ANKARA – ABD Yüksek Mahkemesi, 20 Şubat 2026 tarihinde Donald Trump yönetimi tarafından daha önce uygulamaya konulan bazı ithalat tarifelerini anayasal yetki aşımı gerekçesiyle iptal etti. Mahkeme, başkanın tek taraflı olarak geniş kapsamlı tarifeler getirme yetkisinin sınırlı olduğunu belirterek, ilgili kararların iptaline hükmetti.
Bu kararın üzerinden 24 saat geçmeden Trump, Beyaz Saray’da düzenlediği basın toplantısında karşı hamlesini duyurdu. Trump, 1974 Ticaret Yasası’nın 122. maddesine (Section 122) atıfta bulunarak, ulusal ekonomik güvenlik ve ticaret dengesizliği gerekçesiyle tüm ülkelere yönelik yüzde 10’luk geçici gümrük vergisi getiren bir kararname imzaladı. Kararname, derhal yürürlüğe girdi ve ABD’ye ithal edilen neredeyse tüm malları kapsayacak şekilde tasarlandı.
Trump, imza töreninde yaptığı açıklamada, “Yüksek Mahkeme’nin kararı bizi durduramaz. Amerikan işçisini, çiftçisini ve üreticisini korumak benim en temel görevimdir. Bu geçici vergi, ticaret dengesizliğini düzeltene ve adil ticaret anlaşmaları imzalanana kadar sürecek” dedi. Kararın, Çin, Avrupa Birliği, Kanada, Meksika ve diğer büyük ticaret ortaklarını doğrudan hedef aldığı belirtiliyor.
Beyaz Saray yetkilileri, 122. maddenin başkanlara 150 güne kadar sürecek geçici tarifeler getirme yetkisi tanıdığını ve bu yetkinin mahkeme kararlarından bağımsız olduğunu savundu. Ancak hukukçular ve muhalifler, kararın uluslararası ticaret kurallarını ihlal edebileceğini ve misilleme tarifelerine yol açabileceğini ifade ediyor.
Piyasalarda kararın duyulmasıyla birlikte dolar endeksi yükseldi, ABD borsalarında ise karışık seyir gözlendi. Dow Jones endeksi hafif düşüş gösterirken, savunma ve yerli üretim odaklı hisseler değer kazandı. Küresel ticaret ortaklarından ilk tepkiler gelmeye başladı; Avrupa Komisyonu “ciddi endişe” duyduğunu belirtirken, Çin Ticaret Bakanlığı “gerekli önlemleri alma hakkını saklı tuttuklarını” açıkladı.
Trump’ın bu hamlesi, 2026 yılı başından itibaren sertleşen ticaret politikalarının yeni bir evresini işaret ediyor. Kararın 150 günlük süresi dolmadan Kongre’nin ya da mahkemelerin müdahalesi gündemde.




































