İSTANBUL – ABD’nin Suriye’deki varlığı, IŞİD’le mücadele bahanesiyle 2015’ten beri sürdürülüyordu. Çekilme süreci Şubat 2026’da başlamış, al-Tanf ve al-Shaddadi gibi stratejik üslerden kademeli olarak vazgeçilmişti. Suriye ordusu, bu üsleri tam kontrolüne alarak doğu bölgelerde egemenliğini pekiştirdi. Bu adım, emperyalist güçlerin uzun süreli işgallere dayalı stratejilerinde bir taktik değişiklik olarak değerlendiriliyor; doğrudan toprak işgali yerine üsler ve müttefikler üzerinden etkiyi sürdürme yaklaşımının devamı niteliğinde.
Ortadoğu’da Artan ABD Varlığı: Yeniden Konumlandırma
Suriye’den çekilme ile eş zamanlı olarak ABD, bölgedeki askeri yığınağını önemli ölçüde artırdı. Özellikle İran’la yaşanan gerilim ve 2026 İran savaşının etkileriyle birlikte uçak gemisi saldırı grupları (USS Abraham Lincoln, USS Gerald R. Ford gibi), destroyerler ve binlerce ek personel Körfez, Irak, Ürdün ve diğer üslerde konuşlandırıldı. Pentagon’un verilerine göre bölgedeki ABD personel sayısı 50 bine yaklaştı; bu, 2003 Irak işgalinden bu yana görülen en büyük yığınağın bir parçası. Çekilen Suriye güçleri kısmen Irak ve Ürdün’e kaydırıldı.
Bu gelişme, anti-emperyalist perspektiften bakıldığında, Washington’un bölgedeki egemenlik mücadelesini terk etmediğini, yalnızca taktik değiştirdiğini gösteriyor. Doğrudan Suriye işgalinden vazgeçilirken, hava, deniz ve füze savunma unsurlarıyla İran’ı ve direniş eksenini hedef alan bir kuşatma stratejisi devreye sokuldu.
Bölgesel Etkiler ve Egemenlik Mücadelesi
Suriye’deki üslerin devri, ülkenin toprak bütünlüğünün restorasyonunda önemli bir aşama oluşturuyor. Ancak ABD’nin iktidara getirdiği HTŞ üzerinden üzerinden dolaylı müdahaleleri devam ediyor.
İran ve Direniş Ekseni açısındansa, bölgede artan ABD varlığı, bölgedeki gerilimi tırmandırıyor; füze ve drone tehditleri, liman ablukaları gibi unsurlar emperyalist hegemonyanın araçları olarak öne çıkıyor.
ABD’nin bölgedeki askeri varlığını artırması, emperyalist histerilerle militarist politikaların bir uzantısı olarak, kaynaklar ve stratejik konumlar üzerindeki kontrolü elinde tutma çabasıyla tamamen ilişkilidir. ABD, çekilme görüntüleri altında varlığını derinleştirerek bölge halklarının egemenlik mücadelelerini baltalamayı sürdürüyor.



































