İSTANBUL – DİSK yönetimi, 1 Mayıs’ın birleşik ve kitlesel kutlanması gerektiğini ifade ederek Taksim Meydanı’nın tarihsel ve hukuki önemine dikkat çekti. Kurul, Taksim’de kutlamanın meşru bir hak olduğunu kayda geçirirken, bu hakkın fiilen kullanılabilmesi için somut bir çağrıdan kaçındı. Bu yaklaşım, sendikal bürokrasinin Taksim konusunda devlet ve valilikle karşı karşıya gelmekten imtina ettiğini göstermektedir.
Taksim Hakkı ve Uygulamadaki Çekinceler
Taksim Meydanı, 1977 Katliamı’ndan beri işçi sınıfının simge mücadele alanıdır. DİSK’in Taksim’in haklı ve hukuki bir hak olduğunu belirtmesi olumlu bir adım olsa da, emekçilere ve tabana net bir Taksim çağrısı yapılmaması, meydanın fiilen kazanılması mücadelesinde belirsizliğe yol açmaktadır. Yasakçı iktidar politikalarına karşı sendikal hareketin net tutum alması gerekirken, bu belirsizlik emekçilerin birleşik direnişini zayıflatma riski taşımaktadır.
Emek Mücadelesinde 1 Mayıs ve Sendikal Sorumluluk
1 Mayıs, sermaye ve iktidarın emek sömürüsüne, güvencesiz çalışmaya ve hak gasplarına karşı işçi sınıfının ortak tepkisini ortaya koyduğu gündür. DİSK’in birleşik kutlama vurgusu, sınıf hareketinin güç birliğini hedeflese de Taksim’e dönük net bir çağrı eksikliği, sendikal hareketteki çekingen tutumun devam ettiğini ortaya koymuştur. Emekçilerin tarihi mücadele alanlarına sahip çıkması, sendikal örgütlerin öncülüğünde fiili bir direniş hattı oluşturmayı gerektirmektedir.






























