri şiddet olaylarıyla sarsıldı. Gece kulüplerine yönelik el bombası saldırıları, lüks semtlerdeki villaların ve iş yerlerinin otomatik silahlarla taranması, polis kayıtlarına göre organize suç örgütleri arasındaki hesaplaşmanın yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor.

    Berlin Eyalet Kriminal Dairesi (Landeskriminalamt – LKA) bugün yaptığı resmi açıklamada, olayların “Türkiye kökenli suç grupları arasındaki rekabet ve güç mücadelesinden kaynaklandığını” net bir dille ifade etti. LKA yetkilileri, Berlin’in Neukölln, Kreuzberg ve Wedding gibi semtlerinde yoğunlaşan bu çatışmanın, uyuşturucu ticareti, haraç toplama ve gece hayatı kontrolü ekseninde yürüdüğünü belirtti.

    Son 10 gün içinde kaydedilen en çarpıcı olaylar şöyle sıralandı:

    • Kreuzberg’de popüler bir gece kulübünün girişine el bombası atılması sonucu 3 kişi yaralandı.
    • Charlottenburg’da Türk asıllı bir iş insanının villasına otomatik silahlarla 40’tan fazla mermi sıkıldı; evde bulunan aile fertleri mucize eseri yara almadı.
    • Neukölln’de bir başka iş yerinin camlarına ve kapısına uzun namlulu silahlarla ateş açıldı, maddi hasar büyük oldu.

    LKA, “Berlin’de halihazırda aktif olan Türkiye bağlantılı çeteler arasında silahlı çatışma riski önemli ölçüde artmıştır. Bu nedenle yeni bir tehdit seviyesi ilan ediyoruz” açıklamasında bulundu. Yetkililer, vatandaşlardan şüpheli paketler, yabancı plakalı araçlar ve gece saatlerinde toplanan gruplar konusunda polise derhal ihbarda bulunmalarını istedi.

    Berlin İçişleri Senatosu da acil toplantı yaparak eyalet polisine ek personel ve özel tim takviyesi yapılacağını duyurdu. Federal düzeyde ise İçişleri Bakanlığı, olayların uluslararası boyutunu incelemek üzere BKA (Federal Kriminal Dairesi) ile koordinasyon başlattı.

    Berlin’deki Türk toplumu temsilcileri ise saldırılardan duydukları endişeyi dile getirerek, “Bu şiddet sarmalı tüm toplumu tehdit ediyor, masum insanlar zarar görüyor. Çatışmanın bir an önce durdurulması için Alman makamları ve Türkiye’deki yetkililerle iş birliği şart” çağrısında bulundu.

    Uzmanlar, Berlin’in son yıllarda Avrupa’daki en büyük Türk kökenli suç örgütlerinin faaliyet gösterdiği merkezlerden biri haline geldiğini ve bu tür çete savaşlarının genellikle kanlı misillemelerle uzun süre devam edebileceği uyarısında bulunuyor.

  • Meksika’da Kartel Lideri ‘El Mencho’ Öldürüldü, Ülke İç Savaş Eşiğinde!

    Meksika’da Kartel Lideri ‘El Mencho’ Öldürüldü, Ülke İç Savaş Eşiğinde!

    ANKARA – Meksika’da uzun yıllardır en çok aranan suç örgütü liderlerinden biri olan Nemesio Oseguera Cervantes, lakabıyla bilinen “El Mencho”, federal güçlerin düzenlediği büyük çaplı bir operasyonda öldürüldü. Meksika Savunma Bakanlığı (SEDENA) ve Ulusal Muhafızlar tarafından yapılan ortak açıklamada, Jalisco eyaletinde gerçekleştirilen gece operasyonunda CJNG’nin kurucusu ve tartışmasız lideri El Mencho’nun etkisiz hale getirildiği bildirildi.

    El Mencho’nun ölümü, Meksika’nın uyuşturucu savaşında dönüm noktası olarak değerlendirilse de, gelişme ülke genelinde hızla kontrolden çıktı. CJNG’ye bağlı silahlı unsurlar, liderlerinin öldürülmesine anında misilleme başlattı. Özellikle kartelin ana üssü konumundaki Jalisco eyaletinde şiddet olayları zirve yaptı.

    Puerto Vallarta ve çevresinde saatler içinde onlarca barikat kuruldu, otoyollar ve ana caddeler kesildi, onlarca araç ateşe verildi. Bölgedeki alışveriş merkezleri, benzin istasyonları ve kamu binaları hedef alındı. Tanıklar, otomatik silahlar, el bombaları ve roketatarların kullanıldığı yoğun çatışmaların yaşandığını aktardı. Yerel medya, federal polis ve ordu birliklerinin şehre giriş yapmaya çalıştığı noktalarda ağır silahlı çatışmaların devam ettiğini bildirdi.

    CJNG’nin diğer bölgelerdeki hücreleri de harekete geçti; Michoacán, Colima, Guanajuato ve Guerrero eyaletlerinde benzer yol kesme, kundaklama ve güvenlik güçlerine saldırı eylemleri rapor edildi. Meksika hükümeti, ülke genelinde olağanüstü hal benzeri önlemler alınacağını açıklarken, ordu birliklerinin takviye olarak bölgeye sevk edildiği duyuruldu.

    Uzmanlar, El Mencho’nun ölümüyle CJNG’nin dağılabileceği ya da tam tersine daha acımasız bir iç hesaplaşma ve güç mücadelesine sahne olabileceği konusunda uyarıyor. Kartelin lider kadrosunda kimin yeni patron olacağı şimdiden tartışma konusu haline geldi. Meksika’da uyuşturucu kartellerine karşı yürütülen mücadelede en büyük isimlerden birinin ortadan kaldırılması, kısa vadede şiddetin patlamasına yol açarken, uzun vadede karteller arası dengeleri kökten değiştirebilecek bir gelişme olarak görülüyor.

    Hükümet, “Devlet otoritesini yeniden tesis edeceğiz” mesajı verirken, sivil toplum örgütleri ve muhalefet partileri, artan sivil kayıplar nedeniyle operasyonların daha dikkatli yürütülmesi çağrısında bulundu. Ülke genelinde tansiyonun saatler içinde daha da yükseleceği belirtiliyor.

Social Media Auto Publish Powered By : XYZScripts.com