Yarım asır önce, 1970’lerin ortalarında Türkiye’nin emek tarihine damga vuran Yeni Çeltek Madenci Direnişi, işçilerin hak arama mücadelesinin simgesi haline geldi. Amasya’nın Suluova ilçesinde yer alan Yeni Çeltek kömür madeninde başlayan bu olaylar, basit bir grevden öteye evrilerek işçi özyönetimi deneyimine dönüştü ve bölgeye yayıldı. Direniş, ekonomik taleplerle başlayıp siyasi bir boyut kazanarak 12 Eylül 1980 askeri darbesiyle bastırıldı. Bu makalede, direnişin arka planını, nedenlerini, seyir sürecini, ana aktörlerini ve sonuçlarını ele alacağız.
Bölge ve Madencilik Yapısı
Yeni Çeltek, Amasya’nın Merzifon ve Suluova ilçeleri arasında yer alan bir kömür havzasıdır. 1955’te üretime başlayan maden, aynı dönemde kurulan Suluova Şeker Fabrikası ile entegre bir yapıya sahipti. Şeker üretimi için yüksek ısı gerektiren linyit kömürü, bölgenin ekonomik omurgasını oluşturuyordu. Bölge, tarıma dayalı bir ekonomiyle (şeker pancarı, tütün) ve yüksek işsizlikle karakterize edilmişti. Maden işçileri genellikle kırsal kökenliydi; yarı çiftçi yarı işçi olarak çalışıyorlardı. İş koşulları zorluydu: Düşük ücretler, güvensiz ortamlar, uzun mesailer ve patron baskısı yaygındı. Önceki sendika (Türk-İş’e bağlı) yolsuzluklarla anılıyordu; lideri Mehmet Yılmaz’ın karaborsa kömür satışları işçileri mağdur ediyordu. Bu arka plan, işçilerin örgütlenme ihtiyacını doğurdu.

Ekonomik Sömürü ve Siyasi Baskı
Direnişin temel nedenleri, işçilerin ve sendikalarının taleplerinin reddedilmesinde yatıyordu. İşçiler, eşit ücret, iş güvencesi, sosyal haklar (kömür/odun tahsisi, giyim yardımı, tatil günleri, doğum/evlilik/ölüm yardımları) ve çalışma koşullarının iyileştirilmesini talep ediyordu. Tehlikeli ortamlar (yetersiz havalandırma, kazalar), performans bazlı ücret sistemi (rekabeti artıran), patronun keyfi uygulamaları (aşağılama, tehdit, şiddet) ve işsizlik korkusu, işçileri bezdirmişti. Siyasi bağlamda, 1970’ler Türkiye’sinde emek hareketlerinin yükselişi (1961 Anayasası sonrası sendikalaşma, 1977 ekonomik krizi) etkiliydi. Devrimci Yol hareketi, işçilere ideolojik destek verdi; sınıf bilinci, adalet ve dayanışma vurgusu yaptı. Alevi-Sünni işçilerin geleneksel dayanışması (örneğin İmam Hüseyin’in şehitliği gibi motifler) ve anti-devlet tutumu (Maraş/Çorum olayları sonrası), direnişi besledi. İşveren, zarar gerekçesiyle talepleri reddederek madeni kapatınca, işçiler üretimi sürdürmek zorunda kaldı.
Grevin Özyönetime Dönüşümü
Direniş, 1975’te Yeraltı Maden-İş Sendikası’nın (Çetin Uygur öncülüğünde) kurulmasıyla başladı. Sendika, Devrimci Yol ile bağlantılıydı ve DİSK’e üyelikte zorluklar yaşadı. Zaman çizelgesi şöyle:
- 1975-1976: Sendika kuruldu; işçiler anketler ve toplantılarla örgütlendi. Nisan-Mayıs 1976’da 23 günlük ilk grev: Sendika tanınması ve haklar için. Havza çapında destek (yemek yardımı, gösteriler) alındı; grev başarıyla bitti, ücretler iyileşti.
- 1977-1978: İşçiler 1 Mayıs’ları kutladı; 1978’de 26 günlük ikinci grev: Toplu sözleşme görüşmeleri sırasında. İşçi konseyleri (her 20 işçiye bir komite) kuruldu; hiyerarşi eridi, kararlar kolektif alındı. Devrimci İşçi-Köylü-Gençlik Dernekleri ve Direniş Komiteleri oluştu; anti-faşist savunma, gece nöbetleri yapıldı.
- 1980: Ocak-Nisan’da üçüncü grev: İşveren madeni kapattı (lokavt). İşçiler 64 gün madeni işgal etti; üretimi kendileri yönetti (günlük 250-300 ton kömür, rekor seviyeler), kömürü halk komiteleriyle sattı (kazancı işverene verdi). Üretim yüzde 30 düşük kapasitede sürdü; işçilere yoğurt dağıtımı gibi sosyal uygulamalar yapıldı. Direniş, Divriği, Bigadiç gibi bölgelere yayıldı. Kadınlar ve köylüler aktif rol aldı (yemek, silah saklama). Slogarlar (“Üreten biziz, yöneten de biz olacağız!”) ve kültürel etkinlikler (halay, müzik, film gösterimleri) direnişi güçlendirdi.
- 12 Eylül 1980: Darbeyle askeri müdahale; maden kapatıldı, işçiler Suluova Et ve Balık Kurumu’na götürüldü. Direniş bastırıldı.
Bu süreçte direniş, basit bir grevden özyönetime evrildi: İşçiler üretimi kontrol etti, sorunları kolektif çözdü (hataları örtbas etme, işe alım kriterleri), devlet boşluklarını doldurdu (okul/mescit inşası, çevre temizliği, kömür dağıtımı).
İşçiler ve Öncüler
- Çetin Uygur: Sendika kurucusu.
- Elif Er Korkmaz (Elif Ana): Devrimcileri kurtarmaya gittiği için tutuklandı; 20 yıl hapis aldı, 8 yıl yattı. “Pişman değilim, yine yaparım” diyerek simgeleşti.
- Mehmet Şahin: İşkence mağduru; 50 gün tutuldu, 2 yıl hapis yattı. Sonradan dava açtı.
- İşçiler ve Komiteler: Adsız kahramanlar; konseyler ve dernekler üzerinden örgütlendi. Grup Yorum’un “Madenciye Ağıt” parçası, direnişi anıtlaştırdı.
Bastırma ve Kalıcı Miras
Direniş, 12 Eylül darbesiyle ezildi: Binlerce işçi gözaltına alındı, tutuklandı; işkence (dayak, açlık, tehdit, köpek sesleri) uygulandı. Bazıları öldü, sakat kaldı. “Yeni Çeltek Devrimci Yol Örgütü” suçlamasıyla yargılandılar; idam talepleriyle karşılaştılar. Aileler göç etti (Almanya’ya), işçiler işsiz kaldı. 2010’da işkenceciler hakkında dava açıldı (Yüzbaşı Atasoy Fitos, Başçavuş Burhan Yöntem); ancak inkârlar sürdü.
Olumlu sonuçlar: Sınıf bilinci yükseldi; işçiler pasif mağdurluktan aktif öznelere dönüştü. Ekonomik kazanımlar (ücret artışı, güvenlik) elde edildi; özyönetim modeli, emek tarihine ders oldu. Direniş, günümüz mücadelelerine (Soma gibi) ilham veriyor: Dayanışma ve özörgütlenmenin gücünü gösteriyor. Ancak devlet baskısı açık/örgtülü OHAL’ler, darbeler ve sınıf işbirliçiliği sendikal hareketi zayıflattı; devrim güçlerinin zayıfladığı oranda sendikalarda adım adım geriledi. Sarı sendikacılık karşısına dikilen bir devrim gücü görmediği her gün sınıf işbirlikçiliğini daha da arsızca savundu, işçi sınıfının siyasal taleplerini tamamen bir tarafa koyan sınıf işbirlikçisi sendikacılık, ekonomik talepleri bile savunamaz hale geldi. Bugün sarı sendikalar eleştirilirken gözden kaçıralan en önemli noktalardan biri de bu.
Yeni Çeltek Direnişi, üretenlerin yönetebileceğini kanıtlayan bir deneyim. Yarım asır sonra bile, emek mücadelesinin hafızasında canlılığını koruyor; adalet ve dayanışma arayışını hatırlatıyor.




































