İSTANBUL – Esra Işık, Akbelen’de maden şirketlerinin ormanları ve yaşam alanlarını yok etmesine karşı yürütülen direnişte aktif rol aldığı için gözaltına alınmış ve tutuklanmıştı. Yıllardır süren Akbelen direnişi, enerji ve madencilik tekellerinin kar hırsıyla doğayı tahrip etmesine, köylülerin ve emekçilerin yaşam kaynaklarını gasp etmesine karşı bir direniş hattı olarak biliniyor. Tutuklamalar, bu direnişi kırmak isteyen egemen güçlerin sistematik baskı aracına dönüştü.
Akbelen Direnişi
Akbelen, Türkiye’de maden ve enerji sektöründe uygulanan özelleştirme ve talan politikalarının en somut örneklerinden biri. Emperyalist sermaye ilişkileriyle iç içe geçmiş şirketlerin ormanları kesmesi, su havzalarını kirletmesi ve köylüleri yerinden etmesi, çevreyle birlikte emekçi halkı da hedef alıyor. Bu tür projeler, doğa talanını ve halkın yaşam hakkını hiçe sayan otokratik rejim anlayışının bir parçası olarak devam ediyor.
Esra Işık’ın Mektubu
Şakran Kadın Kapalı Hapishanesi’nden gönderilen mektupta Esra Işık, Akbelen’de yaşam alanına sahip çıkmanın bedelinin tutuklama olduğunu ancak mücadelenin devam ettiğini belirtti. Işık, hapishane koşullarına ve siyasi tutsaklara yönelik izolasyon politikalarına da dikkat çekerek, ekolojik tahribatın ve sermaye odaklı talanın yarattığı yıkıma karşı direnişin meşruiyetini vurguladı.
Esra Işık’ın mektubu, Akbelen direnişinin ve benzer ekolojik mücadelelerin hapishane duvarları arkasından da sürdüğünü gösteriyor. Tutuklamalara rağmen yaşam alanlarını savunma iradesi, sermaye ve iktidar blokunun doğa ve emek düşmanı politikalarına karşı devam eden direnişin bir yansıması niteliğinde.
Işık’ın mektubu şöyle:
“Topraklarımız, zeytinlerimiz, geleceğimiz şirketlerden büyüktür. Ben içeride olsam da köyümde, Akbelenimde mücadele uykusuz ve soluksuz devam ediyor.
Memleketimin güzel insanlarından tem dileğim var: Akbelen’e, köylerimize, davamıza sahip çıkın. Bizim bu toprakların dayanışmasına inancımız çok büyük.
Biliyoruz; birlik olursak kazanacağız.
Merak eden, arayıp soran, selam gönderen ve Akbelen’in sesini yükselten herkese selam olsun.
Şirketler değil, köylüler kazansın isteyen herkesi mücadelemize omuz ve yürek vermeye çağırıyoruz.
Biz bitti demeden bu dava bitmez.”





































