ANKARA – TCMB’nin 2025 zararı, önceki yıllardaki kayıpların devamı niteliğinde. Üç yıllık toplamda 2,57 trilyon TL’lik açık, döviz rezerv yönetimi, yüksek faiz politikaları ve enflasyonla mücadele adı altında uygulanan araçların yarattığı mali yükü yansıtıyor. Merkez Bankası bilançosundaki bu erime, kamu kaynaklarının transfer mekanizmalarına dönüştürülmesiyle bağlantılı olarak değerlendiriliyor.
Ekonomi Politikalarının Yapısal Etkileri
Merkez Bankası’nın zararı, Türkiye ekonomisinde uygulanan neoliberal yaklaşımların ve uluslararası sermaye hareketlerine bağımlı modelin sonuçlarından biri olarak öne çıkıyor. Döviz kurları, faiz oranları ve likidite yönetimi üzerinden yürütülen politikalar, yerli üretimi ve kamu maliyesini zayıflatırken, finansal rant alanlarını besleyen bir döngü yaratıyor. Bu süreçte, emperyalist finans merkezlerinin belirleyici rolü, ulusal ekonomi üzerindeki denetim kaybını derinleştiriyor.
Kamu Maliyesi ve Toplumsal Maliyet
Söz konusu zararlar, vergi gelirleri ve kamu bütçesi üzerinden karşılandığında, emekçi kesimlerin yükünü artırıyor. Eğitim, sağlık ve sosyal hizmetlerdeki kısıtlamalarla paralel ilerleyen bu tablo, kaynakların sermaye gruplarına aktarılmasına zemin hazırlıyor.




































