İSTANBUL – Türkiye’nin çeşitli illerindeki Migros depolarında çalışan binlerce işçi, şirketin 2026 yılı için sunduğu asgari ücretin sadece yüzde 1 üzerinde (toplam yüzde 28 civarı) zam teklifini “sefalet zammı” olarak nitelendirerek 23 Ocak 2026’dan itibaren iş bırakma ve yavaşlatma eylemlerine başladı. DGD-SEN (Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası) öncülüğünde örgütlenen direniş, kısa sürede 10’dan fazla ilde 12-20 depoyu kapsar hale geldi. İşçiler net yüzde 50 zam, vergi yükünün işverence karşılanması, taşeron sistemine son verilmesi, zorunlu fazla mesainin kaldırılması ve insanca çalışma koşulları talep ediyor.
Direniş sürecinde Migros yönetimi ve taşeron firmalar aracılığıyla yaklaşık 300-303 işçi Kod 49 gerekçesiyle (görevini yapmamak) işten çıkarıldı, yüzlerce işçi gözaltına alındı. Tuncay Özilhan’ın villası önünde yapılan eylemlerde ters kelepçe ve polis müdahaleleri yaşandı. Görüşmeler 9 Şubat’ta başladı, 11 Şubat’ta devam etti ve ücret konusunda anlaşma zemini oluşsa da işe iade sorunu kritik engel olarak kaldı.
Bugün (13 Şubat 2026) son toplantı yapılacağı belirtilirken, işçiler ve destek örgütleri “303 işçi geri alınana kadar” çağrısıyla harekete geçti. UMUT-SEN ve diğer emek örgütleri, saat 19.00’da tüm Migros mağazalarında eylem ve boykot çağrısı yaptı. Sosyal medyada #MigrosBOYKOT etiketiyle yayılan dayanışma mesajlarında, “Bir işçiyi geride bırakmayacağız” vurgusu öne çıkıyor. İşçiler, “Hepimiz iş başı yapana kadar direneceğiz” diyerek kararlılıklarını yineliyor.
Direniş, perakende sektöründeki sömürü koşullarını ve taşeron sistemini ifşa ederken, akademisyenlerden sanatçılara geniş kesimlerden destek alıyor. Boykot çağrıları güçlenirken, Migros’un tutumu kamuoyunda sert eleştirilere yol açıyor. Görüşmelerin bugünkü sonucu, direnişin seyrini belirleyecek kritik eşik olarak görülüyor.





