Vasily Ivanovich Chapaev (Чапаев), 9 Şubat 1887’de (eski takvimle 28 Ocak) Rusya İmparatorluğu’nun Kazan Guberniyası’na bağlı Budayka köyünde (bugün Çuvaşistan’ın başkenti Çeboksarı’nın bir parçası) yoksul bir köylü ailesinde doğdu. Babası Ivan Stepanovich bir marangozdu ve aile geçimini zorlukla sağlıyordu. Vasily, çocukluğundan itibaren ağır işlerde çalıştı: dükkânda çıraklık, çayhanede garsonluk, babasıyla birlikte marangozluk yaptı. Resmi eğitim almadı, ancak pratik zekâsı ve doğal liderlik yeteneğiyle öne çıktı.
Erken Hayatı ve I. Dünya Savaşı
1908’de askere alındı, ancak asıl askeri kariyeri 1914’te I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla şekillendi. 326. Belgoray Piyade Alayı’nda görev yaptı, Güneybatı Cephesi’nde savaştı. Cesaretinden dolayı üç kez St. George Haçı ile ödüllendirildi (Georgievski Krest), ayrıca madalya aldı ve felsefeci rütbesine yükseldi. Savaş sırasında birden fazla yaralandı; bir yara nedeniyle uzun süre at sırtında kalamıyordu, bu yüzden otomobil veya motosiklet tercih ediyordu.
1917 Şubat Devrimi sırasında yaralı olarak Saratov hastanesindeydi. Ekim Devrimi’nden sonra Bolşeviklere katıldı ve hızla yükseldi. Eylül 1917’de Bolşevik Partisi’ne üye oldu. Askerlerin oyuyla 138. Piyade Alayı komutanı seçildi.
İç Savaştaki Mücadelesi
Chapaev, İç Savaş’ın en parlak figürlerinden biri oldu. 1918’de Nikolaevsk (bugün Pugachev) bölgesinde Kızıl Ordu saflarında yer aldı. 1919’da 25. Tüfek Tümeni‘nin komutanı oldu. Doğu Cephesi’nde Amiral Aleksandr Kolçak’ın Beyaz Ordu güçlerine karşı kritik zaferler kazandı. Ufa, Buguruslan, Belebey gibi şehirlerin alınmasında büyük rol oynadı. Tümeni, disiplinli ama aynı zamanda cesur ve halka yakın bir yapıya sahipti.
Chapaev, geleneksel askeri eğitim almamasına rağmen pratik zekâsı, cesareti ve askerleriyle kurduğu samimi bağla tanınıyordu. Komiseri Dmitry Furmanov’un anılarında “kaynaklı, korkusuz ve halkın içinden gelen bir komutan” olarak betimlenir. Ancak bazı kaynaklarda bağımsız davranışı ve otoriteye karşı tavrı nedeniyle üstleriyle sorun yaşadığı da belirtilir.
Ölümsüzleşmesi
Chapaev’in hayatı 5 Eylül 1919’da, 32 yaşındayken sona erdi. Olay, Ural Oblastı’ndaki Lbişçensk (bugün Kazakistan’da Chapaev adını taşıyan yerleşim) yakınlarında meydana geldi. Beyaz Ordu’ya bağlı Ural Kazakları (yaklaşık 2.000 kişi), Albay Nikolai Borodin komutasında derin bir baskın düzenledi. Şafak vakti şehre girerek Kızıl Ordu karargâhını kuşattılar. Savunma hazırlıksız yakalandı; telsiz hatları kesilmiş, keşif yapılmamıştı.
Chapaev ağır yaralandı (kaynaklara göre baş, kol ve karın bölgesinden vuruldu). Karargâhtaki komutanlar, komiserler ve personel büyük kayıp verdi. Chapaev’i kurtarmak isteyen birkaç asker (bazı versiyonlarda iki Macar Kızıl Ordu askeri), onu yarım kapıdan yapılmış bir sal veya yüzerken nehre taşıdı. Ural Nehri‘ni geçmeye çalışırken makineli tüfek ateşi altında kaldı. Resmi Sovyet versiyonuna göre yaralı halde nehre atladı ve boğuldu; cesedi hiç bulunamadı.
Alternatif anlatılar var: Nehri geçtikten sonra kan kaybından öldüğü ve kıyıda gömüldüğü iddiası -Macar askerlerin tanıklığına dayandırılarak- anlatılıyor. Diğer bir anlatı da, beyazlar tarafından esir alınıp vurulduğu yönünde.
Ancak en yaygın ve sinemada ölümsüzleşen versiyon, Ural Nehri’nde boğulmasıdır.
Mirası ve Efsaneleşmesi
Chapaev’in ölümü sonrası Dmitry Furmanov’un 1923’te yazdığı “Chapaev” romanı büyük yankı uyandırdı. 1934’te Vasilyev kardeşlerin çektiği aynı adlı film (Stalin’in onayıyla) kült statüsü kazandı. Film, milyonlarca insana ilham verdi ve Chapaev’i “halk kahramanı” yaptı. Petka (Petya), Anka-pulemyotchitsa ve Furmanov gibi karakterler halk arasında efsaneleşti; Rus anlatısının vazgeçilmez unsuru oldu.
Chapaev’in adı bugün hâlâ yaşıyor: Çeboksarı’da heykeli, müzesi var; Chapayevsk şehri onun adını taşıyor. Sovyet döneminde okullara, sokaklara, gemilere adı verildi. O, Bolşevik Devrimi’nin köylü kökenli, cesur ve halkçı yüzünü temsil eder.
Vasily Chapaev kısa bir hayat yaşadı ama yarattığı etki nesiller boyu sürdü-sürüyor. Ural Nehri’nde fiziki olarak kaybolan o cesur devrimci figür, hâlâ sınıf mücadeleleri tarihimizde öğreten ve zafere çağıran canlı bir bilinç olarak yaşıyor.





































