ATİNA – Atina’da turizm sektörünün aşırı büyümesiyle birlikte Prosfygika, uluslararası emlak fonları ve yatırımcıların hedefi haline geldi. Evler kısa süreli kiralama platformları üzerinden yabancı sermayeye devredilirken, yerel halk için barınma hakkı fiilen gasp ediliyor. Bu süreç, neoliberal kentleşme modelinin tipik bir yansıması olarak, emekçi mahallelerini rant alanı dönüştürmeyi amaçlıyor. Kiraların astronomik seviyelere ulaşması, özellikle düşük gelirli işçiler ve göçmenler için yaşamı sürdürülemez kılıyor.
Neoliberal Bireyciliğe Karşı Kolektif Direniş
Prosfygika’da yaşananlar, neoliberalizmin dayattığı rekabetçi ve bireyci kültüre karşı bir meydan okumadır. Mahalle, sermayenin yarattığı “herkes kendi başının çaresine baksın” anlayışını reddederek dayanışma ve ortak mülkiyet pratiklerini öne çıkarıyor. Emekçi sınıfların barınma mücadelesi, uluslararası sermayenin kentleri metalaştırma stratejisine karşı somut bir engel oluşturuyor.
Emperyalist Kent Politikaları ve Emekçi Sınıf
Avrupa’nın birçok kentinde olduğu gibi Atina’da da turistleşme ve gentrifikasyon, emperyalist finans kapitalin yerel yönetimlerle işbirliği içinde yürüttüğü bir operasyondur. Prosfygika’nın direnişi, bu politikalara karşı emekçi mahallelerin ve göçmen topluluklarının kolektif mücadelesinin önemini bir kez daha göstermektedir. Barınma hakkının metalaştırılmasına karşı geliştirilen bu tutum, sistematik kent talanına karşı geliştirilen direnişlerin yeni bir halkası olarak öne çıkıyor.
Atina Prosfygika’nın Tarihçesi: Küçük Asya Mültecilerinden Emekçi Mahalle Direnişine
Atina’nın Alexandras Caddesi üzerinde yer alan Prosfygika, 1922 Küçük Asya Felaketi sonrası Yunanistan’a zorunlu göç etmek zorunda kalan mültecileri barındırmak üzere 1933-1935 yıllarında inşa edilen bir konut kompleksidir. Sekiz bloktan oluşan ve Bauhaus tarzı işlevsel mimariyle tasarlanan bu yapı, sermaye ve devletin mülteci emekçileri marjinalleştirme politikalarına karşı kolektif yaşamın ve direnişin sembolü haline gelmiştir.
Küçük Asya Felaketi ve Mülteci Akını
1919-1922 Yunan-Türk Savaşı’nın ardından imzalanan Lozan Antlaşması ile yaklaşık 1,5 milyon Rum ve Ermeni nüfus, Küçük Asya’dan (Batı Anadolu) zorunlu nüfus mübadelesi yoluyla Yunanistan’a sürüldü. Yunan devleti, bu kitlesel mülteci akını karşısında yetersiz kaldı ve başta Atina olmak üzere kentlerde gecekondular, geçici barınaklar oluştu. Prosfygika, bu mültecilerin bir bölümünü kalıcı olarak yerleştirmek amacıyla devlet tarafından planlanan sosyal konut projelerinden biri olarak ortaya çıktı. Mimari olarak Kimon Laskaris ve Dimitris Kyriakou tarafından tasarlanan kompleks, dönemin modernist anlayışıyla basit, betonarme ve ortak alanlara önem veren bir yapıya sahipti.
İnşaat Süreci ve İşçi Sınıfı Mahallesi Oluşumu
1933-1935 yıllarında tamamlanan sekiz blok ve 228 daireden oluşan Prosfygika, başlangıçta Küçük Asya’dan gelen mülteci ailelere tahsis edildi. İlk yıllarda barınaklarda yaşayan mülteciler, buraya yerleşerek kolektif bir emekçi mahallesi yarattı. Ortak avlular ve paylaşılan mekanlar, dayanışma ilişkilerini güçlendirdi. Yapı, Yunanistan’daki ilk apartman tipi sosyal konut örneklerinden biri olarak kabul edilir. Ancak kapitalist sistemin yarattığı yoksulluk ve güvencesizlik, mahallenin tarih boyunca emekçi sınıfların mücadelesine ev sahipliği yapmasına yol açtı.
Savaş Yılları ve Anti-Faşist Direniş
İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman işgali altında büyük yoksunluk yaşayan Prosfygika, 1944 Aralık olaylarında (Dekemvriana) anti-faşist partizanların İngiliz ve Yunan devlet güçlerine karşı direniş üssü haline geldi. Binaların cephelerindeki kurşun izleri, bu mücadelelerin fiziksel tanıklarıdır. Mahalle, faşizme ve emperyalist müdahalelere karşı emekçi direnişinin önemli bir mekanı oldu. Savaş sonrası dönemde de işçi sınıfı karakterini koruyan Prosfygika, devlet ihmaline rağmen kolektif yaşam pratiklerini sürdürdü.
Neoliberal Dönemde Talan ve Kolektif Mücadele
2000’li yıllarda devlet, binaların büyük kısmını kamulaştırarak yıkım ve rant projeleri planladı ancak tarihi ve mimari değeri nedeniyle koruma altına alındı. 2010 ekonomik krizi ve mülteci akınıyla birlikte terk edilmiş yapılar, göçmenler, yoksullar ve direnişçiler tarafından işgal edilerek yeniden canlandırıldı. Bugün Prosfygika, uluslararası sermayenin turistleşme ve gentrifikasyon saldırısına karşı barınma hakkını savunan özyönetimci bir emekçi topluluğu olarak varlığını sürdürüyor. Bu tarih, mültecilerin ve emekçilerin sermaye politikalarına karşı süren mücadelesinin kesintisiz bir halkasıdır.





































