İSTANBUL – İmbat Madencilik bünyesindeki işletmelerde meydana gelen iş cinayetlerinin önemli bir bölümü göçük, tahkimat çökmesi, basınçlı gaz sıkışması ve bant kaza mekanizmaları sonucu gerçekleşiyor. Maden uzmanları ve bağımsız denetim raporları; ocağın derin yapısı, aşırı üretim hırsı ve koruyucu teçhizat eksikliklerinin iş güvenliği önlemlerinin önüne geçtiğine sık sık dikkat çekiyor.
Manisa’nın Soma ilçesinde, İmbat Madencilik’e ait maden ocağında bugün(1 Ekim 2026) tarihinde göçük meydana geldi. Doğu panosu Eynez bölgesinde, yeni açılan ayakta yaşanan göçükte en az 11 işçi mahsur kaldı. İlk bilgilere göre 3 işçinin cansız bedenine ulaşıldı, 4 işçi yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. Yaralı işçiler arasında Süleyman Şakrak, İbrahim Çimen, Onur Şahan ve Fatih Kılınç’ın isimleri yer alıyor. Bağımsız Maden İş’in açıklamasına göre göçükten 15 işçi etkilenirken, bazı işçilere hâlâ ulaşılamıyor. Manisa Valiliği ise “7 işçi göçük altında, 2’si sağ kurtarıldı” diyerek resmi söylemi yumuşatmaya çalıştı.
Arama-kurtarma çalışmaları sürerken, asıl soru değişmiyor: Bu ölümler “kaza” mı, yoksa kâr maksimizasyonu uğruna bilinçli olarak göze alınan bir iş cinayeti mi?
İmbat Madencilik, 13 Mayıs 2014’te 301 madencinin hayatını kaybettiği Soma katliamının yaşandığı bölgede faaliyet gösteriyor. Aynı şirket daha önce de defalarca işçi kanıyla gündeme geldi:
- 2014’te Metin Keskin vagon ile direk arasında sıkışarak can verdi.
- 2017’de İsmail Kahraman kepçe altında ezildi.
- 2019’da Selahattin Göktepe tambura sıkıştı.
- 2020’de 3 işçi birden öldü.
- 2022’de Durmuş Şahan kepçe altında kaldı.
Bu tablo tesadüf değil. Kapitalist madencilik düzeninde işçi sağlığı ve güvenliği, patronun kâr hesabının en alt satırına yazılır. Daha fazla kömür, daha az maliyet, daha hızlı üretim… İşçinin canı ise “üretim kaybı” olarak görülür.
Özelleştirme yağması bu cinayetlerin asıl zeminini hazırladı. 2015’te Konya Şeker’e peşkeş çekilen Soma Termik Santrali, TKİ’ye olan 21 milyar liralık borcunu ödeyemeyince iflas yoluna girdi. Santrale kömür satan İmbat gibi şirketler ise yatırımı kesti, işçiyi düşük ücrete mahkûm etti, sosyal hakları gasbetti. Şubat 2026’da işçiler sıfır zam dayatmasına karşı iş bıraktı. Patronlar “termik santralden alacağımız var” bahanesiyle işçiyi açlığa mahkûm ederken, güvenlik önlemlerini de iyice budadı. Sonuç: Yeni bir göçük, yeni işçi cesetleri.
İmbat Madencilik’in kâr tablosu ise yüz kızartıcı. Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşu listesinde yıllardır yer alan şirket, 2024’te 6 milyar liralık net satışa rağmen kurumlar vergisi ödemedi. Önceki yıllarda da yüzde 25 yerine yüzde 4-5 bandında vergi vererek devletten kaçtı. İşçi canı üzerinden biriken servet, vergi cennetlerinde saklanırken, maden ocaklarında ölüm sıradanlaşıyor.
Bu tablo, kapitalist sistemin özünü teşhir ediyor. Enerji tekelleri, yerli işbirlikçi sermaye ve siyasi iktidarın ortak çıkarları, işçi sınıfının yaşam hakkını hiçe sayıyor. Soma’da, Zonguldak’ta, Ermenek’te, Şırnak’ta akan kan, aynı düzenin ürünü. İş cinayetleri “kader” değil; arsız kâr düzeninin bilinçli tercihidir.
İşçi sınıfı olarak tek yol, bu düzeni sorgulamak, örgütlenmek ve direnmektir. Göçük altında kalan her işçi, kapitalizmin hesabına yazılan bir borçtur. Bu borcun ödetilmesi için mücadele şarttır.

































