ANKARA – Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) uzun süredir görüşülen “Milli Parklar ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Yasa Teklifi”nde önemli bir aşama kaydedildi. Teklifin ilk beş maddesi Genel Kurul’da kabul edilirken, kalan maddelerin görüşmelerine önümüzdeki günlerde devam edilmesi bekleniyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) tarafından yönetilen milli parkların statüsünde köklü değişiklikler öngören teklif, çevreciler ve doğa koruma uzmanları tarafından endişeyle karşılanıyor.
Türkiye’de 50 Milli Park ve Yönetim Yapısı
Ülke genelinde 50 milli park bulunuyor. Bu alanlar; orman, dağ, göl, akarsu, kıyı ve endemik türlerin yaşadığı farklı ekosistemleri kapsıyor. Milli parklar, DKMP’ye bağlı 15 farklı Bölge Müdürlüğü tarafından idare ediliyor. Bu bölgeler, biyolojik çeşitliliğin korunmasından su havzalarının sürdürülebilir yönetimine, doğal ve kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılmasına kadar geniş bir yelpazede kritik görevler üstleniyor.
En Eski ve En Yeni Milli Parklar
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın resmi verilerine göre Türkiye’nin en eski milli parkı, 1958 yılında ilan edilen Yozgat Çamlığı Milli Parkıdır. En yeni milli park ise 30 Mayıs 2025 tarihinde ilan edilen Maraş Geben Vadisi Milli Parkı olmuştur. Bu iki tarih arasında ilan edilen 48 milli park, Türkiye’nin doğal zenginliğinin farklı dönemlerde tanınmasını ve koruma altına alınmasını temsil ediyor.
Teklifin Olası Etkileri
Yasa teklifinin kabul edilen ilk maddeleriyle birlikte, milli park sınırları içinde kalan bazı alanlarda yapılaşma, madencilik faaliyetleri ve turizm yatırımlarının önünün açılabileceği belirtiliyor. Çevre örgütleri, teklifin mevcut koruma rejimini gevşeterek ekosistem tahribatına yol açabileceğini savunuyor. Uzmanlar, özellikle su kaynaklarının, endemik bitki ve hayvan türlerinin yaşadığı hassas bölgelerin geri dönüşü olmayan zararlara uğrayabileceğini ifade ediyor.
Gelecek Kuşaklara Aktarım Tehlikede mi?
Milli parklar, yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de doğal mirası olarak kabul ediliyor. Teklifin kalan maddelerinin görüşülmesi sırasında çevreci sivil toplum kuruluşlarının, halk kitlelerinin ve bilim insanlarının itirazlarını daha yüksek sesle dile getirmesi gerektiği düşünülüyor.




