İSTANBUL – Türkiye’nin toplumsal mücadele tarihinde iz bırakan hukukçulardan Alp Selek, tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. 1960’lı yıllardan itibaren işçi ve sendika mücadelelerinin yanı sıra siyasi davalarda ve insan hakları alanında savunma yapan Selek, meslek hayatını hukuku ezilenlerin mücadelesinin bir parçası olarak sürdürdü.
Kavel direnişinde işçilerin yanında
Selek’in hukuk mücadelesinin önemli duraklarından biri 1963 Kavel direnişi oldu. Kavel Kablo Fabrikası’nda sendikal hakları için direnen ve bu süreçte tutuklanan ya da haklarında dava açılan işçilerin savunmasını üstlenen avukatlardan biri Selek’ti.
Kavel direnişi, Türkiye işçi sınıfının sendikal hak mücadelesinde önemli dönüm noktalarından biri olarak tarihe geçti. Selek de sonraki yıllarda işçilere, sendikacılara ve gençlik hareketinin temsilcilerine yönelik davalarda savunma görevini sürdürdü.
Darbe dönemlerinde de savunma yaptı
12 Mart 1971 darbesinin ardından işçi ve gençlik hareketine yönelik davalarda savunma yapan Selek, daha sonra Türkiye İşçi Partisi’nin yeniden kuruluş sürecinde yer aldı.
12 Eylül 1980 darbesinin ardından TİP yöneticilerinden biri olarak tutuklanan Selek, 4,5 yıl cezaevinde kaldı. Mahkûmiyetinin ardından avukatlık hakkının engellenmesi için de girişimlerde bulunuldu; İstanbul Barosu’nun karşı çıkışı ve sonrasındaki hukuki mücadele sonucunda yeniden baro levhasına kaydedildi.
Egemenlerin değil, ezilenlerin yanında durdu
Alp Selek’in yaşamı, Türkiye’de işçi hareketinin ve siyasi muhalefetin baskı dönemleriyle iç içe geçti. Kavel işçilerinden darbe dönemlerinde yargılananlara kadar uzanan savunma pratiği, avukatlığı yalnızca bir meslek olarak değil, hak ve özgürlük mücadelesinin bir alanı olarak gördüğünü ortaya koydu.
Son yıllarında ise kızı Pınar Selek’in Mısır Çarşısı davasındaki uzun hukuk mücadelesinin başlıca savunucularından biri oldu.
Alp Selek’in ardından geride yalnızca uzun bir avukatlık kariyeri değil, işçilerin, sendikacıların ve siyasi baskıya uğrayanların savunusuna adanmış bir mücadele mirası kaldı.
Alp Selek, bu anlayışın Türkiye’deki uzun soluklu temsilcilerinden biri olarak anılacak.


































