İSTANBUL/ANKARA/İZMİR – İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, hasta tutsakların tahliyesi talebiyle sürdürdükleri haftalık “F Oturması” eylemlerine devam ediyor. Bugün İstanbul Beyoğlu’nda İHD Şubesi önünde ve Ankara’da düzenlenen oturma eylemlerinde, ağır sağlık sorunları yaşayan tutsaklar Mehmet Emin Çam, Recep Bekik ve Fevzi Adanır’ın durumuna dikkat çekildi.
İHD’nin verilerine göre, cezaevlerinde 591’i ağır olmak üzere bin 569 hasta tutsak bulunuyor. Eylemlerde, bu tutsakların hapishane koşullarında tedavi edilemez hale geldikleri vurgulanarak, acil tahliye çağrısı yapıldı. Mehmet Emin Çam’ın kalp rahatsızlıkları ve geçirdiği krizler, Fevzi Adanır’ın sürekli refakat gerektiren hastalıkları ile Recep Bekik’in sağlık sorunları öne çıkarıldı.
Basın metnini okuyan Nazım Dikbaş, uzun yıllar tutsakların sesi olan gazeteci Hüseyin Aykol’u andı. Dikbaş, “Mehmet Emin Çam yaşlılığa bağlı rahatsızlıkları yanında beyin tümörü, yüksek tansiyon, böbrek kisti ve prostat hastası olup, üç defa kalp krizi geçirmiş ve iki kalp damarının halen tıkalı olduğu tespit edilmiştir. Geçirdiği safra kesesi ameliyatına bağlı sindirim sorunları, ayaklarda uyuşma ve felç nedeniyle yürüme güçlüğü, her iki kulakta cihaz gerektirir boyutta duyma kaybı ve ileri derecede unutkanlık yaşayan Çam, başkalarının yardımıyla ayakta durabilmekte, ancak iki kişinin desteğiyle yürüyebilmekte ve kişisel bakımını başkalarının yardımıyla gerçekleştirebilmektedir” dedi.
Emin Çam’ın Kızı Konuştu
Çam’ın kızının aktarımlarını Dikbaş, şöyle paylaştı: “Safra kesesi ameliyatına alınan babam, geçirdiği kalp krizi, beynindeki ur ve böbreğindeki kist nedeniyle tedavi gördüğü sırada 14 Mart 2022 günü, 71 yaşındayken tutuklandı. Hapishane koşulları ve tedavisinin aksaması nedeniyle sağlık durumu hızla bozuldu. İşitme kaybı nedeniyle her iki kulağına cihaz takıldı ama cihaza rağmen işitme sorunu yaşıyor. Prostat büyümesi var. İleri derecede unutkanlık gelişti. Uyuyamıyor. 25 Mayıs 2024 tarihinde kalp krizi geçirdiğinde Batman Bölge Hastanesinde anjiyo ile 3 damarını açtılar ancak hala iki damarı tıkalı. Durumu ağırlaşınca 10 Nisan 2025 tarihinde hastaneye kaldırıldı, bir gece hastanede tutup tekrar hapishaneye götürmüşler. 17 Nisan 2025 tarihinde tekrar kalp krizi geçirdi. Prostat ve böbreklerinde kistler, sol kol ve sol bacakta hissizleşme gibi vücut fonksiyonlarını etkileyen bir dizi hastalıkla mücadele ediyor. Kendisiyle yaptığımız görüşmede şiddetli baş ağrıları olduğunu söyledi. Doktorları, ‘bu ağrılar beyninde yer alan ve zamanla büyüyen tümörden kaynaklanıyor, beyninde damar tıkanıklıkları oluşmuş, her an beyin kanaması veya inme geçirme ihtimali var’ demiş. Ağır hastalıkları olmasına karşın babamı 12 Kasımdan beri hastanelere ring aracıyla götürülüyor. Babam 16 Aralıkta tekrar hastaneye götürülmüş. Babam, ‘Doktora götürüldüğümde jandarma yüksek bir sesle ‘Terör örgütü mahkumu’ deyince doktorların da yaklaşımları değişiyor. Artık beni hastaneye götürmesinler’ diyor. Bu geliş gidişler sırasında maruz kaldığı olumsuz durumlar hem ruhsal hem de fiziki olarak onu çok yoruyor ve hastalıklarını tetikliyor. Babam günde en az 20 kapsül ilaç alıyor, ağır hastalılarına ve yaşına rağmen avukatların yaptığı tüm infaz erteleme başvuruları reddedildi. Adli Tıp Kurumu, 74 yaşındaki ağır hasta babam için ‘cezaevinde kalabilir’ raporu verdi. Bu babamı ölüme terk etmek anlamı taşıyor. Ailesi olarak Adalet ve Sağlık Bakanlığına sesleniyoruz; babamı serbest bırakın.”
İstanbul’daki eylemde “Tedavi haktır engellenemez” ve “Hasta tutsaklara özgürlük” pankartları açılırken, tutsakların fotoğrafları taşındı. Katılımcılar, “Tecrit öldürür, dayanışma yaşatır” sloganları attı. Basın açıklamasında, Adli Tıp Kurumu raporlarına rağmen tahliyelerin engellendiği belirtilerek, yetkililer göreve çağrıldı.
ANKARA
Ankara’daki Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi eylemi ise Sakarya Caddesi’nde gerçekleşti. Burada da üç tutsağın isimleri anılarak, hapishane koşullarının yaşam haklarını tehdit ettiği ifade edildi.
“F Oturması” eylemleri, F tipi cezaevlerindeki izolasyon ve tecrit uygulamalarına karşı 700’ü aşkın haftadır sürdürülüyor. Aktivistler, hasta tutsakların serbest bırakılmaması durumunda ölümlerin artacağı uyarısında bulundu. Eylem, barışçıl bir şekilde oturma eylemiyle sona erdi.
Bu etkinlik, cezaevlerindeki hak ihlallerine karşı kamuoyu duyarlılığını artırmayı amaçlıyor. İHD, benzer eylemlerin önümüzdeki haftalarda da devam edeceğini duyurdu.
İZMİR

İHD İzmir Şubesi de, Konak Eski Sümerbank önünde açıklama gerçekleştirdi. “Hasta mahpuslar ölüyor, susma suça ortak olma” pankartı taşınan açıklamada, Şube Yöneticisi Övgü Temizkan, bu hafta Afyon T Tipi Hapishanesinde tutulan Fevzi Adanır’ın sağlık durumuna ilişkin bilgi verdi. Adanır’ın 33 yıldır tutsak olduğunu belirten Temizkan, ağır psikiyatrik ilaçlar kullanan Adanır’ın tek başına ihtiyaçlarını karşılayamadığını söyledi. Temizkan, “Ağır diş kaybı mevcuttur; randevuya götürüldüğünde dahi derdini anlatamadığı için tedavi olamamaktadır. Yakın zamanda merdivenden düşmüş, şu an yardım olmadan yürüyememektedir. Bu tablo Adanır’ın sürekli refakat ve gözetim gerektiren bir hasta olduğunu açıkça göstermektedir. Raporlardaki epikriz kayıtlarına göre, Fevzi Adanır 31 Temmuz 2025 tarihinde Akut Miyokard Enfarktüsü tanısıyla Kütahya Şehir Hastanesine yatırılmıştır. Afyonkarahisar Devlet Hastanesi yazışmalarında kardiyoloji kontrolünün planlandığı ve tedavi giderlerinin karşılanmasına ilişkin idari süreçler görülmektedir. Buna karşın aile beyanlarına göre kalp krizi sırasında hangi hastanede bulunduğu bilgisine dahi ulaşılamamış, telefonlar uzun süre yanıtsız bırakılmış, yoğun bakım sürecinde yakınlara bildirim yapılmamıştır. Bu tutum hasta hakları ve insan onuruyla bağdaşmayan muamele yasağı ile bağdaşmamaktadır” diye belirtti.
Adanır’ın yeme içme ve hijyen düzeni ancak koğuş içi dayanışmayla sürdürebildiğinin altını çizen Temizkan, şöyle devam etti: “İlaç uyumu koğuş arkadaşlarının kontrolüyle sağlanmaktadır. Kardiyovasküler tabloya ek olarak akciğerlerde sıvı birikimi ve nefes darlığı atakları bildirilmiştir. Çoklu morbidite (akut MI öyküsü ve stent, iskemik kalp hastalığı, ileri solunum yakınmaları, ağır diş kaybı, mobilite kısıtlılığı) ile şizofreninin getirdiği bilişsel-algısal bozulma, iletişim güçlüğü ve iç görü kaybı birlikte değerlendirildiğinde, Adanır’ın tek başına kalması tıbben kontrendikedir. Tıbben tek başına kalamayacak bir hastanın tek başına tutulması, nöbet, düşme, ilaç ve beslenme aksaması gibi öngörülebilir riskleri artırır. Bu, Anayasa madde 17 ve AİHS madde 3 kapsamında insan onuruyla bağdaşmayan muamele teşkil eder. Nitekim avukat görüşlerinde, karantina-tekli hücre gibi uygulamaların geri dönüşsüz zarara yol açabileceği ifade edilmiştir. Ayrıca geçmiş yıllara yayılan gözleri bağlı toplu sevk, darp, çıplak arama dayatması gibi iddialar da mutlak yasak kapsamındadır. Acil çağrımız şudur; Fevzi Adanır derhal bağımsız ve multidisipliner bir kurul tarafından yerinde değerlendirilmelidir. İlaç sürekliliği, kriz yönetimi ve beslenme için refakat-rehberlik mekanizması kurulmalı, tek başına tutulmasına son verilmeli, güvenli ve destekli birimde sürekli gözetim ve bakım sağlanmalıdır.”












































