İSTANBUL – İş Sağlığı ve Güvenliği (İSİG) Meclisi, 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü kapsamında hazırladığı raporla Türkiye’deki acı tabloyu kamuoyuyla paylaştı. Verilere göre, 2013 yılından bu yana en az 852 çocuk işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Ekonomik krizin derinleşmesi, MESEM’ler ve eğitimden kopuşun hızlanmasıyla birlikte çocukların tehlikeli iş kollarında çalıştırılma oranı her geçen gün artıyor.
Tarım Sektörü İlk Sırada: Mevsimlik Göç ve Ölüm Yolculuğu
Raporda dikkat çeken en çarpıcı detaylardan biri, çocuk ölümlerinin en yoğun yaşandığı alanın tarım sektörü olması. Hayatını kaybeden çocukların büyük çoğunluğu, mevsimlik tarım işçisi olarak aileleriyle birlikte yollara düşen ve tarlalarda güvencesiz koşullarda çalıştırılan çocuklardan oluşuyor. Trafik kazaları, traktör devrilmeleri ve kanal boğulmaları tarımdaki çocuk ölümlerinin başlıca sebepleri arasında yer alıyor.

MESEM Projesi ve “Yasal” Çocuk İşçiliği Eleştirisi
İSİG Meclisi, son yıllarda Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) kapsamında çalışan öğrencilerin yaşadığı iş kazalarına da vurgu yaptı. “Eğitim” adı altında çocukların ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılmasının önünün açıldığını savunan raporda, MESEM’lerin çocuk işçiliğini meşrulaştırdığı ve denetimsizliğin ölümleri beraberinde getirdiği ifade edildi.
Sanayi ve İnşaatlarda Çocuk Sesleri Kesiliyor
Sadece tarlalarda değil; sanayi sitelerinde, oto tamirhanelerinde ve inşaatlarda da çocuk işçiliği tırmanışta. Rapora göre:
- Küçük yaşta çıraklık: 14 yaş altı çocukların dahi ağır sanayi koşullarında çalıştırıldığı görülüyor.
- İş güvenliği sıfır: Çocuklar, yetişkinler için tasarlanmış makineleri kullanırken veya yüksekte korumasız çalışırken hayatlarını kaybediyor.
- Mülteci çocuklar: Hayatını kaybeden çocukların bir kısmını, en ağır işlerde en düşük ücretle çalıştırılan mülteci/göçmen çocuklar oluşturuyor.
Denetim ve Ceza Eksikliği
İSİG Meclisi, çocuk işçi ölümlerinin birer “kaza” değil, “cinayet” olduğunu belirterek yetkilileri göreve çağırdı. Mevcut yasaların uygulanmaması, caydırıcı cezaların verilmemesi ve yoksullukla mücadeledeki yetersizlik, çocukların oyun parkları veya okullar yerine fabrikalara mahkum edilmesine neden oluyor.
“Çocukların yeri işyerleri değil, okullardır. 852 sayısı sadece bir istatistik değil; yarım kalmış 852 hayattır.”





































