İSTANBUL – Hadımköy’deki metal fabrikasında imalat sırasında gerçekleşen tüp patlaması, yangına yol açarak işçileri doğrudan etkiledi. Özellikle göçmen işçilerin yoğun olarak istihdam edildiği bu tür fabrikalarda, iş güvenliği önlemlerinin yetersizliği, bakım eksikliği ve üretim hızının ön plana çıkarılması, kazaların temel nedenleri arasında yer alıyor. Sermaye sahiplerinin maliyetleri düşürme amacıyla standart güvenlik kurallarını hiçe sayması, emekçilerin can güvenliğini sürekli tehdit etmektedir.
Güvencesiz Çalışma
Kazada yaralanan işçilerin çoğunluğunun göçmen olması, Türkiye’deki sanayi bölgelerinde ucuz ve güvencesiz emek gücünün nasıl sistematik olarak kullanıldığını göstermektedir. Yabancı sermaye ve yerli işbirlikçilerinin egemen olduğu metal sektöründe, göçmen işçiler daha düşük ücretlerle, daha riskli işlerde çalıştırılmakta ve en temel sosyal güvencelerden yoksun bırakılmaktadır. Bu patlama, kapitalist üretim ilişkilerinin göçmen emekçileri nasıl harcanabilir bir kaynak olarak gördüğünün somut bir örneğidir.
Sektörel Riskler
Metal imalat sanayi, patlama, yangın ve meslek hastalıkları açısından yüksek risk taşıyan sektörlerin başında gelmektedir. Hadımköy gibi organize sanayi bölgelerinde sıkça yaşanan benzer olaylar, devletin denetim mekanizmalarının yetersizliğini ve sermaye lehine işleyen politikaları gündeme getirmektedir. Emperyalist sermayenin ve onun yerel uzantılarının kâr odaklı yaklaşımı, işçilerin yaşamını hiçe sayan bir çalışma rejimini kalıcı hale getirmektedir.
Olayla ilgili soruşturma başlatılırken, yaralı işçilerin tedavisi devam ediyor. Bu tür iş kazaları, madencilik ve metal sektörlerindeki emek sömürüsünün ve güvenlik zafiyetlerinin kronikleştiğini bir kez daha teyit etmiştir.





































