AKP Şefi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, her fırsatta emekçi sınıfın ve ezilen ulusların mücadelelerini ve başkaldırılarını itibarsızlaştırmaya çalışıyor, öfke dolu sözler edip ‘vandalizmle’ ‘terörizmle’ itham ediyor. Bu sadece AKP şefinin kişisel niteliğiyle ilgili değil, esasta devletin sınıfsal karekteriyle ilgili.

Zira MHP’sinden CHP’sine, ANAP’ından DYP’sine, BBP’sinden DSP’sine ve diğerlerine kadar tüm düzen partileri; hakim sınıfların parlemento tiyatrosunda sadece figüranlar! Onlar temsil ettiklerini hakim sınıfın çıkarlarının ve tahakkümünün sürekliliğinin sağlanabilmesi için çalışıyor. Devlet kurulduğu günden bu yana değişen hükümetlerin, emekçi sınıfına ve ezilen uluslara karşı tutumunun -şeklen nüans farklılıkları olsa da- esasta değişmemesinin nedeni de budur.

İşbirlikçi sermayenin sınıf kiniyle emekçi sınıfa ve ezilen uluslara bakan devletin, emekçi sınıfın ve ezilen ulusların her başkaldırısına zincirlerinden boşalan bir histeriyle saldırmasının nedeni tamda budur.

GEZİ DİRENİŞİNİN ÜZERİNDEN 7 YIL GEÇTİ AMA DEVLETİN SINIF KİNİ TAPTAZE

AKP Şefi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan şahsında temsil edilen işbirlikçi tekelci sermaye diktatörlüğü; her ne kadar kendi içinde zaman zaman klik dalaşlarına hız verse de sözkonusu emekçi sınıfı ve ezilen uluslar olduğunda aslında aralarında hiç bir fark kalmadığı görülüyor. Sözkonusu emekçiler ve ezilen uluslar olduğunda aynılaşan pratik tutumları bunun en iyi göstergesidir.

İlgili Haber:  Erdoğan'ın Seçimler Öncesi Verdiği Gaz ve Petrol Müjdelerinin Listesi

Erdoğan, partisinin Isparta, Burdur, Gümüşhane, Kastamonu ve Sinop il kongrelerine yaptığı canlı bağlantı konuşmasında da bahsettiğimiz sınıfsal devlet kininin her bir kelimesine sindiği görüldü.

AKP Şefi konuşmasında: ‘Son günlerde yeni bir fitne ateşi yakıldığını görüyorum. Geçmişte birlikte çalışmış olsak bile hiç kimsenin şahsi ifadeleri cumhurbaşkanıyla, hükümetimizle ilişkili hale getirilemez.  Teröre bulaşmış, terörle kol kola yürüyenler hiçbir zaman bizim ne yanımızda ne dirsek teması altında olduğumuz kişiler olamaz.  Yasin Börülerimizin ölümüne neden olamaz. Kobani katlimanına neden olanlar hiçbir zaman AK Parti’nin yanında yer alamaz.  Biz Gezi olaylarının finansörlüğünü yapan, eylemleri organize edenlerin savunucusu olmadık.’ ifadelerini kullandı.

AKP Şefi, ‘Biz Gezi olaylarının finansörlüğünü yapan, eylemleri organize edenlerin savunucusu olmadık.’ ifadesiyle Gezi Direnişine duydukları sınıfsal kini ve direnişin onların sınıfında yarattığı büyük korkunun halen taptaze durduğunu göstermiş oldu.

IŞİD VE EL NUSRA ÇETELERİ İLE DEVLET İLİŞKİSİNİ VE KENDİ ORTAYA ATTIKLARI ‘BARIŞ SÜRECİ’Nİ YOK SAYDI

AKP Şefi konuşmasında, tüm sermaye sözcüleri gibi iki yüzlü bir tutum takınarak gerçekleri çarpıtmaya çalıştı. Sözkonusu konuşmasında, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın ve Osman Kavala’nın serbest bırakılması yönünde görüş belirten Bülen Arınç’a atfen: ‘Kobani katlimanına neden olanlar hiçbir zaman AK Parti’nin yanında yer alamaz.‘ dedi.

İlgili Haber:  Erdoğan, Artan Vaka Sayıları için Halkı Suçladı

Suriye konusunda ilkin IŞİD’e tırlarla yapılan devlet desteği gündeme gelmiş ardından El Nusra adlı fundamentalist çeteler ile işbirliği geliştirildiği belgelenmişti. Son aşamada ise El Nusra ve fundamentalist çeteler ile TC ordusu Suriye’de birlikte hareket etmişti. Dahası son olarak Azerbeycan ile Ermanistan arasında Karabağ’da yaşanan savaşta dahi Suriyeli fundamentalist örgütlerin TC devleti tarafından alana gönderildiği ortaya çıkmıştı.

Bütün bunlara rağmen Kobani’ de yaşanan katliamları Kürt ulusal hareketine ve/veya HDP’ye mal etmeye çalışması, ezilen Kürt ulusuna ve onun her alandaki mücadelesine duyduğu sınıfsal devlet kinini açıkça göstermektedir.

Diğer yandan AKP şefi; Kürt ulusu adına PKK’yi temsilci olarak kabul edip ‘barış süreci’ başlatan ve açıktan bu süreci yürüten, ‘Oslo Görüşmelerini’ ve muhtevasını duyuran devlet değilmiş gibi, Kürt ulusunun demokratik mücadelesini en açık yasal alanda ve parlementoda yürütenleri ‘terörist’ ilan edip cezaevlerinde tutulmalarını savundu.