Sermaye devleti ekonomik ve siyasal krizini aşamıyor ama AKP de eskisi gibi kitleleri dönemsel olarak peşine takabilecek güvenilirliğini yitirdi, taktik siyasetlerini tüketti. Coğrafyada ve dünyada geçici yanılsamalar yaratmak için neredeyse tüm argümanları kullanmış olan siyasi iktidar, şimdi de gözünü uzaya dikti.

Hükümete gelirken kullandığı ‘ılımlı liberal’ tutum ve askeri vesayet karşıtı söylemleri, bunun parelelinde hükümet olduktan sonra ki sözde açılım politikaları, ‘barış süreci’ vb taktikleri ile hem zaman hem geçiçi müttefik kazanan hemde peşine muhafazakar kesimler ve dinci örgütlerin yanısıra sol reformist, liberal, sözde özgürlükçü vesayet karşıtları, küçük burjuva hümanistleri, Kürt ulusalcı kitleleri takan AKP, stratejik amaçlarına ulaştığı oranda taktiklerinde de değişikliklere gitti. Bir dönemin müttefikleri, diğer dönemin ‘hainler’i, ‘teröristler’i ilan edilerek alt edildi.

Siyasal örgütlenmeler ve bloklar arasında stratik hesapları doğrultusunda geliştirdiği taktikler çerçevesinde konumlanan siyasi iktidarın tüm bu dönemlerde yaslandığı en önemli unsur, halk sınıflarından kendine ciddi oranda destek verenlerdi. Ancak iç ve dış siyasetlerinin, ekonomi ve para politikalarının, siyasal yönetim, denetim ve özelleştirme politikalarının sonucu patlayan ekonomik ve siyasal kriz, tüm halk kitlelerinde dayanılmaz bir yoksulluğu yaygınlaştırınca işler değişti.

Ekonomik ve siyasal krizle artan işsizlik ve yoksulluk, beylik muhafakazar nutukları geçirsiz kılmaya başladı. Siyasi iktidara daha somut daha yakın ve daha maddi argümanlar gerekliydi. ‘Yerli araba’ projesi ortaya atıldı ancak onun tasarımından motoruna kadar herşeyinin yabancı sermayenin ürünü olduğu, üretilip üretilmeyeceği de güvenirlikten uzak olduğu için AKP-MHP açısından istenilen etkiyi yaratmadı.

Her zaman olduğu gibi dini duyguları sömürme adına da kimi adımlar atıldı. Ayasofya siyasete açıldı. Fundamentalist çok dar bir kesimde bir etki yarattıysa da esasta siyasete açılmasından birkaç gün sonra AKP-MHP’ye oy verenlerin çok büyük çoğunluğunun gündeminden çıktı.

Adnan Menderes’ten bu yana kullanılan bir yöntem vardı; siyasal düzen afakanlar geçirip krizlerle sarsıldığında, iktidar teşhir olup yoksulluk dayanılmaz boyutlara ulaştığında kitleleri oyalamak için açıkça yalan söylenerek bir sözde doğalgaz müjdesi verilirdi. AKP Şefi bu ‘taktiği’ genel ve yerel seçimler öncesi mütemadiyen uyguladı. Hatta doğalgazın yanında petrol müjdeleri de verdi.

Erdoğan’ın verdiği doğalgaz ve petrol müjdeleri şöyleydi:

31 Mart 2014 Y. Seçimler: Diyarbakır’da Türkiye’nin 40 yıl ihtiyacını karşılayacak kaya gazı (Şubat 2014)

7 Haziran 2015 G. Seçimler: Trakya’da 600 milyon metreküp doğalgaz (Ocak 2015)

1 Kasım 2015 G. Seçimler: Karadeniz’de 30 miyar metreküp doğalgaz (Ekim 2015)

24 Haziran 2018 G. Seçimler ve CB Seçimi: Mardin, Şırnak, Hakkari, Batman ve Siirt’te petrol, Trakya’da doğalgaz (Mayıs 2018)

31 Mart 2019 Y. Seçimler: Siirt’te petrol, Trakya’da doğalgaz (Şubat 2019)

2007 G. Se­çi­mler: Trak­ya ve Tuz Gö­lü’n­de do­ğal­gaz, Ma­ni­sa’da pet­rol

2009 Y. Se­çim­ler: Ma­ni­sa, Niğ­de, Di­yar­ba­kır, Is­par­ta ve An­tal­ya’da petrol

2010 re­fe­ran­du­mu: Er­ga­ni ve Ma­ni­sa’da pet­rol

21 ağustos 2020: Karadeniz’de doğalgaz

Ne var ki, siyasi iktidar ne yapsa kitlelerin gerçek gündemi olan işsizlik, yoksulluk, geleceksizlik ve güvencesizlik ile biriken tepkiyi yok edemedi, silikleştiremedi. Aksine ne yapsalar, bu tepki büyüdü. Öyleki düzen partileri dahi devletin yapısında bir sistemsel değilikliği gündemlerinin ilk sırasına almış durumda.

Gelinen aşamada dini değerlerin sömürülme siyaseti, doğalgaz-petrol ‘müjdeleri’, ‘yerli araba’, ‘milli istihdam’, ‘işsizliğe son söylemleri’, yapay düşmanlar yaratma politikaları, ‘Avrupa bizi kıskanıyor’ teraneleri vb her türlü argüman hunharca tüketilmiş durumda.

Coğrafyada ve dünyada kullanılarak üzerinden yanılsama yaratacak argüman bırakmayan siyasi iktidar bu kez gözünü uzaya dikti. Hemde ‘Milli Uzay Programı’ ile… Her fırsatta ‘millilikten’ bahseden siyasi iktidar döneminde kamuya ait tüm işletmelerin yabancı sermayeye peşkeş çekildiği ve henüz daha gerçekten tam olarak yerli komplike bir makine dahi üretemediği bilindiği için uzay programının önüne de bir ‘milli’ koyarak yapay ve geçici de olsa projeye inanılırlık kazandırmak istenmiş olsa gerek. Ancak halk kitlelerinin ihtiyacı olan yeni sözde milli ve gerçek-dışı vaadler(aslında yalanlar) değil!

Halk kitlelelerinin ihtiyacı olan, istihdam alanları, insanca yaşanılabilecek ücret, temel hak ve özgürlüklerin kullanılabilmesi, totaliterizmin sonlandırılması, demokrasi, tam hak eşitliği, ücretsiz öğrenim, yoksulluğun bitirilmesi….

Bütün taleplerimizin ve ihtiyaçlarımızın doğmasına neden olan düzenin ve iktidar partisinden muhalefet partilerine düzenin figuranlarının, dertlerimize gerçekten derman olma olasılığı da yok.