İSTANBUL – ABD ile İran arasında 8 Nisan 2026’da Pakistan arabuluculuğunda iki haftalık geçici ateşkes ilan edilmişti. Bu ateşkes, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve sınırlı bir süreliğine askeri operasyonların durdurulmasını içeriyordu. Ateşkes, Trump yönetiminin İran’a yönelik askeri tehditleri ve “medeniyeti yok etme” açıklamalarının ardından gelmişti. Leavitt’in açıklaması, ateşkesin sona erme tarihine yaklaşıldığı bir dönemde yapıldı.
Emperyalist Müzakereler ve Bölgesel Hegemonya Arayışı
Beyaz Saray, ateşkesin uzatılması konusunda resmi talepte bulunmadığını savunurken, görüşmelerin “verimli ve devam eden” nitelikte olduğunu vurguladı. Bu süreç, ABD’nin İran’a yönelik ekonomik ambargo, askeri varlık ve İsrail’le koordineli saldırılarla şekillenen uzun vadeli baskı stratejisinin bir parçası olarak öne çıkıyor. Görüşmelerin Pakistan’da devam etmesi bekleniyor ancak temel anlaşmazlıklar, İran’ın egemenlik hakları ve bölgedeki emperyalist müdahaleler etrafında yoğunlaşıyor.
Siyonist İşbirliği ve Bölgesel Etkiler
Ateşkes ilanının hemen ardından İsrail’in Lübnan ve diğer bölgelerdeki saldırıları artarken, ABD’nin İran’la yürüttüğü diplomatik süreç, Lübnan’daki ‘direniş hareketlerine’ karşı ortak stratejiyi perdelemeye hizmet ediyor. Leavitt’in açıklamaları, Washington’un askeri üstünlük kartını kullanarak İran’ı masaya oturmaya zorlama çabasını yansıtıyor. Görüşmelerdeki “verimlilik” vurgusu, kalıcı bir barış yerine emperyalist çıkarlara uygun geçici düzenlemeleri hedefliyor.
Müzakerelerin sonucu, bölgedeki güç dengelerini ve halkların bağımsızlık mücadelesini doğrudan etkileyecek.



































