ANKARA – Toplum Çalışmaları Enstitüsü tarafından açıklanan son rapor, Türkiye’nin eğitim politikalarındaki en kritik sorunlarından birini gün yüzüne çıkardı: Eğitime ayrılan kaynakların Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) içindeki payı, 2016-2022 döneminde kesintisiz bir düşüş trendi izledi.
Rapora göre, 2016 yılında yaklaşık yüzde 4,2 seviyesinde olan eğitim harcamalarının GSYH’ye oranı, takip eden yıllarda her yıl gerileyerek 2022’de yüzde 3’ün altına indi. Bu düşüş, hem mutlak rakamlar hem de yüzde bazında eğitim bütçesinin reel olarak küçüldüğünü ortaya koydu. Enstitü, bu gerilemenin öğretmen açığı, okul altyapısındaki yetersizlikler, eğitim materyali eksikliği ve yükseköğretimdeki erişim sorunlarını doğrudan etkilediğini vurguladı.
Uluslararası karşılaştırmalarda tablo daha da çarpıcı: OECD ülkeleri ortalaması yüzde 5 civarında seyrederken, Türkiye bu dönemde eğitim harcaması oranı en düşük ülkeler arasında yer aldı. UNESCO ve Dünya Bankası verileriyle karşılaştırıldığında da Türkiye, benzer gelir düzeyindeki ülkelerin gerisinde kaldı. Raporda, “Eğitim yatırımlarındaki bu tutarsızlık, uzun vadede insan sermayesi kaybına ve toplumsal eşitsizliklerin derinleşmesine yol açacaktır” uyarısı yapıldı.
Toplum Çalışmaları Enstitüsü, raporu değerlendirirken hükümeti eğitim harcamalarını GSYH’nin en az yüzde 6’sına çıkarmaya ve bu oranı kalıcı hale getirecek yasal güvence sağlamaya çağırdı. Eğitim sendikaları ve sivil toplum kuruluşları da rapora dayanarak, “Eğitim bütçesi kısıldıkça gelecek kısılıyor” sloganıyla harekete geçme çağrısında bulundu.
Rapor, eğitimdeki kaynak yetersizliğinin yalnızca bir ekonomik mesele değil, aynı zamanda bir neslin geleceğini ilgilendiren yapısal bir kriz olduğunu gözler önüne serdi.







































