İSTANBUL – Türkiye’nin en büyük perakende market zincirlerinden A101,az çalışan ile ağır iş yükü, çalışma koşulları, iş tanımı dışında görevlendirme, yetersiz ücret, taciz ve mobing gibi sorunlarla gündemde.
Türkiye genelinde 13 bin 219 şubede toplam 70 bin 647 çalışanı olan zincir marketteki çalışma koşulları ve hak gasplarını gündeme getiren Türkiye Sosyal Sigortalar, Eğitim, Büro, Ticaret, Kooperatif ve Güzel Sanatlar İşçileri Sendikası (Sosyal-İş), A101 işçilerine ulaşmak için örgütlenme kampanyası başlattı.
Kampanyanın temel talepleri ücretsiz içme suyu, yemek ücretlerini iyileştirilmesi ve oturarak çalışma hakkı.
DİSK’e bağlı Sosyal-İş İstanbul Şubesi Market-Mağaza Kadın Komisyonu üyesi Gülbin Demirel, kampanyalarına dair konuştu.
‘Patronlar, işçilere bir bardak suyu çok görüyor’
Birçok işçinin yemek ücretinin ödenmediğini belirten Gülbin Demirel, “A101 işçileriyle başlattığımız su yemek kartı ve sandalye talebi üzerinden yürüttüğümüz kampanya zincir marketlerin geneline yayılan bir kampanya oldu. A101 patronu ve diğer zincir market patronları işçilere bir bardak suyu dahi çok görüyor. İşçiler kasalarından geçen suları kendi paralarıyla satın alarak içmek zorunda kalıyor. İki yıldır güncellenmeyen bir yemek parası var. Enflasyonun bu kadar yüksek olduğu bir dönemde 4 bin 100 lira gibi komik bir rakamla işçilerin beslenmesi bekleniyor. Bu da insanca yaşanabilecek bir ücret değil. Sandalye ise kasada çalışan işçilerin gün boyu ayakta durmak zorunda bırakılmasına karşı bir talep. Bir insan gün boyu ayakta çalışamaz. Bu durum meslek hastalıklarına ve ciddi sağlık sorunlarına yol açıyor. Oturarak çalışma hakkı insani haktır” diye belirtti.
‘Müşteri haklıdır anlayışı işçinin arkasında durmuyor’
Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, sektörde çalışanların yaklaşık yüzde 70’ini kadınların oluşturduğunu aktaran Gülbin Demirel, “Kadın işçiler mağazalarda tek başlarına 4-5 kişinin yapacağı işi yüklenmek zorunda kalıyorlar. Kasa sevkiyat, reyon, mal kabul gibi tüm işler tek bir işçinin sırtına yükleniyor. Bunun yanında kadın işçiler, yoğun bir mobbinge ve müşteri tacizlerine de maruz kalıyor. Sendika bünyesinde kurduğumuz Kadın Komisyonu ve Mağaza Market Komisyonu ile bu sorunların üzerine gidiyoruz. Kadın işçilerin yalnız olmadığını gösteriyoruz. Diğer bir önemli konu ise toplumsal öfke ve şiddet. Ülkedeki ekonomik kriz ve zamlar yüzünden müşteriler öfkeli. Bu öfke zammı yapan iktidara ya da şirket patronlarına değil, asgari ücretle çalışan market işçilerine yöneliyor. İşçiler her gün sözlü ve fiziki şiddete, linç girişimlerine maruz kalıyor. ‘Müşteri her zaman haklıdır’ anlayışı yüzünden şirketler işçinin arkasında durmuyor işçinin haysiyeti ve can güvenliği hiçe sayılıyor. O yüzden bu mücadelemiz sadece birkaç temel maddeyle sınırlı değil” diye belirtti.
Zorlu çalışma koşullarına rağmen kadın işçilerin direndiğini vurgulayan Gülbin Demirel, “Biz kadınların nasıl ev içinde görünmeyen emeğimiz varsa mağaza ve markette de çalışırken görünmeyen bir emeğimiz var. Bu sektörde kadın olarak çalışmak zorbalığa ve mobbinge maruz kalacağınız anlamına geliyor. Birçok işi yapıyoruz. Paleti de kaldırıyoruz, sevkiyatı da açıyoruz, kasaya da bakıyoruz, bazı şeyleri de biz daha fazla yapıyoruz. Ben o sevkiyatı kaldırdığımda ‘Erkek gibi ya’ dedikleri bile oluyor. Biz de sürekli olarak ‘Ben bir kadın olarak bunu yaptım’ diyorum. Bunun yanında eril birçok olay oluyor. Örneğin Küçükçekmece’de bölge sorumlusu tarafından şiddete maruz kalan bir kadın işçi vardı. Kovulduğunu duyduk. Biz o kadın işçilere de ulaşmaya çalışıyoruz. Hem hukuki destek sağlıyoruz, hem de biz Kadın Komisyonu ve Mağaza Market Komisyonu olarak ne yapabiliriz diye çalışmalar yapıyoruz. Gücümüz yettiği oranda da elimizden geleni yapacağız. Kadınların nefes aldığı tek yer işyerleridir. Evlidir, eşi izin vermiyordur. Anne babasıyla kalıyordur, onlar izin vermiyordur. Bu yüzden kadınlar işine dört elle sarılıyor ve o işi kaybetmemek için elinden geleni yapıyor” ifadelerini kullandı.
‘Şiddet gören işçiler var’
İşveren ve yöneticilerin “müşteri haklıdır” politikasından dolayı işçilerin zorbalandığını kaydeden Gülbin Demirel, şöyle devam etti: “Mağazada çok fazla taciz oldu. Biz işçilere güç vermek istiyoruz, birlikte güçlenebiliriz. Şiddet gören işçiler var. Başka mağazadan başka mağazaya gönderilen kadın işçiler var. Hamileysen ‘gereksiz, işe yaramaz’ bir konumuna geliyorsun ve mobbing uygulanmaya başlanıyor. Hamile kaldığında ağır kaldırmayacaksın, normal işine gidip geleceksin, yavaş hareket edeceksin. Bu iş yüzünden birçok arkadaşım düşük yapmıştır. Hizmet sektöründe aynı zamanda bazı kadınlar da ‘işten atılırım’ korkusuyla hamile olduklarını saklamak zorunda kalıyor. Hatta kimi zaman psikolojik şiddete varan ciddi boyutlar oluşuyor. Sistem, ‘tacize maruz kaldıysan sen haklı değilsindir’ gibisinden dayattığı için patronlar da zaten kar uğruna her şeyi yaptığı için ‘müşteri haklıdır’ diyerek birçok şeye maruz kalmamıza göz yumuyorlar.
İş güvenliğiyle ilgili bir şey olduğunda elimizden geldiğince, gücümüz yettiği oranda bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Çok yoğun bir şekilde şiddet vakaları oluyor. Bir ara bize haftada bir şiddetle karşılaşan kadınlar geliyordu. Biz de kampanyamız kapsamında, eylemsellik başlatacağız. Bu sistemi biz kadınlar değiştireceğiz. Bir avuç zenginin hayatımızı değiştirmesini ve dönüştürmesine izin vermeyeceğiz. Bizim derdimiz işçilerin bir araya gelip bu sorunları birlikte çözmektir. Birlikte birbirimize güç vermemiz gerekiyor.” (MA)









