İSTANBUL – Af Örgütü’nün sahadan topladığı verilere göre, Gazze’deki sağlık altyapısının büyük bölümü yıkılmış veya işlevsiz hale getirilmiş durumda. Kadınlara özgü sağlık hizmetleri sunan merkezlerin çoğu ya bombalanmış ya da yakıt ve tıbbi malzeme eksikliği nedeniyle kapanmış. Kalan sınırlı sayıda sağlık kuruluşunda ise personel yetersizliği, elektrik kesintileri ve sürekli bombardıman tehdidi nedeniyle hizmet verilemiyor. Rapor, bu engellemelerin tesadüfi değil, kasıtlı politikaların sonucu olduğunu vurguluyor.
Hamile kadınların düzenli kontroller yapamaması, doğum sırasında tıbbi müdahale eksikliği ve enfeksiyon riskinin artması nedeniyle anne ve bebek ölümleri hızla yükseliyor. Kız çocukları ise ergenlik dönemi sağlık ihtiyaçları karşılanmadığı için ciddi fiziksel ve ruhsal sorunlarla karşı karşıya kalıyor. Cinsel şiddet mağdurlarının tedavi ve destek alamaması ise travmanın derinleşmesine neden oluyor.
İsrail’in uzun süredir uyguladığı abluka, tıbbi malzeme, ilaç ve yakıt girişini kısıtlayarak sağlık sistemini çökertmiş durumda. Son dönemde yoğunlaşan saldırılarda hastaneler, doğumevleri ve kadın sağlığı klinikleri doğrudan hedef alınmış veya kullanılamaz hale getirilmiş. Af Örgütü, bu koşulların kadınların ve kız çocuklarının yaşam hakkını sistematik olarak ihlal ettiğini ve uluslararası hukukun açıkça çiğnendiğini belirtiyor.
Rapor, Gazze’deki kadınların karşılaştığı bu krizin yalnızca sağlık sorunu olmadığını, aynı zamanda emperyalist politikalar ve işgalin yarattığı yapısal eşitsizliğin en ağır sonuçlarından biri olduğunu ortaya koyuyor. Kadınlar ve kız çocukları, çatışmanın en kırılgan kesimi olarak hem fiziksel hem de toplumsal yıkımın yükünü taşıyor.
Bu rapor, Gazze’deki insani felaketin cinsiyet boyutunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Kadın sağlığına yönelik engellemeler, bölgedeki egemenlik ve sömürü politikalarının doğrudan bir uzantısı olarak işliyor ve milyonlarca insanın temel haklarını yok sayıyor.






