KOCAELİ – Lastik-İş Sendikası’nın Kocaeli Şube Kongresi öncesi gerçekleştirilen ve 18 kişinin gözaltına alınmasıyla sonuçlanan operasyon, sendika içindeki gerginlikleri bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Operasyonun ardından Lastik-İş Genel Başkan Yardımcısı Alperen Şakacı, sosyal medya üzerinden uzun bir açıklama yaparak, kendisi ve sendika hakkında çıkan haberleri sert bir dille eleştirdi. Şakacı, özellikle gazeteciler Erk Acarer ve F. Zehra Korucuoğlu’nun ortaya attığı iddiaları “iftira” olarak nitelendirdi ve bu isimleri doğrudan hedef aldı.
Şakacı’nın paylaşımında, “Bu sizlere son uyarım, son ikazımdır. Konuştuklarınızın bir tanesi dahi gerçek değildir. Hayatı itibarı üzerine yaşayan birisine iftira atarak, itibarım üzerine oynayarak, şah damarına dokunmanın bedelini çok ağır ödersiniz. Ve bunu yaşayarak göreceksiniz. Hesaplaşacağız” ifadeleri dikkat çekti. Bu sözler, gazetecilere yönelik açık bir tehdit olarak yorumlandı ve kamuoyunda tartışma yarattı. Şakacı, açıklamasının çeşitli bölümlerinde Acarer ve Korucuoğlu’nu tekrar tekrar işaret ederek, haberlerin “bilgi ve belgeye dayanmadığını” savundu ve hukuki süreç başlatacağını belirtti.
Şakacı’nın Savunması ve Reddi
Şakacı, sendika yönetimindeki dönemi boyunca işçilerin haklarına zarar verecek herhangi bir adım atmadığını vurguladı. Mali şeffaflık konusunda banka hesaplarının incelenmesine açık olduğunu ifade eden Şakacı, özellikle Yakup Kürşad Yılmaz’a (ülkücü mafya lideri olarak bilinen bir isim) sendika üzerinden para aktarıldığı ve Lastik-İş’e ait otelde ücretsiz konaklama sağlandığı iddialarını yalanladı. Siyasi geçmişine dair suçlamaları da reddeden Şakacı, seçim dönemlerindeki harcamalarını kendi kaynaklarıyla karşıladığını, mal varlığıyla ilgili ithamların ise sendikadaki görevi öncesi döneme ait olduğunu öne sürdü.
Kocaeli’deki soruşturmaya değinen Şakacı, gözaltına alınan 18 kişiden sadece dördünün sendikayla bağlantılı olduğunu belirterek, sürecin devam ettiğini ve “gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkacağını” dile getirdi. Ancak bu açıklamalar, gazetecilerin iddialarını gölgede bırakmadı; aksine, tartışmayı daha da alevlendirdi.
Erk Acarer ve Zehra Korucuoğlu’nun İddialarının Detayları
Gazeteciler Erk Acarer ve F. Zehra Korucuoğlu, Lastik-İş Sendikası’nı “devrimci maskeli mafya vurgunu” olarak tanımlayarak, sendikanın işçi aidatları ve devlet desteklerinden oluşan trilyonluk kaynaklarının kişisel rant için kullanıldığını iddia ettiler. Bu iddialar, Acarer’in 8 Ocak 2026’da YouTube kanalı üzerinden yayınladığı “Belgeli Yorum” programında belgelerle desteklendi ve Korucuoğlu’nun Kocaeli Şehir Gazetesi’ndeki köşe yazısında tamamlandı. İddialar, belgeye dayalı olduğu belirtilerek sunuldu; Acarer’in gazetecilik tarzı gereği somut delillere (fatura kayıtları, mahkeme dosyaları gibi) yaslandığı vurgulandı, ancak kamuoyuna tam belgeler henüz paylaşılmadı – daha çok isim, mekan ve olay bazlı anlatımlara dayanıyor.
- Yolsuzluk ve Mali Usulsüzlükler: Acarer ve Korucuoğlu, Alperen Şakacı’nın sendika kasasından 123 milyon TL’nin “alakasız plastik faturalar” yoluyla çalındığını ve bu paranın Şakacı ile Yakup Kürşad Yılmaz arasında paylaşıldığını öne sürdü. Şakacı’nın Kandıra’da bungalov evler, Yılmaz’ın ise villalar ve imara açılacak orman arazileri edindiği iddia edildi. Ayrıca, Şakacı’ya ait 100 binlerce Euro değerindeki Mercedes aracın Yılmaz üzerine kayıtlı olduğu belirtildi. Bu işlemlerin, sendikanın “peşkeş masası”na dönüştüğü ve işçilerin emeğinin sömürüldüğü şeklinde yorumlandığı ifade edildi.
- Mafya ve Siyasi Bağlantılar: İddialara göre, Şakacı ile Yılmaz arasındaki ilişki çocukluk arkadaşlığından öteye gidiyor; Yılmaz, cezaevinden tahliye olduktan sonra Lastik-İş’in Tryp By Wyndham otelinde neredeyse bir yıl ücretsiz konakladı. Yılmaz’ın MHP lideri Devlet Bahçeli tarafından korunduğu, Şakacı’nın MHP’den milletvekili ve belediye başkan adayı olduğu belirtildi. Yılmaz’ın çakarlı aracının MHP Milletvekili Ertuğrul Gazi Konal’a ait olduğu, cinayet tetikçisi Fırat Erdoğan’ın aynı vekilin Ankara villasında kaldığı iddia edildi. Ayrıca, Yılmaz’ın Japonya’ya kaçışının Bahçeli’nin “Türkiye’den çıkın” talimatıyla bağlantılı olduğu öne sürüldü. Sendikanın “devrimci” imajının altında ülkücü-mafya ağının gizlendiği, renklerin “kahverengi”ye döndüğü (faşist gönderme) savunuldu.
- Suikast ve İç Çatışmalar: “Suikast” girişimlerinin aslında Alaaddin Sarı ile Şakacı arasındaki koltuk ve rant kavgasından kaynaklandığı, bu olayların Yılmaz’a mesaj niteliği taşıdığı iddia edildi. Eski Kocaeli Şube Başkanı Yusuf Bayraktar’ın Sarı ve Necdet Ulusoy’a açtığı yolsuzluk davalarının devam ettiği, bu davaların ulusal basına yansıdığı belirtildi. Sendika kaynaklarının komando kampları yerine kişisel saltanat için harcandığı ifade edildi.



































