
İSTANBUL – Migros depolarında net %50 zam, vergi yükünün işverene aktarılması, taşeron sisteminin kaldırılması ve güvenceli kadro talebiyle 23 Ocak’tan bu yana direnişte olan işçiler, bugün şirketin kurucusu Tuncay Özilhan’ın Beykoz’daki villasının önüne yürüyüş düzenledi. Eylem, Beykoz Kaymakamlığı’nın “gösteri yasağı” kararı ve yoğun polis ablukasıyla karşılaştı; işçiler ve destekçilerden çok sayıda kişi gözaltına alındı.
İşçiler, ellerinde “Sefalet zammı kabul etmiyoruz”, “%50 zam hakkımız”, “Kod-49 gaspına son” pankartları ve Tuncay Özilhan’ın fotoğraflarıyla villanın bulunduğu sokağa yürüdü. Ancak kaymakamlığın “güvenlik gerekçesiyle” ilan ettiği keyfi yasak nedeniyle polis, grubu villaya yaklaşmadan durdurdu. Abluka altında bekletilen işçiler, “Biz buradayız, Tuncay Özilhan nerede?” sloganları attı.
Gözaltına alınan işçilerden bazıları, kısa süre sonra serbest bırakılırken, eyleme katılan sendika temsilcileri ve destekçiler hâlâ karakolda tutuluyor. DGD-SEN (Depo ve Lojistik İşçileri Sendikası) yetkilileri, gözaltıların “sendikal baskı ve susturma amacı taşıdığını” belirterek şu açıklamayı yaptı:
“Tuncay Özilhan’ın villasının önünde sesimizi duyurmaya çalıştık. Migros’un kâr rekorları kırdığı bir dönemde bize %28 gibi sefalet zammı dayatılıyor. Depolarda kölelik koşullarında çalışıyoruz, ama patron villasında rahat. Polis ablukası ve yasak kararları bizi yıldırmaz. Taleplerimiz karşılanana kadar direniş sürecek.”
İşçiler, daha önce de şirket yönetiminin kapısına dayandıkları eylemlerde benzer polis müdahaleleriyle karşılaşmıştı. Bugün yaşananlar, direnişin 13. gününde “devlet-işveren işbirliği” eleştirilerini yeniden alevlendirdi.
Migros yönetimi, daha önce “7 bin 875 işçiyi kadroya aldık” açıklaması yapmış ancak direnişçi işçilerin taleplerine ilişkin herhangi bir adım atmamıştı. Sendika, toplu işten çıkarmaların (Kod-49) hukuksuz olduğunu belirterek yargı sürecini başlattıklarını duyurdu.









































