KONYA – Konya’nın Karacadağ bölgesinde maden arama faaliyetlerine karşı mücadele büyüyor. Karacadağ’ı Koruma Platformu, bölgenin maden sahasına dönüştürülmesine karşı imza kampanyası başlatarak doğal ve kültürel mirasın korunması çağrısı yaptı.
Platformun tepkisinin odağında, maden arama faaliyetlerinin yalnızca doğayı değil, bölgede yaşayanların geçim kaynaklarını da tehdit edebileceği endişesi bulunuyor. Tarım, hayvancılık ve meralara dayalı yaşamın sürdüğü bölgede suyun ve toprağın korunması, yerel halkın geleceği açısından kritik önem taşıyor.
Maden arama çalışmaları başladı
Karacadağ’daki süreç, 2024 yılında gerçekleştirilen ihale sonrasında gündeme geldi. Evrensel’in haberine göre Esan Eczacıbaşı, Ağustos 2024’teki ihalede bölgede 4. grup maden arama ruhsatı almaya hak kazandı. Eylül 2026’da ise Yeşilyurt Mahallesi’ne makineler getirildi ve Ovacık mevkisinde sondaj çalışmaları başladı.
Platform, maden arama faaliyetlerinin ileride daha geniş bir madencilik sürecinin önünü açabileceği uyarısında bulunuyor. Sondaj çalışmalarının su kaynakları, meralar, tarım alanları ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki olası etkilerinin açıklığa kavuşturulmasını istiyor.
Bir yanda jeopark hedefi, diğer yanda madencilik baskısı
Karacadağ’da UNESCO jeopark adaylığı sürecinin gündemde olduğu bir dönemde maden arama çalışmalarının başlaması da tepki çekiyor. Platform, korunması gereken jeolojik ve doğal mirasın madencilik faaliyetlerinin baskısı altında bırakılmaması gerektiğini savunuyor.
Maden projelerine ilişkin tartışma, doğal varlıkların nasıl değerlendirileceği sorusunu da gündeme getiriyor: Bölgenin suyu, toprağı ve meraları, şirketlerin ekonomik çıkarları doğrultusunda mı kullanılacak, yoksa halkın ortak yaşam kaynakları olarak mı korunacak?
Toprağın ve suyun geleceği için mücadele
Maden arama çalışmalarının çevresel etkileri henüz bütün yönleriyle ortaya konulmadan sürecin ilerlemesi, bölge halkının kaygılarını artırıyor. Olası etkilerin bağımsız biçimde değerlendirilmesi, yerel halkın karar süreçlerine katılması ve yaşam alanlarını ilgilendiren bilgilerin kamuoyuyla paylaşılması gerekiyor.
Karacadağ’ı Koruma Platformu’nun imza kampanyası, bu talepleri büyütmeyi ve maden faaliyetlerine karşı toplumsal desteği artırmayı hedefliyor.
Karacadağ’ın geleceği yalnızca bir yatırım ya da ruhsat meselesi değil; suyun, toprağın, tarımın, hayvancılığın ve bölge halkının yaşam hakkının meselesi. Doğal varlıkların korunması, kısa vadeli ticari kazançların değil, toplumun ortak yararının esas alınmasını gerektiriyor.

































