İSTANBUL – Trump’ın açıklaması, ABD’nin Ortadoğu’daki askeri üslerini ve donanma varlıklarını anlaşma sürecini gerekçe göstererek kalıcılaştırma çabasını ortaya koyuyor. Bölge ülkelerinin egemenlik haklarını hiçe sayan bu tutum, Washington’un kendi kurallarını dayatma stratejisinin tipik bir örneğini oluşturuyor. İran çevresinde konuşlandırılan uçak gemileri, savaş uçakları ve füze sistemleri, bağımsız bir devlete karşı açık bir kuşatma olarak işlev görüyor.
Tehdit Dili ve “Eşi Görülmemiş Güç” Retoriği
ABD Başkanı’nın “olası ihlale daha önce görülmemiş güçte karşılık” ifadesi, uluslararası hukuku ve diplomasiyi bir kenara bırakarak kuvvet kullanımını ön plana çıkaran bir yaklaşımı yansıtıyor. Bu tür militarist söylemler, emperyalist güçlerin egemen devletleri boyun eğdirmek için sıkça başvurduğu yöntemlerden biri haline gelmiştir. Özellikle nükleer anlaşma sürecinde sürekli olarak askeri kartı masaya süren ABD, diyalogu değil, dayatmayı tercih ettiğini bir kez daha göstermiş oldu.
Bölgesel Gerilimi Artıran Politika
Trump’ın bu tutumu, Ortadoğu’da istikrarsızlığı derinleştirmekte ve Filistin halkına yönelik işgalci politikaları destekleyen Siyonist rejimle eşgüdümlü hareket eden bir çizgiyi sürdürmektedir. Bölge halklarının egemenlik ve güvenlik haklarını hedef alan bu yaklaşım, anti-emperyalist mücadele açısından kritik bir uyarı niteliği taşımaktadır. Washington’un askeri varlığını “anlaşma” maskesi altında uzatması, boyunduruğu altına alamadığı devletlerin kendi kaynakları ve politikaları üzerinde karar verme hakkına yönelik sistematik bir saldırının parçasıdır.


































